ucak-bileti

En ucuz uçak bileti nasıl bulunur?

En ucuz uçak bileti nasıl bulunur?

Arkadaşlarınız çatır çatır gezerken sizin aklınız “En ucuz uçak bileti nasıl bulunur?” sorusuyla uğraşıyorsa, hiç sıkılmadan aşağıdaki tavsiyelerimize göz atın. Seyahat etmek planlı olmayı gerektiren bir iş. O yüzden de biraz uğraşmanız gerekecek. Gelin hep beraber, sizin için en ucuz uçak biletini bulalım.

1) Bilgisayarda Gizli Arama Yapın

Bugün artık yolcuların büyük kısmı, biletlerini alırken havayolu şirketlerinin İnternet sayfasına girip arama yaparak alıyor. Havayolu şirketleri ise bu alışkanlıkla teknolojiyi birleştirip, karlılıklarını arttırmak istiyorlar. Bu nedenle eğer belirli bir tarih ve yer için birden fazla kere bilet araması yaparsanız, her seferinde fiyatın artması ile karşı karşıya kalacaksınız. İşte tam da bu yüzden, internet üzerinde arama yaparken “Gizli Sayfa” açarak arama yapın. Böylece bu hileden kurtulursunuz.

2) Uçuş arama motorlarını kulanın

Uçuş arama motorları artık yeni bir teknoloji değil. Ancak kendilerini sürekli yenileyerek ek özellikler kazanıyorlar.  Skyscanner ve Momondo gibi arama motorları iyi sonuçlar verebiliyor. Biz hem arama, hem de satın alma için Turna‘yı kullanıyoruz. Sadece promosyon değil, puan kazanmak ve kredi kartına taksit gibi imkanları ile, Turna birden fazla kere kazandırmış oluyor.

3) En ucuza uçabileceğiniz günü bulun

Seyahat ederken esnek olmak çok önemli. O yüzden en ucuza uçabileceğiniz günü bulmaya çalışın. Turna‘da bunun için site üzerinde gidiş geliş tarihlerinizi ayarlayabileceğiniz bir skala da bulunmakta.

4 ) LCC (Düşük Bütçeli Taşıyıcı) taşıyıcılar ile uçmaya başlayın

Aynı çıkıştan aynı hedefe uçan firmaların hepsi lüks olmayı hedeflemez. Kimisi sadece hizmete odaklanır. THY ile Anadolu Jet, buna en güzel örneklerden. Dolayısıyla siz de, uçtuğunuz bölge için uygun olan küçük ama ekonomik olan firmaları tercih edin.

5) Ara bağlantıları ayrı almayı deneyin

Havayolları değiştirerek veya ara bağlantı uçuşunu ayrıca alarak uçak biletinden kara geçme imkanınız çok yüksek. Mesela İstanbulKuala LumpurLangkawi uçacaksanız, İstanbul – Kuala Lumpur’u ayrı, Kuala Lumpur – Langkawi’yi ayrı almaya çalışın.

6) Kara veya demiryolu bağlantıları dikkate değer

Kimi zaman kalabalık ve popüler bir havalimanı yerine, yakınlardaki az kullanılan bir havalimanına inerek, aradaki yolu tren veya otobüs ile almak çok daha ucuz fiyat almanızı sağlar. Özellikle de indiğiniz ufak havalimanı etrafı size güzel gezi imkanları da sunarsa.

7) Ucuza yönelin

Şimdiye kadar hep gitmek istediğiniz yere göre arama yaptınız. Bu sefer fiyata göre arayalım. Eğer seyahat tarihiniz esnek değilse, o tarihlerde en uygun uçulacak noktaları bulmaya çalışın. Bakalım nerelere promosyon var.

8) Sabahın körü, gecenin zifiri

Çok ters zamanlarda olan uçuşlar, ister istemez daha uygun fiyatlar verirler. Maliyeti kurtarmak gerek ne de olsa. Özellikle bir noktaya birden fazla uçan havayolları bunu çok uygular. Çok erken veya çok geç bir saatte seyahat edin. Kârda olacaksınız.

9) Puan Toplayın

Gerek havayollarının sadık müşterilerine uyguladıkları sistemleri kullanarak, gerekse Turna gibi firmaların puanlarını toplayarak çifte ücretsiz bilet kazanma şansınız var. Değerlendirin.

10) Erken Rezervasyon

Erken rezervasyon her zaman iyidir. Gerek firmalar, gerekse müşteriler hep sever. Ancak yapılan bir araştırma, uçuş tarihine 6 hafta kalan rezervasyonların daha uygun fiyatlı olduğunu göstermiş. Denemekten zarar gelmez.

11) Pazartesi al – Cuma Uç

Her ne hikmetse, pazartesi günleri uçakların bilet fiyatlarının en düşük olduğu günler olarak dikkat çekiyor. Tabii sürekli dolu olan rotalar için konuşmuyoruz. Gerçi onlarda bile fiyatlar düşebiliyor. Pazartesi sendromunu değerlendirip biletinizi Pazartesi alırsanız ve aldığınız bilet herhangi bir Cuma günü içinse ucuza aldınız denebilir. Çünkü kimse işten çıkıp Cuma günü uçmayı istemez.

12) VPN Kullanın

VPN denilen sistem, sizin internete nereden girdiğinizin belli olmasını engelleyen sistem. Bu sistemi kullanırsanız, havayollarının değişik bölgeler için uyguladıkları pahalı fiyatlardan kurtulup, daha uygun fiyatlarından faydalanabilirsiniz. Çünkü havayolları ülkelere veya bölgelere göre farklı fiyat politikaları uygular.

 

 

Bitcoin

Bitcoin ve Altcoin Dünya Turizmi İçin Kurtarıcı Olabilir Mi?

Bitcoin ve Altcoin Dünya Turizmi İçin Kurtarıcı Olabilir Mi?

Bitcoin ve Altcoin isimlerini bu sıralar sıklıkla duymaya başladık. Özellikle geçen sene Bitcoin’in bir anda parlaması ve diğer Altcoin’leri de kendisiyle beraber değerli hale getirmeye başladı. Tabii bu herkese ama öncelikle para kazanmak isteyenlere sanki bir umut kapısı oldu. İlk başlarda pek bilinmezken, devletler fazla müdahale etmiyordu. Ancak kullanım oranı ve alanı arttıkça, sistem ile ilgili ciddi uyarılar ve hatta kimi devlet yönetimlerinden yasaklar bile gelmeye başladı.

Kısaca, Kripto para birimi olarak adlandıracağımız bu sistemde, yüksek şifreleme algoritmaları ile şifrelenmiş birimlerin, elektronik ortamda oluşturulan hesap ve cüzdanlar aracılığıyla transferi ve el değiştirmeleri durumu söz konusu. Bu pek tabii hırsızlıkları ve diğer sıkıntıları da beraberinde getiriyor ama konumuz o değil.

Turizm ile Kripto Paralar Nerede Buluşur?

Bildiğiniz gibi turizmde ciddi bir miktar paranın sürekli dolaşımı söz konusu. Özellikle uluslararası yapılan programlar, toplantılar, grup gezileri, bireysel geziler ve bunlar için yapılan her türlü uçak, otel ve yerel turlar, kendi para biriminizden hariç bir para birimi ile ödeme yapmayı gerektiriyor. 2016 yılında Amerika Kıtaları, Avrupa, Afrika ve Asya kıtalarının en fazla turist çeken ilk 10 ülkelerinin, gelen turistten kazandıkları para 904.7 Milyar dolar olmuş. Bu sadece ülke içerisinde hizmet veren kurumlara ödenen miktar.

İşte tam da burada, turizmin en büyük problemlerinden birisi olan, uluslararası para gönderimi ve komisyonları ile, para birimleri arası kur farkı kayıpları bulunuyor. Dünya ortalaması olarak %3 uluslararası para transferi komisyon ücreti, %3’de kur çevirim komisyonu kaybı olarak hesapladığımız taktirde bu rakam %6’ya çıkıyor. Turizm sektörünün sadece bu iki işlemden yıllık 55 Milyar dolar kaybı olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Türkiye söz konusu ise bu rakam yıllık yaklaşık 1.1 milyar dolar.

Nasıl bir sistem oluşur?

Turizm sistemine dahil olan uluslararası otellerin, acentelerin ve havayollarının kendi ülkelerinden kendi para birimleri ile kripto para aldıklarını ve bunların tek bir para biriminde birleştiğini, böylelikle ödemelerin sistem üzerinden ve kayıpsız yürüdüğünü düşünsenize. Bu elektronik para biriminin sadece uluslararası turizm çalışan birimlerce kullanılacağını da ekleyelim. Böylelikle turistlerin otel ve uçak biletlerini almak üzere eskiden olduğu gibi acentelere yönelmesi de sağlanmış olacaktır.

Sistemin eksisi ne?

Şu an bilinen eksiler özellikle güvenlikle ilgili. Tabii tüm uluslararası otel, ulaşım ve acente birimlerinin sistemin içerisine girmesi de zaman alacaktır. Bir de devletlerin bundan vergi alıp almayacağı da meçhul. Ancak tüm bunlar sistem açılana ve genişleyene kadar çözümlenebilecek şeyler. Ama bundan 50 yıl önde, tüm dünyada ödemelerin kağıt para yerine plastik bir kart ile yapılacağını söylediklerinde de böyle bir bakış açısı oluşmuştur sanırım.

Sonuç olarak tartışılması gereken çok noktası olsa da, sistemin yavaş yavaş buraya gitmekte olduğunu kabul etmek ve kendimizi buna göre konumlandırmamız gerekir.

 

 

Sagalassos-turrehberin

Sagalassos

Sagalassos

Ne yalan söyleyelim, Sagalassos ile buluşmadan önce buranın bu denli güzel ve ilgi çekici olabileceğini bilmiyorduk. Elbette hemen yakınında bulunan Sagalassos Lodge & Spa Oteli’nin Genel Müdürü olan sevgili Korkmaz Yaya’nın, her karşılaşmamızda “Gelsen, mutlaka çok beğeneceksin, tam senlik” demesi bende bir şeyler uyandırmıştı. Sagalassos’un, Türkiye’nin en önemli antik kentleri içerisinde, Efes harabelerinden sonra 2. gelmesi de dikkatimi çekmişti. Ancak yine de bu kadarını beklemiyordum. Buraya bir parantez açıp, tam bir otel yöneticisi olan Korkmaz Bey’i tebrik ediyorum. Dağın başında, ne çeşit imkânsızlık var ise hepsi ile boğuşup, bu denli kaliteli bir otel çıkarmak herkesin harcı değil. Aslında sırf bu otel için bile gidilir. O kadar söyleyeyim.

Sagalassos Nedir?

Sagalassos bence, Türkiye’nin sahip olduğu en önemli antik kentlerin başında gelmekte. Bunun sebeplerini ilerleyen satırlarda göreceksiniz. Tarihsel anlamda bakacak olursanız, Pisidia bölgesinin en önemli kentlerinden birisidir. Yağmacılık ve soygunculuk ile geçimlerini sağlayan Luwi’lerin, yerleşik hayata geçtikten sonra en gurur duydukları kentleridir. Burada bir parantez daha açalım. Luwi’lerin (veya Luvi’lerin) kendi zamanlarının ilerisinde bir ırk olduğu birçok yazılı kaynaktan (ağırlıklı olarak Hattilerden) doğrulanıyor. Anne, Atta ve Pati kelimelerinin Luvice olduğu ve asıllarının Anni, Atti ve Pati olduğunu öğrenmek benim için de ilginç olmuştu. Luviler aynı zamanda Anadolu’nun en eski yerleşik halklarından sayılmakta. İşte Sagalassos’da onların en güzel kentlerinden birisi.

Sagalassos Antik Kenti

Sagalassos antik kentine ulaşmak için önce Burdur’un Ağlasun ilçesine gidiyoruz. Oradan da Sagalassos kentinin bulunduğu Ağlasun dağına tırmanışa geçiyoruz. Yolda bizi önce Sagalassos Lodge & SPA oteli karşılıyor. Buradan da yaklaşık 4,5 km sonra şehrin ana caddesi hizasına kurulan seyir terası ve antik kent biletli girişine geliyoruz. Müze kart ile giriş yapabiliyorsunuz. Eğer kartınız yoksa, buradan alabiliyorsunuz. Taurus (Toros)’ların üzerinde bulunan kentin kurulumu 1400-1650 metreleri arasında yer alıyor.Sagalassos Kemer

“M.Ö 12,000 yıllarında bölgede toplamacı/avcı insanların varlığı biliniyor. Ancak bu bölgede bir yerleşim ismine ilk olarak Hitit kaynaklarında ve “Salawassa” adı ile rastlandığında tarihler M.Ö. 1400’lü yılları gösteriyor. Hititler bir mektupta “Salawassa”nın Luwi’lerin dağ kalesi olduğunu yazıyor. Sagalassos’un hemen burnunun dibinde (1,9 km ötesinde) Düzen Tepe adı verilen ve aynı döneme tarihlenen ikinci bir şehrin varlığı biliniyor. Her iki kent de aynı şeylerden (tarım ve çömlekçilik) geçimlerini sağlamakla birlikte Sagalassos’daki yapıların zarifliği ve el işçiliği, Düzen Tepe’dekiler ile uyuşamayacak kadar zıt.” Bunlar bizim değil, kazıların yönetimini yapan Prof. Marc WAELKENS’e ait değerlendirmeler.

Kısa bir tarihçe verecek olursak, şehir M.Ö 1000’lerde Frigler, M.Ö 700’lerde ise Lidya Krallığı sınırları içerisinde kalıyor.  Daha büyük şehir olan ve Sagalassos’un sadece 1,9 kilometre ötesinde bulunan Düzen Tepe’nin işsiz kıldığı Sagalassos’lu gençler Pers krallarının paralı askeri olarak savaşmaya başlıyor. Şehir, nihayetinde Perslerin emri altına giriyor. İşte tam da bu dönemde şehrin Grek kültürü ile ilişkisi başlıyor. Büyük İskender’in M.Ö 332 yılında oldukça zorlanarak ele geçirdiği Sagalassos ve boyun eğmez halkı bu tarihten itibaren farklı bir değişime uğruyor. Suriyeliler (Seleucid) ve Bergamalı Attalid’ler tarafından işgal edilse de M.Ö 2. Yy.’da komşu şehir Düzen Tepe tamamen boşalırken, yaşamına devam etmesini biliyor.

M.Ö 133 yılında ise Roma’nın emri altına giriyor. Ancak Sagalassos’u her şeyden öte etkileyen şey, Roma’nın getirdiği düzen ve huzur oluyor. Oldukça geniş tarım alanına hükmetmeye başlayan Sagalassos, Zeytin ve tahıl üretimi ile, Büyük Roma’nın ticaret ortaklarından biri haline dönüşüveriyor. Sagalassos’un çömlekçiliği de gelişmeye ayak uyduruyor ve Roma sınırlarında aranan bir ticari mal haline geliyor “Sagalassos kırmızı kil çömlekleri”. Önce Hellenleşen, ardından Romalı olan Sagalassos’un en büyük değişimi, M.S. 400 lerde şehrin Hristiyanlığı kabul etmesi olmuş.

M.S. 500’lerde ilk depremi yaşayan Sagalassos’un düşüş dönemi M.S. 550’lerde yaşanan salgın hastalık ile belirginleşiyor. Ciddi nüfus kaybına uğrayan şehir, kendini düzeltmeye çalışırken M.S. 590’da gerçekleşen ikinci büyük deprem ile kaderine boyun eğer ve İskender Tepesi olarak adlandırılan kısımda ufak bir nüfusun köye dönüşmüş yaşamına kalır. M.S. 1250’lerde ise, zaten bugünkü Ağlasun’a yerleşip, kervansaray ve hamam kuran Selçuklular tarafından tamamen yıkılır.

Bundan sonra doğa görevini yapar ve şehir unutulur. Ta ki 1706 yılında XIV. Louis’in görevlendirdiği Paul Lucas’ın buradan geçerken keşfetmesine kadar. Ancak buranın Sagalassos olduğunu 1824 yılında F.V.J. Arundell belirlemiş. O dönem, en iyi korunmuş Roma kenti ünvanını da kazanan Sagalassos, 1800’lerin sonunda Efes, Bergama ve Milet’in bulunmasıyla bir anda tekrar unutulmuş. Modern kazılar 1972 yılında başlasa da esaslı çalışmalar 1991’de Profesör Walkeens ile başlamış ve halen devam etmekte.

Gelelim Sagalassos Kalıntılarına

Bulutların Kenti Sagalassos, dokunulmamış hali ile bölgenin son 10,000 yılına ışık tutarken, biz de size, buraya gelince göreceklerinizi kısaca anlatalım. Biz kısaca anlatacağız ama siz gezerken en kısası 1 en uzunu ise yaklaşık 4 saat sürecek bir yürüyüş yapacaksınız. Yanınızda su mutlaka bulunsun. En azından Helenistik çeşmeye kadar idare edecek kadar. Orada buz gibi kaynak suyundan doldurursunuz.

Sagalassos Şehir Maketi

Gezmeye başladığınız nokta, aynı zamanda da giriş noktası olan şehrin Doğu kanadı. Buradan girdiğinizde şehri bir anlamda ikiye ayıran ve Necropolis’e yani mezarlıklara giden yol üzerinde olacaksınız.

Yolda 100-150 metre ilerledikten sonra sağınızda Odeon’u (Kapalı Tiyatro/ No:8) göreceksiniz. Sagalassos OdeonBuranın ilk yapımına başlanma zamanı olarak M.Ö 27-M.Ö 14 yılları arası İmparator Augustus zamanı olduğu belirlenmiş durumda. Ancak bitişi M.S. 200’lere kadar gitmiş. Doğu kapısı halen ayakta. Batı kapısı artık yok. Odeon yaklaşık 1500-2000 kişilik. Kesin bir bilgi yok çünkü tüm oturma taşları geç-antik dönemde sökülmüş. Bugün gördüğünüz hali M.S. 6. Yy’a ait görüntüsü. Büyük ihtimalle, bina tamamlandıktan sonra, belediye meclisi toplantıları da burada yapılmış. 3 metrelik bir heykel olduğu düşünülen Tanrıça Demeter’in heykelinin baş kısmı bugün Burdur Arkeoloji Müzesinde sergileniyor.

Odeon’a sırtınızı verip Güney tarafa baktığınızda gözünüzün önüne gelen kısım Roma hamamı ve İlk hamamdır.Sagalassos hamam panoramik (No:9) Burası, bu şehri önemli kılan noktalardan bir tanesi. Çünkü buradaki ilk hamam, tipik bir İtalyan hamamıdır. Emsal örneğine Pompeii’de rastlanmakta. Bu hamam İmparator Augustus döneminde M.S 10-30 yılları arasında yapılmış. En önemli özelliği ise, Anadolu’da bulunan Roma hamamlarının en eskisi olması. İmparator Augustus döneminde buraya Güney İtalya’dan savaş gazileri yerleştirildiği için böyle bir hamamın yapılmış olabileceği düşünülüyor.

Hamamın Mermer Salonu veya İmparatorluk Salonu ise devasa heykellere sahipmiş. Bugün bunlardan bazıları parça parça da olsa Burdur Arkeoloji Müzesinde sergileniyor. Hristiyanlık ile birlikte, bu noktada da bazı değişiklikler yaşanmış. Hatta heykellerin bir kısmı kireç elde edebilmek için Sagalassos terk edilirken yakılmış.

Burada yol sizi bir tercihe mecbur bırakacak. Ya yoldan yürümeye devam ederek Stadyum ve Nekropollere doğru gideceksiniz, ya da sonradan konulan metal bir merdivenden inerek kendinizi alt agorada bulacaksınız. Biz önce yoldan yürüyerek Kuzey ve Batı Nekropollerine gittik.

Batı Nekropolü, Stadyuma (No:17) uzanan yol üzerinde yolun sağında kalan kısımda bulunan lahitlerin bulunduğu yaklaşık 5 hektarlık alanmış. Kuzey Nekropolü ise dağın neredeyse düz olan taş yüzeyine yontularak yapılmış, geneli Hristiyanlık öncesi küllerin gömüldüğü ufak kaya mezarlarından oluşuyor. Ölülerin yakılması sonucu kalan kemikler ve küller bir kap içinde kaya mezarlara yerleştirilerek üzeri taşla kapatılırmış.

Mezarlığın olduğu yerde ibadet yeri de olmalı değil mi?

İşte buradan, kaya mezarlarını karşımıza alıp sağ yoldan devam edince hafif bir yokuşu tırmanıp kule gibi bir yere (No:14/Kuzey Heroon)ve önünde bulunan Dor Tapınağına (No:16) gelmiş olacaksınız. Tapınak Dor tarzı yapılan bir tapınak. Heroon ise şehrin önde gelenlerini hatırlamak adına yapılan anıt eserler. Kimi zaman bu kişilerin mezarları da bu heroonlarda bulunurmuş. Buradaki oldukça önemli birisi olmalı zira çok güzel bir işçilik ile yapılmış. Duvar üzerindeki işlemeler ve kişinin heykelinin baş kısmı yine Burdur Arkeoloji Müzesinde. Daha sonra şehir duvarı ile birleştirilip kule olarak da kullanılmış.

Yol sağa doğru kıvrılarak sizi Üst Agora’ya getirecek (No:12) Burada, Sagalassos’un belki de en önemli eseri olan Antoninler Çeşmesi (No:13) Sagalassos ÇeşmeŞehrin ilk Hristiyan bazilikası ve eski belediye meclisi olan Aziz Mikael Bazilikası (No:15) ve meclis binasını (No:11) göreceksiniz.

Buranın bir kademe altında ise Macellum (No:10) yani gıda pazarı bulunuyor. Üst Agora özellikle depremlerden sonra, Pazar yeri olarak kullanılmaya başlanmış.

Sagalassos Helenistik Çeşme

Doğu kanadına devam ettiğiniz zaman önce Helenistik bir çeşme ve hemen yanında, buranın çatılı tek binası göze çarpıyor(No:19). Çatılı bina aslında burada bulanan Neon Kütüphanesini korumak için yapılmış. Sagalassos Neon KütüphanesiKütüphaneyi yaptıran Neon ve Hristiyanlar tarafından sanatı yıpratılmış olsa da Truva Savaşı kahramanı Achilles’i resmeden sanatçı Dioskoros, isim ve imzalarından ötürü günümüze ismini duyurabilmiş durumda. Kütüphanenin tabanındaki yarık ise 2. depremin izlerini bize sergiliyor.

Helenistik çeşmeden suyunuzu içip bu muhteşem kütüphaneyi de gezerek tepeye tırmanmaya devam ederseniz karşınıza dünyanın en yüksek alanına yapılan antik tiyatro çıkacak. Sagalassos Antik Tiyatro(No:20) İmparator Hadrian, Sagalassos’u tüm Psidia’nın kült kenti ilan edince, buraya 9,000 kişilik tiyatro yapılmış. Biz de bu tiyatroya bakıp, şehrin nüfusu 30-35 bin olmalı diye düşünürken, yerel halkın sadece 5000 kişi olup, tiyatronun Pisidia’dan gelenler için yapıldığını öğrendiğimizde şaşırmıştık.

Buradan şehre bakmak size muhteşem bir görüntü sunacak.

Yokuş aşağıya devam ettiğinizde kendinizi tekrar hamamların olduğu noktada bulacaksınız. Merdivenler ile aşağıya indiğinizde Hadrian Çeşmesi, Apollon Tapınağı, Aşağı Agora, Tiberium Kapısı, Sütunlu cadde, Erken Bizans Surlu yol ve güney giriş kapısı ile Hadrian ve Antoninus Pius Kült alanına geleceksiniz. İşte bu bölge, 600 – 1300 lü yıllar arasında, yani şehrin ikinci deprem sonrası terkedilip köye dönüştüğü dönemden, köyün Selçuklular tarafından yıkıldığı döneme kadar insanların yaşadığı bölge.

Tüm şehri gezdiğiniz takdirde, değişik dönemlerin ve karma ırkların yaşadığı bu şehirde yaşanmışlıkları daha net anlayabiliyorsunuz. Ufak bir kaleden Roma’nın ticaret ortağı lüks bir şehre, oradan da yıkık harabe bir köye dönüşüm. Hatta yüzyıllar süren unutulmuşluk. Yaşamın anlık olduğunu bir kez daha anlıyorsunuz.

Konaklama için kuşkusuz tercihiniz Sagalassos Lodge olmalı. Bu kadar huzurlu bir oteli, böylesine güzel bir ortamı, normal bir zaman ve yerde bulmak zorken, böyle bir yerde bulmak ayrı bir mucize. Sadece Sagalassos için değil, kafa dinlemek için bile gidilecek bir yer.

Özellikle yaz aylarında ve yine özellikle hafta içlerinde giderseniz, hem otel hem de antik kent için rahat bir gezi yapabilirsiniz.

Fotoğraflar : Çağrı Sağlık, Tuğrul Sağlık

logo

Yurt dışı gezi rehberi olarak hazırlanan Turrehberin'de sizlere, dünyanın birçok noktasını tanıtmanın haricinde, ülkemizden ilgi çeken yerleri de beğeninize sunuyoruz. Çeşitli gezi haberlerinin haricinde, kimi zaman garipsediğimiz olayları da sizlerle paylaşıyoruz. Gezginler için sanal bir Han olmaya başlayan sitemiz için, sizin de tavsiyelerinizi bekleriz. 

Bizi Takip Edin

  • TWITTER

    Bizi takip edin, haberdar olun

  • INSTAGRAM

    Instagram'da da varız

  • PINTEREST

    Bizi Pinlemeyi unutmayın!

  • FACEBOOK

    Takip edin ve Paylaşın

  • GOOGLE+

    +1'leyelim lütfen...

  • E-POSTA

    Soru sormak bedava :)

Güney Amerika

Pasifik

Copyright 2015 © All Rights Reserved / Tüm hakları saklıdır.

Hosted by PBS Tasarım

Site Haritası