Anadolu Hisarı

Anadolu Hisarı

Anadolu Hisarı

Anadolu Hisarı, Osmanlıların boğazda yaptırdıkları ilk hisar. Aslında Güzelce Hisar olarak isim verilmiş olsa da, daha sonra karşı yakada Rumeli Hisarı yapılınca, buraya da Anadolu yakasında olduğu için Anadolu Hisarı denmiş. Boğazların güneyden, Akdeniz üzerinden girişlere açık olması ve özellikle Cenevizlilerin Karadeniz’de koloni kurmaları güvenlik ihtiyacı doğurmuş. Bunun üzerine boğazın en dar noktası olan Göksu deresinin denizle buluşma noktasına yapılmış. Yıldırım Bayezid bu kaleyi 1395 yılında yaptırmış. Kalenin iç kale diye anılan bölümü aslında dikdörtgen bir kule. Diğer surların ve kulelerin oluşturduğu ise dış kale olarak anılıyor. 7000 metrekareye yapılmış olan kalenin eskiden denize bitişik olduğu tarihe not düşülmüş. Ancak günümüzde, tahminen derenin taşıdığı alüvyon sebebiyle kale denizden uzaklaşmış durumda. 

Kalenin hemen yanında, buradaki askerlerin kullanımına yönelik, Fatih Sultan Mehmet’in eklettiği Namazgah bulunuyor. Karşı taraftaki Rumeli Hisarının yapımından sonra ilk dönemlerdeki önemini yitiren kalenin etrafı zamanla yerleşim yerine dönmüş. Güzel bir günde çok keyifli gezilerin yapılabileceği bir nokta.

Rumeli Hisarı

Rumeli Hisarı

Rumeli Hisarı

 

Boğaz’ın incilerini keşfe Rumeli Hisarı ile devam ediyoruz. Rumeli Hisarı, ‘hadi Hisar’a kahvaltıya gidelim’ cümlesinin kurulmasına sebep olan bir semt olmaktan çok öte bir öneme sahip. 

Semti keşfetmeye Rumeli Hisarı ile başlamazsak olmaz. Hisarın tarihine kısaca bir göz atalım: Boğazın en dar noktası olan semte ismini veren Rumeli Hisarı 1452 yılında İstanbul’un fethi hazırlıklarında Fatih Sultan Mehmet tarafından yaptırılmış. Bu muhteşem eser dört ay gibi kısa bir sürede tamamlanmış. İnşaatın planını Fatih bizzat kendisi yapmış. O dönem Rumeli Hisarı’nın ismi Boğazkesen imiş. İnşaat bittikten sonra Yeniçeri birlikleri buraya yerleştirilmiş, Bizans’a giden yardımlar yapının stratejik konumunun avantajıyla çok rahat engellenebilmiş.Rumeli Hisar Topları Surlara yerleştirilen toplar sayesinde düşman gemilerin geçişi durdurulmuş. Fatih Sultan Mehmet 30.000 m2’lik bir alanda inşa edilen bu hisarı yaptırarak, bugün Hisarüstü dediğimiz bölgeyi de güvence altına almayı düşünmüş. Rumeli Hisarı, üçü büyük bir küçük dört kule ve bunları birbirine bağlayan sur duvarlarından meydana gelmiş. Hisar’ın Dağ Kapısı, Hisarpeçe kapısı, Dizdar kapısı ve Sel kapısı olmak üzere dört ana kapısı var. İlk yıllarda Hisarpeçe kapısının önünde bir iskele olduğu rivayet edilmekte. Hisar’ın üç büyük burcu dönemin komutanlarının isimlerini taşımakta. İstanbul’un fethinde çok büyük öneme sahip eser, fetihten sonra daha çok hapishane olarak kullanılmış. 1953 senesinde restore edilerek açık hava tiyatrosu haline getirilen hisarda, birkaç sene öncesine dek yaz aylarında ünlü seslerin konserlerini izleyebilmek mümkündü. Rumeli Hisarı SütunCumhuriyet döneminde yapılan kamulaştırma hareketinden sonra ise önemli bir nüfus Rumeli Hisarı’nın içindeki yerleşim alanlarında yaşamaya başlamış. Boğaziçi’nin en eski Türk yerleşim bölgeleri işte buralardadır.

Rumeli Hisarı günümüzde müze olarak hizmet ediyor. Giriş ücreti 10 TL(2017 itibarıyla). Öğrenci ziyaretleri ücretsiz. Müze kart geçiyor. Giriş için gişeye ödeme yaptıktan hemen sonra yanımıza bir görevli koşuyor ve surlara-burçlara çıkışın yasak olduğunu söylüyor. Tüm surların kapıları kilitli durumda. Biz de biz ziyaretçilere uygun görülen yerlerde gezmeye başlıyoruz. İlk intibamız bu muhteşem yapının gereken ilgiyi görmediği yönünde oluyor. Oysa ziyaret ettiğimiz gün Pazar ve hemen aşağıdaki kahvaltı mekanlarının önü tıklım tıklım kalabalık; her yer insan ve araba dolu..Koskoca Hisar’ı bizimle birlikte 5 kişi geziyordu. İnsanların ilgisizliği kadar, yetkililerin de ilgisiz olduğu kesin. Böyle tarihi bir yapının tam göbeğinde kocaman bir tuvalet binası inşa etmenin başka bir açıklaması olabilir mi? Tuvalet tabi bir ihtiyaç ama daha gözden uzak bir yere yapılamaz mıydı? Bu düşücelerle hırpalanmış, bakımsız ve oldukça kaygan merdivenlerden çıkıyoruz. Karşımızda eşsiz bir manzara ve Fatih Sultan Mehmet Köprüsü. Tam karşıda Anadolu Hisarı. Fatih ve askerlerini saygıyla ve rahmetle anıyor; büyük kahramanlıkları önünde şapka çıkarıyoruz. Zirveden amfi bölümüne iniyoruz. İlk yapıldığı yıllarda burada bir mescid varmış. Zamanla yıkılmış, son yıllarda sadece bir kırık minaresi kalmış. Şimdi ise tüm haşmetiyle kocaman bir mescid sizleri karşılıyor. Ücretli bir müzenin tam ortasında böylesi büyük ve her haliyle yepyeni olduğu belli bir ibadethanenin neden yapıldığını düşünsek de elbet bir bildikleri vardır diyerek gezimize son veriyoruz.

Rumeli Hisarı’ndan işte bu düşüncelerle çıkıyoruz. Sahildeki insan kalabalığının içinden geçerek, bir semti tanımanın en iyi yolu olan ara sokaklara dalıyoruz. Yokuş tırmandıkça karşımıza çıkan evler, ağaçlar ve atmosfer bizi büyülüyor. Oldukça dik yokuşları tırmandıkça görüyoruz ki Hisar kayaların üzerine kurulmuş bir semt. Zirveye tırmandıkça çok çok güzel bir köprü manzarası karşılıyor bizi. Mest oluyor, seyretmeye doyamıyoruz. Sardunyalarla süslü pencereler ve eşsiz manzara eşliğinde yürümeye devam ediyoruz. Koca duvarlar ardında bir kiliseye rastlıyoruz. Rumeli Hisarı KiliseSurp Santuht Ermeni Kilisesi olduğunu öğrendiğimiz yapı ilk dönemlerinde ahşap mimariye sahipmiş. Bu ilk yapı 1816 senesinde yıkılmış, 1856 senesinde tekrar inşa edilerek ibadete açılmış. 1972 senesinde çıkan bir yangında ise tamamen harap olmuş, 6 sene sonra tekrar onarılmış. Bu nedenle mimari açıdan çok da ilgi çekici değil maalesef.

Şahane binalar arasından sokakta kedileri besleyen ihtiyar amcalara selam verip sahile iniyoruz. Boğazın incisi tüm semtler gibi şahane bir İstanbul manzarasıyla karşı karşıyayız. 2. Köprü ve Hisar karşımızda. Hafta sonu olduğu için çok kalabalık. Size tavsiyemiz bu sahile hafta içi sabah saatlerinde gelin ve sakinliğin tadını çıkarın. Sahile iner inmez göz alıcı ve kocaman bir yapı karşılıyor bizi.Yusuf Ziya Paşa Köşkü Bu yapı Yusuf Ziya Paşa Köşkü. Efsane adıyla Perili Köşk. 1900’lü yılların başında inşa edilen köşk, 2002 senesinde özel bir şirket tarafından kiralanmış. Hafta içi ofis, hafta sonları da müze olarak kullanılıyor. Dünyada bu uygulamanın başka bir benzeri var mı bilinmez fakat İstanbul’da böyle bir durumu ilk kez görüyoruz. Hafta sonları bir sanat müzesi haline gelen binada üst düzey yöneticilerin odalarını dahi ziyaret edebiliyorsunuz. Giriş 10 TL. 12 yaş altı çocuklar ücretsiz. Hava şartları uygunsa kule şeklindeki terasa çıkıp manzaraya doyabilirsiniz.

Gezimizin son durağı sahildeki restoranlar oluyor. Her zevke hitap eden mekânlar var. Bir kahve içip sahilin tadını çıkartmak istiyorum derseniz, Nar Cafe’ye bir uğrayın deriz. Çünkü bina oldukça tarihi, asansör yıllar öncesinden kalma. Oda oda düzenlenmiş enfes bir atmosfer.

Nasıl gidilir:

Kabataş ve Taksim’den kalkan Sarıyer, İstinye dereiçi, Reşitpaşa ve Bahçeköy otobüslerine binip, Rumeli Hisarı durağında inmelisiniz.

Yazı ve Fotoğraflar : Gonca Sağlık

logo

Yurt dışı gezi rehberi olarak hazırlanan Turrehberin'de sizlere, dünyanın birçok noktasını tanıtmanın haricinde, ülkemizden ilgi çeken yerleri de beğeninize sunuyoruz. Çeşitli gezi haberlerinin haricinde, kimi zaman garipsediğimiz olayları da sizlerle paylaşıyoruz. Gezginler için sanal bir Han olmaya başlayan sitemiz için, sizin de tavsiyelerinizi bekleriz. 

Bizi Takip Edin

  • TWITTER

    Bizi takip edin, haberdar olun

  • INSTAGRAM

    Instagram'da da varız

  • PINTEREST

    Bizi Pinlemeyi unutmayın!

  • FACEBOOK

    Takip edin ve Paylaşın

  • GOOGLE+

    +1'leyelim lütfen...

  • E-POSTA

    Soru sormak bedava :)

Güney Amerika

Pasifik

Copyright 2015 © All Rights Reserved / Tüm hakları saklıdır.

Hosted by PBS Tasarım

Site Haritası

Gizlilik Kuralları