Çarşı girişiweb

Anafartalar Çarşısı : Güzelliği Adında Saklı

Anafartalar Çarşısı : Güzelliği Adında Gizli

Soğuk bir Ocak sabahı Ulus’ta, şehrin tarihinin en önemli tanığı olan Anafartalar Çarşısı ’ndayız. Toplumsal hafızaların asla silinmeyen, silinmemesi ve korunması gereken mihenk taşları vardır. Bu çarşı Ankara için işte o mihenk taşıdır.

Çarşı’nın hikâyesi 1960’lı yılların başında, Ankara İmar ve Emlak İşletmesi T.A.Ş.’nin açtığı yarışma ile başlamış. Yarışmayı Tayfur Şahbaz, Ferzan Baydar ve Affan Kırımlı’nın projesi kazanmış. Çarşının dekorasyonunu mimar Ruşen Dora yapmış.

Kimi Ankaralılar "yürüyen merdivenli", kimileri "dönen merdivenli çarşı" olarak hatırladığı Anafartalar’da, herkesin birkaç anısı mutlaka vardır. Anısı olanlardan biri olarak çarşıya girdiğimiz an o eski yıllar gözümüzde canlandı. Ankaralıların iyi bildiği Gima market uzun yıllar burada hizmet vermişti. Anafartalar Ankara’nın ilk yürüyen merdivenli çarşısı olma özelliğini taşırken bir de Gima’nın yürüyen merdivenleri o dönem burayı cazibe merkezi konumuna getirmişti. Yerlerdeki karo taşlar, geniş dükkânlar, oyuncakçılar, saatçiler, büyük ve ferah koridorlarıyla Ankaralılar için çok önemli bir çarşı durumundaydı. 

 

Sanat Galerisi mi, Halk Çarşısı mı?

Duvarda sanat 5web

Anafartalar bir çarşı olmanın çok ötesinde bir müze konumunda.. Çarşıya girer girmez sizi karşılayan, neredeyse her koridorunda birer sanat eseri arz-ı endam ederken, önünden geçenler bunun farkında mı? Füreya Koral, Seniye Fenmen, Attila Galatalı, Arif Kaptan, Cevdet Altuğ ve Nuri İyem’in eserleri çarşının iç duvarları, kolonları ve merdiven boşluklarında yer alıyor. Çarşının içindeki seramik, rölyef ve resimlerde insan, doğa, doğadaki dönüşüm süreçleri, evrenin sonsuzluğu ve ay kraterlerinin özellikleri anlatılmış.

Çarşı hatırat 2web

Çarşının Tarihi

Çarşı 10 Kasım 1964 senesinde açılmış. İçindeki eserler de o tarihten beri orada. Eser sahibi sanatçılar, inşaat sürerken sabah günün ilk ışıklarıyla buraya gelip eserlerini yapmaya başlar, gün kararana dek çalışırlarmış. İlmek ilmek, emek emek çalışılarak koca çarşı adeta bir sanat müzesi haline getirilmiş. Bu eserlerin bir örneğinin sadece Fransa’da olduğunu biliyor musunuz? Böylesi önemli eserler bugün ne durumda? Bir dönem kültür ve sanatın başkenti diye gurur duyduğumuz Ankara’nın sakinleri bu eserleri biliyor mu? Bilinmiyorsa iğneyi biraz da kendimize batırıp, bu kıymetli eserleri anlatmaya devam etmeliyiz. Her birey kendi sorumluluğunu bilirse kıymet bilenler artar belki? Kim bilir?..

Ya Yıkılırsa! Var Mı Böyle Bir İhtimal?

Çarşı içinde gezmeye, bu eserleri incelemeye devam ediyoruz. Böylesi kıymetli eserlerin birçoğunun önünde mağazalara ait elbise askıları, çorap seleleri var. Onları bir kenara çekip eserleri görmek isterken esnafın tepkisiyle karşılaşıyoruz. Gezi boyunca Hacettepe Üniversitesi Güzel Sanatlar mezunu Ressam Demet Köken bize eşlik ediyor ve eserler hakkında bilgi veriyor.

Birden Çok Sanatçının Komplike Galerisi

Füreya Eserweb
Büyük seramik eserweb
Sütun eserweb

Anafartalar Çarşısı’nın Ulus Çarşısı’na bakan kapısında Attila Galatalı’nın büyük seramik panosu çarşıya girenleri karşılarken, ikinci giriş kapısında Füreya Koral’ın çamur sanatı temeline yatan eseri yer alıyor. Diğer katlarda Füreya Koral’ın daha küçük boyutlu ikişer seramik panosunu, bir başka usta kadın seramik sanatçısı Seniye Fenmen’in ise ikişer çalışmasını görebiliyoruz.. Arif Kaptan, Nuri İyem ve Cevdet Altuğ’un yapıtları ise çarşının birinci, ikinci ve üçüncü katlarındaki kolon ve duvarlarda sergileniyor. Yürüyen merdivenin yanındaki duvarlarda ise Cevdet Altuğ’un duvar rölyefi bulunuyor. Füreya Koral demişken, Ayşe Kulün’in Füreya’sını anımsıyoruz. O meşhur Füreya yoksa sanatçı Füreya’mı? Merak ediyorsak, kitabı okuyalım bakalım, görelim kimmiş?

Çarşı içi sanatweb
Duvarda sanat3web

Sakin bir çarşı

Anafartalar Çarşısı’nda eski hareketlilikten eser yok. Fakat esnaf işinin başında. Zemin katla birlikte 5 kattan oluşan çarşının büyük bölümünde gelinlik, abiye ve nişan kıyafetleri satılıyor. Üst katta yabancı ve ucuz ürünlerin satıldığı dükkânlar oldukça hareketli. Onun dışında koridorlar sessiz, eserler ilgisiz ve yalnız.

Türk seramik sanatı açısından bir okul niteliği taşıyan Anafartalar Çarşısı, sadece bu özelliğiyle bile görülmeye değer.

Çarşı esnafweb
Çarşı içiweb
Sanatsal açıweb

Çanakkale'de Anafartalar Geçilmedi. Peki ya bu Anafartalar Çarşısı?

Çanakkale’deki büyük destan olan Anafartalar Zaferi’nden adını alan bu çarşı milletindir. Bir dönem yıkılacağına dair haberler çıkmıştı. Uzun süredir ses yok. Bu duruma dikkat çekmek için çarşı içinde kilitli camekân içinde bir köşe oluşturulmuş. Dünden günümüze fotoğrafların ve çarşı hakkında bilgilerin yer aldığı köşeyle yıkım kararına karşı bir tepki oluşturulmak istenmiş. Dileriz bu karar kaldırılmış olsun. Dileriz şehrin hafızası silinmesin. Dileriz başta Anafartalar Caddesi ve Çarşısı olmak üzere Ulus ve Kızılay bölgesi eski değerine kavuşsun. Cumhuriyet eserleriyle dolu bu bölgelere itibarları geri kazandırılırsa, şehir kimliğini geri kazanır. Aksi halde bu ülkenin başkenti bir AVM çılgınlığında boğulup gider.

Anafartalar Çarşı Önü Heykelweb
Ya yıkılırsaweb

Anafartalar Çarşısı’nda gezilip, alışveriş edilen; sonra çıkıp Akman Pastanesinde boza içilen günlere selam olsun.. Yazının sonunu Ayşe Kulin’in o güzel romanından bir alıntıyla getirirken, Anafartalar’ın önünde bir duvara çıkıp Atatürk Heykeli’nin gölgesinde bugünkü Ankara’yı seyre dalıyoruz…

 

Yazı ve Fotoğraflar : Gonca SAĞLIK

Türk Pasaportlar

Pasaport nasıl alınır, pasaport harçları ve pasaport randevusu

Pasaport nasıl alınır

Bu yazımızda sizlerin, “Pasaport nasıl alınır?”, “Pasaport harçları ne kadardır?” ve “Pasaport randevusu nereden ve nasıl yapılır?” sorularına cevap vereceğiz. Yıllara göre değişkenlik gösterse de, bu yazıyı sürekli olarak güncelleyeceğiz. Yazımız içerisindeki resmi linkler üzerinden devletin pasaport başvuru sitesine de yönlendirme yapacağız.

Halen güncel olan bilgi olarak, nüfus cüzdanları ile Gürcistan, Ukrayna ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne giriş yapabiliyorsunuz. Ancak Ukrayna için yeni nüfus kağıdına (çipli olan) sahip olmanız gerekli. Bu ülkelerin haricindeki tüm ülkelere girerken, en az 6 ay geçerli (uçuş günü itibarıyla) bir pasaporta ihtiyacınız var. Pasaportlar süre olarak 6 ay, 1 yıl, 2 yıl, 3 yıl ile 4 ve üstü yıllar olmak üzere en fazla 10 yıllık olarak alınabiliyor. Alınan süreye göre değişen pasaport ücretleri her yıl yenilendiğinden, ilk defa pasaport alanlara ve pasaportunu yenileyecek olanlara tavsiyemiz alabildikleri en uzun süreli pasaportu almaları olacak.

Pasaport başvurusu nereye yapılır

Eskiden, şehirlerdeki il ve ilçe emniyet müdürlüklerine yapılan başvurular, 2 Nisan 2018 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere, İl ve ilçe Nüfus Müdürlükleri üzerinden verilmeye başlandı. Bu yeni uygulama ile Nüfus Müdürlükleri, Pasaport, Nüfus Cüzdanı ve Sürücü Belgesi için başvurulan noktalar olarak görevlendirildi. Buralarda oluşabilecek kalabalıkları önlemek amaçlı bir randevu sistemi de geliştirildi. Artık pasaport almak için randevu almak zorundasınız.

Pasaport Randevusu Nasıl Alınır

Pasaport randevusu alabilmek için iki ayrı yol belirlenmiş durumda. Bunlardan ilki ALO 199 telefon hattını arayarak şahsi veya aile olarak pasaport almaya yönelik bir görüşme sonucunda randevunuzu almak. Bizim burada anlatacağımız ikinci yol ise internet üzerinden, Nüfus Genel Müdürlüğü’nün ilgili web sitesi ile randevu almak. Web sitesine ulaşmak için lütfen tıklayınız.

Siteye girdiğinizde öncelikle sitenin açılış sayfasından Pasaport yazan kısma tıklamanız gerekecek.

Burada karşınıza Yeşil Pasaport, Gri Pasaport ve Bordo Pasaport seçenekleri çıkıyor. Yeşil Pasaport üst düzey Devlet Memurları ile belirli kıstaslar altında olmak şartıyla aileleri içindir. Gri Pasaport Devlet görevi ile yurtdışına çıkış yapacaklara ait pasaporttur. Kalan herkes Umuma Mahsus olan bordo pasaport seçeneğine tıklamalı.

Karşınıza bir uyarı mesajı çıkacak. Bu mesajda kısaca, randevuya gelmeden önce, pasaport bedelinin belirtilen kurumlara ödenmesi ve ödeme makbuzunun randevu esnasında beraberinizde getirilmesi gerektiği söyleniyor. “Okudum” kutucuğunu işaretleyerek devam ediyorsunuz. Bu sefer pasaportu Türkiye’den mi yoksa yurt dışından mı alacağınız sorusuna cevap vermeniz lazım. Ardından T.C Kimlik Kartı olup olmadığı soruluyor. Ona da cevap verdikten sonra başvuru merkezinizi seçme noktası geliyor.

Burada ise başvuruyu kendiniz için mi yoksa aileniz için mi yaptığınız soruluyor. Gerekli bilgileri girerek, hangi il ve hangi ilçe biriminden randevu almak istediğinizi tercih ediyorsunuz. Aşağıdaki kısma T.C Kimlik Numarası, Ad, Soyad ve ekranda görünen kodu girip devam tuşuna basıyorsunuz. Güvenlik sorularını cevaplayıp, iletişim bilgilerinizi girdikten sonra size e-posta ile bir doğrulama kodu geliyor. Bu doğrulama kodunu 15 dakika içinde ekranda görülen yere yazıp devam ettiğinizde, randevu sistemine geçmiş oluyorsunuz.

Pasaport harçları ne kadar

Pasaport harçları, her sene devletin değerli evrak ücret zammı ile değişen bir ücretlendirme sistemine bağlıdır. Aldığınız pasaportun süresine göre de değişiklik söz konusu. Bu yüzden, pasaport alırken, alınabilecek en uzun süreli pasaportu almak daha mantıklı. 10 Yıllık pasaportu alarak 10 yıl boyunca gerçekleşecek olan zamlardan kurtulmuş olursunuz. Özellikle her sene her hangi bir sebepten yurt dışına çıkacaksanız, çok daha kârlı bir iş yapmış olursunuz.

 

Tabloda da görüldüğü gibi, 1 yıllık pasaport 308.80 TL’ye alınıyorken, 10 yıllık pasaport 764.00 TL’ye alınabiliyor. 10 yıl içerisinde 3 kere pasaport yeniler iseniz, 10 yıllık bir pasaporta vereceğinizden çok daha fazla para ödemiş olursunuz.

Pasaport harçları nereye yatırılır

Pasaport harçlarını Maliye Bakanlığı veznesine veya anlaşmalı bankalara yapabiliyorsunuz. Anlaşmalı bankaların herhangi bir şubesine gittiğinizde, vezneye kaç yıllık pasaport almak istediğinizi söylediğinizde ve ilgili rakamı verdiğinizde bir makbuz verecekler. O makbuz önemli ve randevu esnasında istenen belgeler içerisinde.
Anlaşmalı bankaları ise aşağıdaki listede görebilirsiniz.

• AKBANK T.A.Ş.
• AKTİF YATIRIM BANKASI A.Ş.
• ALBARAKA TÜRK KATILIM BANKASI A.Ş.
• ALTERNATİFBANK A.Ş.
• ANADOLUBANK A.Ş.
• ARAP TÜRK BANKASI A.Ş.
• CITIBANK A.Ş.
• DENİZBANK A.Ş.
• BURGAN BANK A.Ş.
• FİBABANKA A.Ş.
• FİNANSBANK A.Ş.
• HSBC BANK A.Ş.
• ICBC TURKEY BANK A.Ş.
• ING BANK A.Ş.
• KUVEYT TÜRK KATILIM BANKASI A.Ş.
• ODEA BANK A.Ş.
• PTT Şubeleri,
• ŞEKERBANK T.A.Ş.
• T.C. ZİRAAT BANKASI A.Ş.
• TURKISHBANK A.Ş.
• TURKLAND BANK A.Ş.
• TÜRK EKONOMİ BANKASI A.Ş.
• TÜRKİYE FİNANS KATILIM BANKASI A.Ş.
• TÜRKİYE GARANTİ BANKASI A.Ş.
• TÜRKİYE HALK BANKASI A.Ş.
• TÜRKİYE İŞ BANKASI A.Ş.
• TÜRKİYE VAKIFLAR BANKASI T.A.O.
• VAKIF KATILIM BANKASI A.Ş.
• YAPI VE KREDİ BANKASI A.Ş.
• ZİRAAT KATILIM BANKASI A.Ş

Pasaport Başvurusunda istenen belgeler

Umuma Mahsus (Bordo) Pasaportlar için istenen belgeler:

1) Nüfus Cüzdanı, T.C. Kimlik Kartı veya geçici kimlik belgesinin aslı
2) Harç ve cüzdan bedeli makbuzu
3) 2 adet biyometrik fotoğraf
4) Öğrenci belgesi (Harçsız pasaport talep edenler için)
5) Ergin olmayanlar veya kısıtlılar için muvafakat belgesi
6) Varsa eski pasaport

Hizmet Damgalı (Gri) Pasaportlar için istenen belgeler:

1) Nüfus Cüzdanı, T.C. kimlik kartı veya geçici kimlik belgesinin aslı
2) 2 adet biyometrik fotoğraf
3) Pasaport defter bedelinin ödendiğine dair dekont
4) Görev onayı ve talep formu
5) Öğrenime devam eden çocuklar için öğrenci belgesi
6) Ergin olmayanlar veya kısıtlılar için muvafakat belgesi
7) Varsa eski pasaport
8) Engelli olan çocuklar için sağlık raporu.

Hususi Damgalı (Yeşil) Pasaportlar için istenen belgeler:

1) Nüfus Cüzdanı, T.C. kimlik kartı veya geçici kimlik belgesinin aslı
2) 2 adet biyometrik fotoğraf
3) Pasaport defter bedelinin ödendiğine dair dekont
4) Hususi damgalı pasaport talep formu (Emekli veya çekilme nedeniyle hususi damgalı pasaport başvurusunda bulunan hak sahiplerinden talep formu yerine bir defaya mahsus mensubu bulunduğu kurum tarafından düzenlenmiş unvanı ve kadro derecesini gösterir resmi belge istenir.)
5) Öğrenime devam eden çocuklar için öğrenci belgesi
6) Ergin olmayanlar veya kısıtlılar için muvafakat belgesi
7) Varsa eski pasaport
8) Engelli olan çocuklar için sağlık raporu.

Böylelikle “Pasaport nasıl alınır?” sorusu başta olmak üzere, pasaport randevusu ve pasaport harçları konusunda verebileceğimiz bilgilerin sonuna geldik. Özetlemek gerekirse, önce ALO 199 veya websitesi üzerinden randevunuzu alıyorsunuz. Ardından pasaport harç bedelinizi size uygun bir noktadan ödüyorsunuz. Sonrasında ise istenen belgeler ile birlikte randevunuza gidiyorsunuz. Pasaport Randevusu saatinizi kaçırmamanız gerekiyor. Verilen saati kaçırdığınız taktirde, zamanında gelenlerin işlemleri bittikten sonra size bakıyorlar. Ancak bu oldukça riskli.

Konuyla ilgili sorularınız olursa, yorumlar kısmına yazmanızı rica ederiz. İlginizi çekerse Pasaport Tarihi ile ilgili yazımıza da bir göz gezdirebilirsiniz.

İyi gezmeler dileriz.

ucak-bileti

En ucuz uçak bileti nasıl bulunur?

En ucuz uçak bileti nasıl bulunur?

Arkadaşlarınız çatır çatır gezerken sizin aklınız “En ucuz uçak bileti nasıl bulunur?” sorusuyla uğraşıyorsa, hiç sıkılmadan aşağıdaki tavsiyelerimize göz atın. Seyahat etmek planlı olmayı gerektiren bir iş. O yüzden de biraz uğraşmanız gerekecek. Gelin hep beraber, sizin için en ucuz uçak biletini bulalım.

1) Bilgisayarda Gizli Arama Yapın

Bugün artık yolcuların büyük kısmı, biletlerini alırken havayolu şirketlerinin İnternet sayfasına girip arama yaparak alıyor. Havayolu şirketleri ise bu alışkanlıkla teknolojiyi birleştirip, karlılıklarını arttırmak istiyorlar. Bu nedenle eğer belirli bir tarih ve yer için birden fazla kere bilet araması yaparsanız, her seferinde fiyatın artması ile karşı karşıya kalacaksınız. İşte tam da bu yüzden, internet üzerinde arama yaparken “Gizli Sayfa” açarak arama yapın. Böylece bu hileden kurtulursunuz.

2) Uçuş arama motorlarını kulanın

Uçuş arama motorları artık yeni bir teknoloji değil. Ancak kendilerini sürekli yenileyerek ek özellikler kazanıyorlar.  Skyscanner ve Momondo gibi arama motorları iyi sonuçlar verebiliyor. Biz hem arama, hem de satın alma için Turna‘yı kullanıyoruz. Sadece promosyon değil, puan kazanmak ve kredi kartına taksit gibi imkanları ile, Turna birden fazla kere kazandırmış oluyor.

3) En ucuza uçabileceğiniz günü bulun

Seyahat ederken esnek olmak çok önemli. O yüzden en ucuza uçabileceğiniz günü bulmaya çalışın. Turna‘da bunun için site üzerinde gidiş geliş tarihlerinizi ayarlayabileceğiniz bir skala da bulunmakta.

4 ) LCC (Düşük Bütçeli Taşıyıcı) taşıyıcılar ile uçmaya başlayın

Aynı çıkıştan aynı hedefe uçan firmaların hepsi lüks olmayı hedeflemez. Kimisi sadece hizmete odaklanır. THY ile Anadolu Jet, buna en güzel örneklerden. Dolayısıyla siz de, uçtuğunuz bölge için uygun olan küçük ama ekonomik olan firmaları tercih edin.

5) Ara bağlantıları ayrı almayı deneyin

Havayolları değiştirerek veya ara bağlantı uçuşunu ayrıca alarak uçak biletinden kara geçme imkanınız çok yüksek. Mesela İstanbulKuala LumpurLangkawi uçacaksanız, İstanbul – Kuala Lumpur’u ayrı, Kuala Lumpur – Langkawi’yi ayrı almaya çalışın.

6) Kara veya demiryolu bağlantıları dikkate değer

Kimi zaman kalabalık ve popüler bir havalimanı yerine, yakınlardaki az kullanılan bir havalimanına inerek, aradaki yolu tren veya otobüs ile almak çok daha ucuz fiyat almanızı sağlar. Özellikle de indiğiniz ufak havalimanı etrafı size güzel gezi imkanları da sunarsa.

7) Ucuza yönelin

Şimdiye kadar hep gitmek istediğiniz yere göre arama yaptınız. Bu sefer fiyata göre arayalım. Eğer seyahat tarihiniz esnek değilse, o tarihlerde en uygun uçulacak noktaları bulmaya çalışın. Bakalım nerelere promosyon var.

8) Sabahın körü, gecenin zifiri

Çok ters zamanlarda olan uçuşlar, ister istemez daha uygun fiyatlar verirler. Maliyeti kurtarmak gerek ne de olsa. Özellikle bir noktaya birden fazla uçan havayolları bunu çok uygular. Çok erken veya çok geç bir saatte seyahat edin. Kârda olacaksınız.

9) Puan Toplayın

Gerek havayollarının sadık müşterilerine uyguladıkları sistemleri kullanarak, gerekse Turna gibi firmaların puanlarını toplayarak çifte ücretsiz bilet kazanma şansınız var. Değerlendirin.

10) Erken Rezervasyon

Erken rezervasyon her zaman iyidir. Gerek firmalar, gerekse müşteriler hep sever. Ancak yapılan bir araştırma, uçuş tarihine 6 hafta kalan rezervasyonların daha uygun fiyatlı olduğunu göstermiş. Denemekten zarar gelmez.

11) Pazartesi al – Cuma Uç

Her ne hikmetse, pazartesi günleri uçakların bilet fiyatlarının en düşük olduğu günler olarak dikkat çekiyor. Tabii sürekli dolu olan rotalar için konuşmuyoruz. Gerçi onlarda bile fiyatlar düşebiliyor. Pazartesi sendromunu değerlendirip biletinizi Pazartesi alırsanız ve aldığınız bilet herhangi bir Cuma günü içinse ucuza aldınız denebilir. Çünkü kimse işten çıkıp Cuma günü uçmayı istemez.

12) VPN Kullanın

VPN denilen sistem, sizin internete nereden girdiğinizin belli olmasını engelleyen sistem. Bu sistemi kullanırsanız, havayollarının değişik bölgeler için uyguladıkları pahalı fiyatlardan kurtulup, daha uygun fiyatlarından faydalanabilirsiniz. Çünkü havayolları ülkelere veya bölgelere göre farklı fiyat politikaları uygular.

 

 

Bitcoin

Bitcoin ve Altcoin Dünya Turizmi İçin Kurtarıcı Olabilir Mi?

Bitcoin ve Altcoin Dünya Turizmi İçin Kurtarıcı Olabilir Mi?

Bitcoin ve Altcoin isimlerini bu sıralar sıklıkla duymaya başladık. Özellikle geçen sene Bitcoin’in bir anda parlaması ve diğer Altcoin’leri de kendisiyle beraber değerli hale getirmeye başladı. Tabii bu herkese ama öncelikle para kazanmak isteyenlere sanki bir umut kapısı oldu. İlk başlarda pek bilinmezken, devletler fazla müdahale etmiyordu. Ancak kullanım oranı ve alanı arttıkça, sistem ile ilgili ciddi uyarılar ve hatta kimi devlet yönetimlerinden yasaklar bile gelmeye başladı.

Kısaca, Kripto para birimi olarak adlandıracağımız bu sistemde, yüksek şifreleme algoritmaları ile şifrelenmiş birimlerin, elektronik ortamda oluşturulan hesap ve cüzdanlar aracılığıyla transferi ve el değiştirmeleri durumu söz konusu. Bu pek tabii hırsızlıkları ve diğer sıkıntıları da beraberinde getiriyor ama konumuz o değil.

Turizm ile Kripto Paralar Nerede Buluşur?

Bildiğiniz gibi turizmde ciddi bir miktar paranın sürekli dolaşımı söz konusu. Özellikle uluslararası yapılan programlar, toplantılar, grup gezileri, bireysel geziler ve bunlar için yapılan her türlü uçak, otel ve yerel turlar, kendi para biriminizden hariç bir para birimi ile ödeme yapmayı gerektiriyor. 2016 yılında Amerika Kıtaları, Avrupa, Afrika ve Asya kıtalarının en fazla turist çeken ilk 10 ülkelerinin, gelen turistten kazandıkları para 904.7 Milyar dolar olmuş. Bu sadece ülke içerisinde hizmet veren kurumlara ödenen miktar.

İşte tam da burada, turizmin en büyük problemlerinden birisi olan, uluslararası para gönderimi ve komisyonları ile, para birimleri arası kur farkı kayıpları bulunuyor. Dünya ortalaması olarak %3 uluslararası para transferi komisyon ücreti, %3’de kur çevirim komisyonu kaybı olarak hesapladığımız taktirde bu rakam %6’ya çıkıyor. Turizm sektörünün sadece bu iki işlemden yıllık 55 Milyar dolar kaybı olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Türkiye söz konusu ise bu rakam yıllık yaklaşık 1.1 milyar dolar.

Nasıl bir sistem oluşur?

Turizm sistemine dahil olan uluslararası otellerin, acentelerin ve havayollarının kendi ülkelerinden kendi para birimleri ile kripto para aldıklarını ve bunların tek bir para biriminde birleştiğini, böylelikle ödemelerin sistem üzerinden ve kayıpsız yürüdüğünü düşünsenize. Bu elektronik para biriminin sadece uluslararası turizm çalışan birimlerce kullanılacağını da ekleyelim. Böylelikle turistlerin otel ve uçak biletlerini almak üzere eskiden olduğu gibi acentelere yönelmesi de sağlanmış olacaktır.

Sistemin eksisi ne?

Şu an bilinen eksiler özellikle güvenlikle ilgili. Tabii tüm uluslararası otel, ulaşım ve acente birimlerinin sistemin içerisine girmesi de zaman alacaktır. Bir de devletlerin bundan vergi alıp almayacağı da meçhul. Ancak tüm bunlar sistem açılana ve genişleyene kadar çözümlenebilecek şeyler. Ama bundan 50 yıl önde, tüm dünyada ödemelerin kağıt para yerine plastik bir kart ile yapılacağını söylediklerinde de böyle bir bakış açısı oluşmuştur sanırım.

Sonuç olarak tartışılması gereken çok noktası olsa da, sistemin yavaş yavaş buraya gitmekte olduğunu kabul etmek ve kendimizi buna göre konumlandırmamız gerekir.

 

 

Sagalassos-turrehberin

Sagalassos

Sagalassos

Ne yalan söyleyelim, Sagalassos ile buluşmadan önce buranın bu denli güzel ve ilgi çekici olabileceğini bilmiyorduk. Sagalassos’un, Türkiye’nin en önemli antik kentleri içerisinde, Efes harabelerinden sonra 2. gelmesi de dikkatimi çekmişti. Ancak yine de bu kadarını beklemiyordum.

Sagalassos Nedir?

Sagalassos bence, Türkiye’nin sahip olduğu en önemli antik kentlerin başında gelmekte. Bunun sebeplerini ilerleyen satırlarda göreceksiniz. Tarihsel anlamda bakacak olursanız, Pisidia bölgesinin en önemli kentlerinden birisidir. Yağmacılık ve soygunculuk ile geçimlerini sağlayan Luwi’lerin, yerleşik hayata geçtikten sonra en gurur duydukları kentleridir. Burada bir parantez daha açalım. Luwi’lerin (veya Luvi’lerin) kendi zamanlarının ilerisinde bir ırk olduğu birçok yazılı kaynaktan (ağırlıklı olarak Hattilerden) doğrulanıyor. Anne, Atta ve Pati kelimelerinin Luvice olduğu ve asıllarının Anni, Atti ve Pati olduğunu öğrenmek benim için de ilginç olmuştu. Luviler aynı zamanda Anadolu’nun en eski yerleşik halklarından sayılmakta. İşte Sagalassos’da onların en güzel kentlerinden birisi.

Sagalassos Antik Kenti

Sagalassos Kemer

Sagalassos antik kentine ulaşmak için önce Burdur’un Ağlasun ilçesine gidiyoruz. Oradan da Sagalassos kentinin bulunduğu Ağlasun dağına tırmanışa geçiyoruz. Yolda bizi önce Sagalassos Lodge & SPA oteli karşılıyor. Buradan da yaklaşık 4,5 km sonra şehrin ana caddesi hizasına kurulan seyir terası ve antik kent biletli girişine geliyoruz. Müze kart ile giriş yapabiliyorsunuz. Eğer kartınız yoksa, buradan alabiliyorsunuz. Taurus (Toros)’ların üzerinde bulunan kentin kurulumu 1400-1650 metreleri arasında yer alıyor.

M.Ö 12,000’den

“M.Ö 12,000 yıllarında bölgede toplamacı/avcı insanların varlığı biliniyor. Ancak bu bölgede bir yerleşim ismine ilk olarak Hitit kaynaklarında ve “Salawassa” adı ile rastlandığında tarihler M.Ö. 1400’lü yılları gösteriyor. Hititler bir mektupta “Salawassa”nın Luwi’lerin dağ kalesi olduğunu yazıyor. Sagalassos’un hemen burnunun dibinde (1,9 km ötesinde) Düzen Tepe adı verilen ve aynı döneme tarihlenen ikinci bir şehrin varlığı biliniyor. Her iki kent de aynı şeylerden (tarım ve çömlekçilik) geçimlerini sağlamakla birlikte Sagalassos’daki yapıların zarifliği ve el işçiliği, Düzen Tepe’dekiler ile uyuşamayacak kadar zıt.” Bunlar bizim değil, kazıların yönetimini yapan Prof. Marc WAELKENS’e ait değerlendirmeler.

Kısa bir tarihçe verecek olursak, şehir M.Ö 1000’lerde Frigler, M.Ö 700’lerde ise Lidya Krallığı sınırları içerisinde kalıyor.  Daha büyük şehir olan ve Sagalassos’un sadece 1,9 kilometre ötesinde bulunan Düzen Tepe’nin işsiz kıldığı Sagalassos’lu gençler Pers krallarının paralı askeri olarak savaşmaya başlıyor. Şehir, nihayetinde Perslerin emri altına giriyor. İşte tam da bu dönemde şehrin Grek kültürü ile ilişkisi başlıyor. Büyük İskender’in M.Ö 332 yılında oldukça zorlanarak ele geçirdiği Sagalassos ve boyun eğmez halkı bu tarihten itibaren farklı bir değişime uğruyor. Suriyeliler (Seleucid) ve Bergamalı Attalid’ler tarafından işgal edilse de M.Ö 2. Yy.’da komşu şehir Düzen Tepe tamamen boşalırken, yaşamına devam etmesini biliyor.

Roma devreye giriyor

M.Ö 133 yılında ise Roma’nın emri altına giriyor. Ancak Sagalassos’u her şeyden öte etkileyen şey, Roma’nın getirdiği düzen ve huzur oluyor. Oldukça geniş tarım alanına hükmetmeye başlayan Sagalassos, Zeytin ve tahıl üretimi ile, Büyük Roma’nın ticaret ortaklarından biri haline dönüşüveriyor. Sagalassos’un çömlekçiliği de gelişmeye ayak uyduruyor ve Roma sınırlarında aranan bir ticari mal haline geliyor “Sagalassos kırmızı kil çömlekleri”. Önce Hellenleşen, ardından Romalı olan Sagalassos’un en büyük değişimi, M.S. 400 lerde şehrin Hristiyanlığı kabul etmesi olmuş.

M.S. 500’lerde ilk depremi yaşayan Sagalassos’un düşüş dönemi M.S. 550’lerde yaşanan salgın hastalık ile belirginleşiyor. Ciddi nüfus kaybına uğrayan şehir, kendini düzeltmeye çalışırken M.S. 590’da gerçekleşen ikinci büyük deprem ile kaderine boyun eğer ve İskender Tepesi olarak adlandırılan kısımda ufak bir nüfusun köye dönüşmüş yaşamına kalır. M.S. 1250’lerde ise, zaten bugünkü Ağlasun’a yerleşip, kervansaray ve hamam kuran Selçuklular tarafından tamamen yıkılır.

Bundan sonra doğa görevini yapar ve şehir unutulur. Ta ki 1706 yılında XIV. Louis’in görevlendirdiği Paul Lucas’ın buradan geçerken keşfetmesine kadar. Ancak buranın Sagalassos olduğunu 1824 yılında F.V.J. Arundell belirlemiş. O dönem, en iyi korunmuş Roma kenti ünvanını da kazanan Sagalassos, 1800’lerin sonunda Efes, Bergama ve Milet’in bulunmasıyla bir anda tekrar unutulmuş. Modern kazılar 1972 yılında başlasa da esaslı çalışmalar 1991’de Profesör Walkeens ile başlamış ve halen devam etmekte.

Gelelim Sagalassos Kalıntılarına

Bulutların Kenti Sagalassos, dokunulmamış hali ile bölgenin son 10,000 yılına ışık tutarken, biz de size, buraya gelince göreceklerinizi kısaca anlatalım. Biz kısaca anlatacağız ama siz gezerken en kısası 1 en uzunu ise yaklaşık 4 saat sürecek bir yürüyüş yapacaksınız. Yanınızda su mutlaka bulunsun. En azından Helenistik çeşmeye kadar idare edecek kadar. Orada buz gibi kaynak suyundan doldurursunuz.

Sagalassos Şehir Maketi

Gezmeye başladığınız nokta, aynı zamanda da giriş noktası olan şehrin Doğu kanadı. Buradan girdiğinizde şehri bir anlamda ikiye ayıran ve Necropolis’e yani mezarlıklara giden yol üzerinde olacaksınız.

Sagalassos Odeon

Yolda 100-150 metre ilerledikten sonra sağınızda Odeon’u (Kapalı Tiyatro/ No:8) göreceksiniz. Buranın ilk yapımına başlanma zamanı olarak M.Ö 27-M.Ö 14 yılları arası İmparator Augustus zamanı olduğu belirlenmiş durumda. Ancak bitişi M.S. 200’lere kadar gitmiş. Doğu kapısı halen ayakta. Batı kapısı artık yok. Odeon yaklaşık 1500-2000 kişilik. Kesin bir bilgi yok çünkü tüm oturma taşları geç-antik dönemde sökülmüş. Bugün gördüğünüz hali M.S. 6. Yy’a ait görüntüsü. Büyük ihtimalle, bina tamamlandıktan sonra, belediye meclisi toplantıları da burada yapılmış. 3 metrelik bir heykel olduğu düşünülen Tanrıça Demeter’in heykelinin baş kısmı bugün Burdur Arkeoloji Müzesinde sergileniyor.

Sagalassos hamam panoramik

Sırtınızı Odeon’a verip…

Odeon’a sırtınızı verip Güney tarafa baktığınızda gözünüzün önüne gelen kısım Roma hamamı ve İlk hamamdır. (No:9) Burası, bu şehri önemli kılan noktalardan bir tanesi. Çünkü buradaki ilk hamam, tipik bir İtalyan hamamıdır. Emsal örneğine Pompeii’de rastlanmakta. Bu hamam İmparator Augustus döneminde M.S 10-30 yılları arasında yapılmış. En önemli özelliği ise, Anadolu’da bulunan Roma hamamlarının en eskisi olması. İmparator Augustus döneminde buraya Güney İtalya’dan savaş gazileri yerleştirildiği için böyle bir hamamın yapılmış olabileceği düşünülüyor.

Hamamın Mermer Salonu veya İmparatorluk Salonu ise devasa heykellere sahipmiş. Bugün bunlardan bazıları parça parça da olsa Burdur Arkeoloji Müzesinde sergileniyor. Hristiyanlık ile birlikte, bu noktada da bazı değişiklikler yaşanmış. Hatta heykellerin bir kısmı kireç elde edebilmek için Sagalassos terk edilirken yakılmış.

Burada yol sizi bir tercihe mecbur bırakacak. Ya yoldan yürümeye devam ederek Stadyum ve Nekropollere doğru gideceksiniz, ya da sonradan konulan metal bir merdivenden inerek kendinizi alt agorada bulacaksınız. Biz önce yoldan yürüyerek Kuzey ve Batı Nekropollerine gittik.

Batı Nekropolü

Batı Nekropolü, Stadyuma (No:17) uzanan yol üzerinde yolun sağında kalan kısımda bulunan lahitlerin bulunduğu yaklaşık 5 hektarlık alanmış. Kuzey Nekropolü ise dağın neredeyse düz olan taş yüzeyine yontularak yapılmış, geneli Hristiyanlık öncesi küllerin gömüldüğü ufak kaya mezarlarından oluşuyor. Ölülerin yakılması sonucu kalan kemikler ve küller bir kap içinde kaya mezarlara yerleştirilerek üzeri taşla kapatılırmış.

Mezarlığın olduğu yerde ibadet yeri de olmalı değil mi?

İşte buradan, kaya mezarlarını karşımıza alıp sağ yoldan devam edince hafif bir yokuşu tırmanıp kule gibi bir yere (No:14/Kuzey Heroon)ve önünde bulunan Dor Tapınağına (No:16) gelmiş olacaksınız. Tapınak Dor tarzı yapılan bir tapınak. Heroon ise şehrin önde gelenlerini hatırlamak adına yapılan anıt eserler. Kimi zaman bu kişilerin mezarları da bu heroonlarda bulunurmuş. Buradaki oldukça önemli birisi olmalı zira çok güzel bir işçilik ile yapılmış. Duvar üzerindeki işlemeler ve kişinin heykelinin baş kısmı yine Burdur Arkeoloji Müzesinde. Daha sonra şehir duvarı ile birleştirilip kule olarak da kullanılmış.

Sagalassos Çeşme

Yol sağa doğru kıvrılarak sizi Üst Agora’ya getirecek (No:12) Burada, Sagalassos’un belki de en önemli eseri olan Antoninler Çeşmesi (No:13) Şehrin ilk Hristiyan bazilikası ve eski belediye meclisi olan Aziz Mikael Bazilikası (No:15) ve meclis binasını (No:11) göreceksiniz.

Macellum

Buranın bir kademe altında ise Macellum (No:10) yani gıda pazarı bulunuyor. Üst Agora özellikle depremlerden sonra, Pazar yeri olarak kullanılmaya başlanmış.

Sagalassos Helenistik Çeşme
Sagalassos Neon Kütüphanesi

Doğu kanadına devam ettiğiniz zaman önce Helenistik bir çeşme ve hemen yanında, buranın çatılı tek binası göze çarpıyor(No:19). Çatılı bina aslında burada bulanan Neon Kütüphanesini korumak için yapılmış. Kütüphaneyi yaptıran Neon ve Hristiyanlar tarafından sanatı yıpratılmış olsa da Truva Savaşı kahramanı Achilles’i resmeden sanatçı Dioskoros, isim ve imzalarından ötürü günümüze ismini duyurabilmiş durumda. Kütüphanenin tabanındaki yarık ise 2. depremin izlerini bize sergiliyor.

Sagalassos Antik Tiyatro

Helenistik çeşmeden suyunuzu içip bu muhteşem kütüphaneyi de gezerek tepeye tırmanmaya devam ederseniz karşınıza dünyanın en yüksek alanına yapılan antik tiyatro çıkacak. (No:20) İmparator Hadrian, Sagalassos’u tüm Psidia’nın kült kenti ilan edince, buraya 9,000 kişilik tiyatro yapılmış. Biz de bu tiyatroya bakıp, şehrin nüfusu 30-35 bin olmalı diye düşünürken, yerel halkın sadece 5000 kişi olup, tiyatronun Pisidia’dan gelenler için yapıldığını öğrendiğimizde şaşırmıştık.

Buradan şehre bakmak size muhteşem bir görüntü sunacak.

Yokuştan aşağı

Yokuş aşağıya devam ettiğinizde kendinizi tekrar hamamların olduğu noktada bulacaksınız. Merdivenler ile aşağıya indiğinizde Hadrian Çeşmesi, Apollon Tapınağı, Aşağı Agora, Tiberium Kapısı, Sütunlu cadde, Erken Bizans Surlu yol ve güney giriş kapısı ile Hadrian ve Antoninus Pius Kült alanına geleceksiniz. İşte bu bölge, 600 – 1300 lü yıllar arasında, yani şehrin ikinci deprem sonrası terkedilip köye dönüştüğü dönemden, köyün Selçuklular tarafından yıkıldığı döneme kadar insanların yaşadığı bölge.

Tüm şehri gezdiğiniz takdirde, değişik dönemlerin ve karma ırkların yaşadığı bu şehirde yaşanmışlıkları daha net anlayabiliyorsunuz. Ufak bir kaleden Roma’nın ticaret ortağı lüks bir şehre, oradan da yıkık harabe bir köye dönüşüm. Hatta yüzyıllar süren unutulmuşluk. Yaşamın anlık olduğunu bir kez daha anlıyorsunuz.

Konaklama için kuşkusuz tercihiniz Sagalassos Lodge olmalı. Bu kadar huzurlu bir oteli, böylesine güzel bir ortamı, normal bir zaman ve yerde bulmak zorken, böyle bir yerde bulmak ayrı bir mucize. Sadece Sagalassos için değil, kafa dinlemek için bile gidilecek bir yer.

Özellikle yaz aylarında ve yine özellikle hafta içlerinde giderseniz, hem otel hem de antik kent için rahat bir gezi yapabilirsiniz.

Fotoğraflar : Çağrı Sağlık, Tuğrul Sağlık

logo

Yurt dışı gezi rehberi olarak hazırlanan Turrehberin'de sizlere, dünyanın birçok noktasını tanıtmanın haricinde, ülkemizden ilgi çeken yerleri de beğeninize sunuyoruz. Çeşitli gezi haberlerinin haricinde, kimi zaman garipsediğimiz olayları da sizlerle paylaşıyoruz. Gezginler için sanal bir Han olmaya başlayan sitemiz için, sizin de tavsiyelerinizi bekleriz. 

Bizi Takip Edin

  • TWITTER

    Bizi takip edin, haberdar olun

  • INSTAGRAM

    Instagram'da da varız

  • PINTEREST

    Bizi Pinlemeyi unutmayın!

  • FACEBOOK

    Takip edin ve Paylaşın

  • YouTube

    Abone olup video izleyebilirsiniz.

  • E-POSTA

    Soru sormak bedava :)

Güney Amerika

Pasifik

Copyright 2015 © All Rights Reserved / Tüm hakları saklıdır.

Hosted by PBS Tasarım

Site Haritası

Gizlilik Kuralları