Sakin Sessiz Yeniköy

İstanbul ve sakinlik kelimesi pek yakışmıyor gibi görünse de, içinde gizli güzellikleri de barındırıyor ve Yeniköy de tam böyle bir yer. Şehrin hem ortasında hem de çok sakin… Üstelik bu kural hafta sonları dahi bozulmuyor. Hangi mekâna gitseniz günün her saati boş masa bulmanız mümkün.

Yeniköy Sarıyer’e bağlı, İstinye ve Tarabya arasında kalıyor. Tarihinin Bizans dönemine kadar uzandığı rivayet edilse de bunun için net bir kaynağa ulaşmak mümkün değil. Bu güzel sahil semtinde Türkler ve Rumlar uzun süre birlikte yaşamışlar. Bölgede çilek yetiştirildiği için Komarodes anıyla anılırmış. Kanuni Sultan Süleyman dönemine kadar ise Geniköy ismiyle anılan semte, bu yeni dönemle birlikte Yeniköy denmeye başlanmış. İstanbul’un fethi sırasında harap bir semt olan Yeniköy, fetih sonrası yeniden imar edilerek güzelleştirilmiş. 16. Yüzyıl sonlarında bölgeye Doğu Karadeniz bölgesinden zengin tüccar ve denizciler gelip yerleşmiş. Günümüzde de varlıklı ve İstanbul’un eskilerinin yerleşik olduğu semt, sahil boyu yalıları ve eski evleriyle göz kamaştırıyor. Fakat bir ayrıntı; bu yalıların çevresi yüksek duvarlarla çevrili olduğundan geziniz esnasında görmeniz çok zor. Ancak tekne turlarına katılarak bu görsel şölene şahit olabilirsiniz.

Bu kadar tarih yeter, şimdi keşfe başlıyoruz. Semtin her daim sakin olduğunu yazının başında belirtmiştik. Bu sakinliğin keyfini çıkarayım, bir de keyif kahvesi içeyim derseniz tereddütsüz adresiniz Yeniköy Kahvesi olmalı. Kahve ile ilgili yol üzerinde görebileceğiniz tek iz, isminin yazılı olduğu sarı levha. Yeşilliklerle dolu bir merdivenden çıkıyorsunuz ve asmaların altındaki bu güzel mekâna ulaşıyorsunuz. Dış mekânı ayrı içi ayrı güzel bu kahvenin. Eski radyolar, Mustafa Kemal Atatürk’e ve bölgeye dair fotoğraflara bakarak keyfinize keyif katabilirsiniz. Kahvenin çok da hoş bir kütüphanesi var. Kahvenizin yanına havuçlu-tarçınlı kekinizi söylemeyi unutmayın. Üstelik sabah saatlerinde giderseniz kek sıcacık oluyor.

Kahvede keyif yapıp, gezi rotanızı belirledikten sonra merdivenden inmeyip ters yöne yukarı doğru çıkın. Asmalarla çevrili muhteşem bir yolda zamanda yolculuğa çıkacağınıza teminat verebilirim. Sağlı sollu kuş yuvaları, döneminin evleri, uzaklardan gelen eski bir şarkı ve kocaman Arnavut kaldırımı taşlar…Şahane. Bu muhteşem minik yoldan pazar yerine çıkacaksınız. Biraz sola ilerleyin ve muhteşem Boğaz manzarasını en tepeden seyredin. Az ileride Rumlardan kaldığı tahmin edilen eski bir bina var. Uzun zaman boş kalan bina bugün özel bir okul olarak kullanılıyor. Fakat boş durumdayken çok daha çekici ve güzeldi bunu belirtmeden geçmek olmaz.

Şimdi yokuş aşağı evleri izleyerek merkeze inme zamanı. Yol üzerindeki eski kilisenin kapısı kapalıydı, içeri girmek mümkün olmadı. Fakat cami, kilise ve sinagogların bir arada oluşları bölgenin çok kültürlü ve güzel yapısını anlayabilmek için güzel bir örnek.

Ana caddeye indiğinizde asırlık dev çınarların gölgesinde yürümeye başlayın. Popüler olmuş restoranlar, mantıcılar ve balıkçılarla dolu bu caddede damak zevkinize uygun bir lezzet mutlaka bulacaksınız. Az ilerideki parkta oturup semti seyredin. Parkın hemen karşısında ise çok bilinen Emek Kahve var. Fakat biz bu mekânı, daracık ve yumurta kokulu atmosferi, deniz görelim diye oturulan daracık ve soğuk bahçesi nedeniyle pek sevemedik.

Yeniköy, sahil yolunun genişliği ve spor yapmaya uygun oluşu nedeniyle de oldukça şanslı semtlerden. Uzun sahilinde günün her saati yürüyüş yapanlara rastlamak mümkün. Bu yürüyüşü Tarabya’ya kadar uzatırsanız şahane köşkler göreceğinizi belirtelim. Fakat bu sahile özellik katan beyaz zincirli demirleri maalesef kaldırmışlar. Bu pek hoşumuza gitmedi.

Yürüyüş yaptıktan sonra semtin ana caddesinden keşfe devam ediyoruz. Bölgede tarihi birçok yapı var. Bunlar içinde en dikkat çekeni meydanda bir parkın içinde yer alan 1805 tarihinde yapılmış Mihrişah Valide Sultan Çeşmesi.  Yol güzergâhının değişmesi nedeniyle sırtı ana yola dönük kalan bu çeşme, yılların ve özensizliğin getirdiği tahribattan nasibini almış. Çeşme, tek cepheli ve tamamen mermerden yapılmış.  Bir diğer eser de yolun solunda kalan ve muhteşem deniz manzarasına sahip Osman Reis Camii.  Bina 1635 yılında inşa edilmiş. Renkli ve orijinal kapısıyla dikkat çekiyor. Yeniköy Sinagogu ve Sait Halim Paşa Yalısı da semtin ilgi çekecek nitelikteki yapılarından.

Yeniköy deyince tarihi börekçisinden bahsetmeden olur mu? Laf olsun diye tarihi değil üstelik, 1817’den beri oradalar. Çeşit çeşit çıtır börekler, üzümlü çörek, poğaça, açma, un kurabiyesi, peksimet ve odun ateşinde taş fırında pişirilen daha birçok lezzet. Ürünlerin hiçbir kimyasal koruyucu içermediğini öğrenince demli bir bardak çayla börek keyfine başladık; çok da iyi ettik.

Bizim anlatacaklarımız kısaca bu kadar. Daha fazlası için Yeniköy sizleri bekliyor.

 

Nasıl gidilir:

Beşiktaş ve Kabataş’tan kalkan, Sarıyer, Garipçe, Rumeli Feneri ve Bahçeköy otobüslerine binerek Yeniköy’e ulaşabilirsiniz.

Yazı ve fotoğraflar : Gonca Sağlık