Antik Hipodrom

Antik Hipodrom olarak bilinen alan, bugün Sultan Ahmet Camii ile Türk İslam Eserleri Müzesi arasında kalan bölgedir. Burası Roma ve Bizans çağında Büyük Saray olarak adlandırılan İmparatorluk Sarayının hemen yanındaymış. Bugün Büyük Saray’a ait kimi kalıntılar bulunsa da, Saray’ın çoğu Sultan Ahmet Camii ve etrafındaki binaların altındadır. Yine de bulunanlar, Büyük Saray Mozaikleri Müzesinde sergilenmekte.

Osmanlı İstanbul’u ele geçirdiğinde hipodromdan çok fazla bir alan kalmamıştı. Ancak o dönemden itibaren buraya “At Meydanı” denmeye başlandı. Hatta buraya yapılan ve daha sonra İbrahim Paşa Sarayı olarak adlandırılacak olan saraya da At Meydanı Sarayı dendi. Sultan Süleyman zamanının ünlü tarihçi ve minyatürcü Boşnak Matrakçı Nasuh çiziminde de bu açıkça görülmekte. O dönem henüz Sultan Ahmet Camii yoktur.

Matrakçı Nasuh Minyatürü At Meydanı 1536 yılı

Tekrar meydana dönecek olursak, buranın Fatih tarafından ilk gezildiği zaman bitap durumda olduğu söylenir. Spina Duvarı olarak adlandırılan duvarlar yol olmuştur. Ortada ise göze çarpan 3 eser bulunur. Bunlardan ilki M.S 390 yılında Mısır’dan buraya getirilerek dikilen Obelisk‘dir. Diğeri Örme Dikilitaş‘tır. M.S 10. yy.’da dikildiği sanılmakta. Sonuncusu ise Antik Yunan’da önemli bir dini merkez olan Delfi’den getirilip buraya konan Yılanlı Sütun. Yılanlı Sütunun başları bugün bulunmasa da tarihi çizimlerden 3 yılan başı olduğu bilinmekte. Bir de bir zamanlar burada olup, Haçlı Seferleri esnasında yağmalanarak Venedik‘e götürülen ve San Marco Bazilikasının tepesine konan 4 at heykeli bulunmakta.

Roma ve Bizans döneminde isyanların merkezi olan Hipodrom, Osmanlı döneminde bu alışkanlığına devam etmiş. Büyük kutlamalar da burada yapılmış. 1920 yılında Halide Edip Adıvar’ın, işgale karşı yaptığı meşhur konuşma da yine burada olmuş.