Mimar Sinan Çarşısı

Mimar Sinan Çarşısı, Türkiye’de yaşayanların, atalarından kalan değerlere ne kadar önem gösterdiğinin en güzel örneklerinden birisi. 1583 yılında Üsküdar’daki Toptaşı Camii’ne gelir kaynağı olsun diye, III. Murat’ın annesi Nurbanu Valide Sultan, Mimar Sinan’dan bir hamam yapmasını ister. Mimar Sinan da son hamam inşaatını gerçekleştirir. İsmini de Çarşı Hamamı koyarlar. Evliya Çelebi bu hamam ile ilgili notunda “Çarşı içinde olan Çarşı Hamamı gayet ferah, havası hoş, yapısı hoş bir hamamdır. Sevimli, dilber, temiz tellâkları ve mavi peştemalları vardır” diye bahseder.

Buraya kadar her şey normal. Sıkıntı ise 1917 yılında miras bölüşmek isteyen o dönem ki sahiplerin bir an önce paraya çevirmek amacıyla hamamı kapatmaları ile başlıyor. Hemen içindeki mermerler kırılarak satılınca zaten tarihi tahribat başlıyor. 1932 yılında harap bir hale dönen, büyük mimarın son eserini Gümülcine’li Mehmet Korkut Bey satın alıp biraz toparlamış. Ancak daha sonra bir kısmı marangozhane bir kısmı araba garajı olarak kullanılmış. Adnan Menderes’in “İmar Planı” içerisinde yıkılan bir çok tarihi eser içerisine bu hamam da dahil olmuş ve kısmen yıkılarak yol için alan açılmış.

1962 yılında ise Mehmet Bey, bugünkü haline getirecek restorasyonu yaptırarak burayı Mimar Sinan Çarşısı adı altında tekrar açmış. Yazının başında dediğimiz gibi Türkiye’de yaşayanlar atalarına o kadar saygılıdır ki, Mimar Sinan gibi bir ustanın yaptığı son hamam, yarı yarıya yok edilip, kalanından çarşı adı altında bir gudubet çıkarabilir.