Tipaza

Tipasa

Tipasa

Tipasa, Roma İmparatorluğu’nun bir diğer kolonisi. Yine önemli ve ticari olanlarından. Önceleri ufak bir ticaret noktası olan şehir Roma döneminde 4. yy esnasında 20,000 nüfusa erişmiş. Bu arada bu kentin ismiyle 2 tane daha şehir var. Karıştırmamak için yakınlarındaki eyaletlerin ismiyle anılıyorlarmış. Örneğin burası Constantine Tipasası olarak anılırmış. Şehir tipik bir Roma tarzı olarak tepeler üzerinden kurulmuş. Bu sefer 3 tepe kullanılmış. Hristiyanlığı çok erken zamanlarda kabul etmiş olan şehir, daha sonra Vandallar tarafından kısmen yıkılmış. Bizans şehri geri alıp onarmış ancak 7. yy.’da Arapların eline geçen şehir tamamen yıkıntıya dönüşmüş. Bu tarihi şehir, 2002 yılından günümüze, UNESCO Dünya Mirası Listesi içerisinde yerini alan ender Cezayir değeri konumunda.

Djémila

Djémila

Djémila

Djémila, veya Türkçe ismi ile Cemile aslında Arapça’da “Güzel” demek. Ama burada bahsi geçen yer bir Roma yerleşkesi olarak M.S hemen başlarda Roma İmparatorluğu tarafından Cuicul ismiyle kurulmuş. Tam anlamıyla bir Berberi-Roman yerleşimi örneği. Roma İmparatorluğu sonunda bulunduğu noktanın azizliğine uğrayarak da yok olmuş. 800 metre rakıma ve Cezayir-Konstantin arası bir yere kurulan yerleşim, 6. yy. sonlarında boşalmış ancak buraya gelen Müslüman Araplar buraya yerleşmemiş. Fakat güzelliğinden etkilenmiş olacaklar ki, buraya Arapça güzel anlamına gelen “Cemile” ismini takmışlar. Roma mimarisi, bir dağ yerleşimine mükemmel bir şekilde uygulandığı için bu bölge 1982 yılından günümüze kadar UNESCO Dünya Mirası Listesi içerisine alınmış. Tiyatrosu, tapınak ve bazilikaları, caddeleri, evleri ve arkları ile güzel bir tarihi alan.

Timgad

Timgad

Timgad

Timgad, Cezayir’in tarihinde önemli bir rol oynamış, Romalılardan kalma önemli bir antik şehir. Türkiye’deki Efes kenti gibi oldukça büyük ve Sahra çölü sayesinde de çok iyi korunmuş durumda. Batna dolaylarında (35 km doğusunda) kurulan şehrin ilk kuruluş tarihi yaklaşık olarak M.S. 100. Roma İmparatoru Trajan tarafından annesinin adını onore ederek kurulan şehir, Romalılar için çok stratejik bir şehir olmuş. Berberilerin Roma Kültürü’ne girmelerini hızlandıran ve yoğun bir ticaret merkezi olarak, bölgeyi aynı zamanda zenginleştiren şehir, Hristiyanlık ile de dini merkeze dönüşmüş. Daha sonraları hem 5. yy.’da yaşanan saldırılar hem de Roma’nın güç kaybı sonrası Bizans tarafından zapt edilen şehir, en son 8. yy.’da Arapların saldırıları sonucunda tamamen unutulmuş. 1982’de UNESCO Dünya Mirası Listesi içerisinde bulunan şehir, kesinlikle görülmesi gereken yerler içerisinde.

 

grandmosque-turrehberin

Konstantin Büyük Cami

Konstantin Büyük Cami

Konstantin‘in ve Cezayir‘in en büyük binalarından birisi olarak söylenen Konstantin Büyük Cami, gerçekten de büyük bir cami. 13. yy.’da, pagan bir tapınağın bulunduğu bu noktaya yapılmış. Cami sonradan çok tadilat ve yenileme geçirmiş. Gittiğiniz zaman tadilatta görürseniz şaşırmayın. Yapıldığı zaman Cuma Camisi olarak yapılmış. Dışarıdan çok yeni bir cami gibi gözükse de, asıl cevherleri içeride.

Sidi M'Cid Bridge-turrehberin

Sidi M’Cid Bridge

Sidi M’Cid Bridge

Sidi M’Cid Bridge, yani Sidi M’Cid köprüsü, “Köprüler Kenti” olarak anılan Konstantin‘in en ünlü köprüsü. Rhummel Nehri’nin oyarak oluşturduğu kanyonda, doğal bir köprü var. Ancak tabii kullanılması neredeyse mümkün olmayan bu köprünün üzerine, yerden 175 metre yukarıya Sidi M’Cid Köprüsü yapılmış. 1909-1912 yılları arasında yapılan köprü, 164 metre uzunluğunda bir süspansiyon köprüsü olarak inşa edilip, 1929 yılına kadar da “Dünyanın En Yüksek Köprüsü” olarak kullanılmış. 2000 yılında ise restorasyona giren köprünün üzerinde yaya yolunda yürürken, aşağıdaki doğal köprüden ötürü nehri göremiyorsunuz. Eğer köprü üstüne çıkmadan evvel resimdeki görüntü aklınıza gelirse, ciddi bir ürperme yaşayabiliyorsunuz. Şahsen biz tepeden fotoğraf çektirmeyi aklımıza bile getirmedik.

Ahmet Bey Sarayı-turrehberin

Ahmet Bey Sarayı

Ahmet Bey Sarayı

Ahmet Bey Sarayı, Konstantin şehrindeki en önemli noktalardan birisidir diyebiliriz. Bir “kuloğlu” olan -yani babası Türk annesi Arap- Ahmet Bey, Osmanlı yönetimindeki Konstantin’in son Bey’i olarak tarihe geçmiş. Bu saray da onun Beylik sarayı. Sarayın yapımı 1825 – 1835 yılları arasında gerçekleşmiş. Cezayir’in en eşsiz eseri olarak düşünülen saray, Avrupa mimarisi ile İslam sanatının birleşimini çok nadide bir şekilde sergiliyor. Konstantin’in son Bey’i, şehri Fransızlara karşı çok iyi savunuyor. Ancak sonuçta 5600 metrekarelik taban alanı olan sarayın yaklaşık 2000 metrekarelik duvarlarında ise Ahmed Bey’in şehir dışına yaptığı gezilerinin resimleri bulunmakta. Fransızlar şehri ele geçirdikten sonra burayı garnizon olarak kullanmışlar. Konstantin kentinde ilk görülmesi gereken yerlerden.

Cirta Müzesi-turrehberin

Cirta Müzesi / National Museum Cirta

Cirta Müzesi / National Museum Cirta

Cirta Müzesi, Constantine şehrindeki belki de en önemli yerlerden birisi. Zaten bu yüzden sadece basit bir müze değil, aynı zamanda “Milli” bir müze. Constantine şehrinin Roma hükmünden önceki dönemdeki ismi “Cirta / Serta” olduğu için müzeye de bu isim verilmiş. 1920 ile 1930 yılları arasında yapılan bina 1931 yılında ziyarete açılmış. Müzede özellikle çevrede ele geçirilen Roma ve öncesi Numidya dönemi tarihi kalıntılar sergilenmekte. Müze toplamda iki kat ve bir bahçede kurulu olan toplam 3 bölümden oluşuyor. Güzel Sanatlar, Etnoğrafya ve Arkeoloji bölümlerinde, bu toprakların tarihi ve sanatı tanıtılmakta. Gerçekten de bu şehre gelenlerin görmesi gereken yerlerin başında geliyor. Tarihsel olarak önemli eserlere ev sahipliği yapmakta.

Tiddis-Turrehberin

Tiddis

Tiddis

Tiddis, Roma İmparatorluğu’nun Kuzey Afrika’daki önemli noktalarından birisiydi. Aslında sahilde bulunan ve ana şehir olan “Cirta”ya bağımlı bir kent konumundaymış. Şehrin bugün bulunduğu noktada ki yerleşime Bni Hamden adı verilmiş. Şehre girişte devasa sayılabilecek bir kapı karşılıyor sizi. Şimdilik bu kapının altından geçen yolun sağlı sollu kazıldığını ve çıkarıldığını göreceksiniz. Dericilik ile geçimini sağlayan kasabanın Roma döneminde oldukça zenginleştiği söylenebilir. 7. Yy.’da Arapların bölgeyi tamamen ele geçirmeleri neticesinde, 4. yy sonrasında yayılan Hristiyanlık geriye gitmiş. 9. yy sonrasında ise tamamen kaybolmuş. M.Ö 4.yy’dan M.S 9. yy.’a kadar süren yaklaşık 1300 yıllık Berberi, Roman ve Arap izlerini bir arada görmek isteyenler için kaçırılmaması gereken bir nokta.

Ketchaoua Camii

Ketchaoua Camii

Ketchaoua Camii

Ketchaoua Camii, büyük ihtimalle Osmanlı zamanında ilk yapıldığında “Kethüda Camii” adını taşıyordu. Osmanlı döneminde, o zamanki Kasbah’ın tam ortasına yapılmış. Burası, Fenikelilerin ilk şehri kurdukları yer aynı zamanda. 1300’lü yıllarda yapıldığı rivayet edilse de resmi kayıtlarda 1612 yılında inşasının tamamlandığı biliniyor. Oldukça güzel ve işlemeli bir cami olan bu inanç yeri, daha sonra Fransız işgali esnasında şehrin Katedrali olarak değiştirilmiş.1845 yılından itibaren Fransızların hükmü boyunca katedral olarak kullanılıyor. 1700’lerden kalma bir yazıtta ise Barbaros Hayrettin Paşa’nın oğlu Hasan Paşa tarafından tekrardan yapıldığı yazılı. Bina 1962 yılında tekrar cami haline dönüyor. Moorish ve Bizans mimarisinin eşsiz bir birleşimini sergilediği için UNESCO Dünya Mirası Listesi içerisinde yerini almakta. Cezayir şehrine gelip de burayı görmeden dönmek olmaz.

Jardin d'Essai - turrehberin

Jardin d’Essai

Jardin d’Essai

Çölün ortasındaki cennet vaha gibi bir şey aslında, Jardin d’Essai du Hamma. Veya Türkçe olarak söylemek gerekirse, Hamma Botanik Bahçesi. Aslında 2 ismi var. 1832 yılında ilk olarak 5 dönüm bir bataklık arazide, hem tarım uygulaması hem de örnek tarla olarak başlayan bu yaklaşım, günümüzde 32 dönüm arazi ve 1200’den fazla çeşidin yer aldığı bu Botanik bahçe ve Arboretumu gezmenizi tavsiye ederiz. Cezayir gibi bir yerde, gerçek anlamda bir çöl ortamında, böylesine güzel bir botanik bahçesi oluşumu muhteşem. Cezayir Şehri açısından da başarılı bir halk alanı ve turizm bölgesi oluşumu olduğu söylenebilir. Doğanın korunup, güzelleştirildiği her ortam bizce zaten ziyareti hak ediyor demek.

logo

Yurt dışı gezi rehberi olarak hazırlanan Turrehberin'de sizlere, dünyanın birçok noktasını tanıtmanın haricinde, ülkemizden ilgi çeken yerleri de beğeninize sunuyoruz. Çeşitli gezi haberlerinin haricinde, kimi zaman garipsediğimiz olayları da sizlerle paylaşıyoruz. Gezginler için sanal bir Han olmaya başlayan sitemiz için, sizin de tavsiyelerinizi bekleriz. 

Bizi Takip Edin

  • TWITTER

    Bizi takip edin, haberdar olun

  • INSTAGRAM

    Instagram'da da varız

  • PINTEREST

    Bizi Pinlemeyi unutmayın!

  • FACEBOOK

    Takip edin ve Paylaşın

  • YouTube

    Abone olup video izleyebilirsiniz.

  • E-POSTA

    Soru sormak bedava :)

Güney Amerika

Pasifik

Copyright 2015 © All Rights Reserved / Tüm hakları saklıdır.

Hosted by PBS Tasarım

Site Haritası

Gizlilik Kuralları