İstanbul’da bir mahalle: Arnavutköy

İstanbul’da Boğaz’ın kıyılarını süsleyen bir mahallede, Arnavutköy’deyiz. Diğer tüm Boğaz semtleri gibi göz

Arnavutköy manzara

kamaştırıcı, eski, kıymetli ve çekici…Kuruçeşme ve Bebek arasında, kendi halinde, dut ve envai çeşit meyve ağaçlarıyla bezeli Arnavutköy, meşhur akıntı burnunu da içinde barındırıyor. Semtin tarihi oldukça eski. Arşivler incelendiğinde 1850’li yıllara kadar ulaşmak mümkün. Fakat daha net bilgilere 1920 ve sonrasındaki kaynaklardan ulaşılabiliyor.
Semt mübadele öncesinde 180 haneden oluşan küçük bir bölgeymiş. Bölge sakinlerinin tamamının Rum olduğu biliniyor. Lozan Antlaşmasıyla, Türkiye Cumhuriyeti ve Yunanistan arasında ‘yaşayan halkların değişimi’ protokolünün imzalanmasıyla birlikte karşılıklı göçler başlıyor ve burada yaşayan Rum köylüler Yunanistan’a, Yunanistan Drama Bölgesi’nde yaşayan Müslüman Türkler ise bu bölgeye yerleştiriliyor. Evliya Çelebi meşhur Seyahatnamesi’nde Arnavutköy’den bahsederken ‘Ekmeğinin peksimetinin beyaz, Yahudilerinin zevk sahibi ve ehl-i saz, Rum Hıristiyanlarının kavmi-i Laz, Cemaati-i Müsliminin ise gayet az’ olduğunu yazar. Sadece bu anlatımla bile, Arnavutköy’ün tarihinde yaşamış halklarının durumu ile ilgili fikir sahibi olabilmek mümkün.

Arnavutköy üzüm asma

Sırasıyla, Rumların, Musevilerin ve Müslüman Türklerin yaşadığı semt, bugün eski halinden oldukça uzakta bir görüntü sergiliyor. Döneminde denizin yalıların duvarlarını yalayan deniz, 1980 sonrasında denizin içinden geçirilen kazıklı yol sayesinde oldukça gerilerde kalmış. Bugün semtte yalı diyebileceğiniz bir bina maalesef bulunmuyor. Fakat her şeye rağmen tarihe tanıklık etmiş muhteşem binalar Boğaz’a karşı arz-ı endam ediyor.
Konumu nedeniyle oldukça kolay ulaşılan ve popüler bölgelere yakın olan Arnavutköy, sokaklarının içlerine daldıkça size sürprizler hazırlıyor. Hatta ben yürümeyi severim, dağ-bayır demem tırmanırım derseniz, Etiler’deki meşhur AVM’nin arasından aşağı doğru yürürseniz, eski ve yeninin harmanlandığı Arnavutköy’ü daha yakından tanıma fırsatını yakalayabilirsiniz. Aşağıya doğru indikçe, evlerin arasındaki dik merdivenler ve üzüm asmaları dikkatinizi çekecek. Keyfini çıkarın.

Son dönem Osmanlı Yapıları

Yürüyüşünüzün sonuna yaklaşırken semtin tam orta yerinde tüm haşmetiyle Ayia Strati Rum Ortodoks Taksiarhi Kilisesi sizi karşılayacak. Durup seyrediyor ve ibadete gelen insanları görüyoruz. Her inanıştan insanın yaşadığı bu güzel şehrin kıymetini iyi bilmemiz gerektiğini bir kez daha hatırlıyoruz. Gerek iç gerekse dış mimarisiyle oldukça etkileyici bu kilise, 1899’da inşa edilmiş. Osmanlı döneminde büyükelçi, vezir ve paşa gibi önemli makamlarda görev almış Rum asıllı Kostantinos Mousouros ve ailesine ait kabristanın kilisenin bahçesinde bulunduğu biliniyor.

Arnavutköy kilise
Bu etkileyici binayı gördükten sonra sahile doğru iniyoruz. Caddedeki ışıkların hemen karşısında bulunan Tevfkiye Camii’ne gidiyoruz. Semtte görülmesi gereken önemli eserlerden olan Camii, Sultan 2. Mahmut tarafından oğlu Şehzade Tevfik için 1832 yılında yaptırılmıştır. Akıntı Burnu ve Arnavutköy Camii olarak da anılan yapı, dikdörtgen planlı ve tek minareli ahşap çatılı olarak inşa edilmiş. Boğaz’a hakim geniş bir avlusu olan Camii’nin müthiş bir manzarası olduğunu da ekleyelim. Avludaki banklara oturup eşsiz manzaranın seyrine dalabilirsiniz.

Semtte bu yapılardan başka, Rumlara ait ayazmalar ve Musevi mezarlığı da bulunuyor. Arnavutköy Çarşısı ve Boyalı Köşk Kasrı da görülmesi gereken yapıların başında yer alıyor.
Arnavutköy, yeme-içme ve eğlence bakımından çok gözde gibi görünmese de müdavimlerinin vazgeçemediği bir semt. Bu durum Osmanlı’nın son döneminde başlamış. O dönem eğlence hayatı o kadar revaçtaymış ki, semt küçük Beyoğlu olarak anılırmış.

Yamaçlarını süsleyen koruluklarıyla temiz havanın hüküm sürdüğü semt, üzüm bağları, çileği ve beyaz peksimetleriyle ünlü. Çarşı içindeki fırınlardan taze hamur işlerinin kokusunu duyacaksınız.
Yeme-içme üstadı olmasak da her yazımızda birkaç fikir vermek isteriz elbette. Arnavutköy balıkçılarıyla meşhur. Oldukça yüksek fiyatlı bu işletmelerin yanında popüler cafe-restoranlar da açılmış. Karnınızı doyurmak için küçük bir servet harcamak zorunda değilsiniz elbette. Tam meydanda Tevfikiye Camii’nin önünde belediyeye ait bir işletme mevcut. Türk kahvesi 4, çay 1 TL. Üstelik yanında limon da var. Manzaraya karşı yerinizi alın, bu güzel semtin tadını çıkarın.

Nasıl gidilir:

Arnavutköy sahilde oldukça merkezi bir konumda. Merkezden Sarıyer yönüne giden tüm otobüsleri kullanabilirsiniz. Ayrıca son dönemlerde Beşiktaş İskeleden sahil yolu üzerinden Bebek-Etiler dolmuşu çalışmaya başladı. Dolmuşa binip kısa sürede semte ulaşabilirsiniz. Ulaşımla ilgili bir yeni gelişme de Arnavutköy iskelesinden Beşiktaş-Eminönü vapur seferlerinin başlamış olması.

Fotoğraf ve Yazı

Gonca Sağlık