Babakale

Babakale

Babakale ilginç ve ilgi çekici bir yer. Öncelikle burası Asya kıtasının en uç noktası. Yani coğrafi olarak ciddi bir özelliği var. Tarih boyunca bir balıkçı köyü olan Babakale, ismini farklı bir hikaye ile almış. Osmanlı gemicilerinden biri ve aynı zamanda bir Bektaşi Babası olan Sultan Baba vefat edince buraya gömülmüş. Bu sebeple denizciler buraya Baba Burun demeye başlamışlar. Sultan III. Ahmet bir deniz seferinden dönerken fırtınaya yakalanınca buraya sığınmış. Halk da bunu fırsat bilip, korsan saldırılarından bahsederek korunma talep etmiş. Bunun üzerine buradaki kale, Osmanlıda hapis yatan tutuklular tarafından 1725 yılında yaptırılmış. Burada çalışan tutuklular, bu hizmet karşılığında affedilmiş. Baba Burun da Baba kale oluvermiş. Unutmadan söylemek lazım ki, bu kale, Osmanlının inşa ettiği en son kale. Küçük bir köy olarak balık, el yapımı bıçak ve 4-5 pansiyon/hotel gezi noktasının özelliklerini oluşturuyor.

Gökçeada

Gökçeada ve Bozcaada

Gökçeada ve Bozcaada

Gökçe Ada ve Bozca Ada, gerek stratejik konumları, gerekse sahip oldukları güzellikleri nedeniyle, tarih boyunca odak noktası olmuş iki güzide ada.

Gökçe Ada bunun haricinde aynı zamanda Türkiye’nin en büyük adası konumunda. Bizans döneminde, Bizans İmparatorluğuna bağlı ufak bir Latin devleti olan ve Cenevizli bir aile tarafından yönetilen ada, Osmanlı’nın İstanbul’u alması sonucu, vergiye bağlanarak yönetilirken 1460’larda Venedik bir dönem adayı ele geçirmiş. 1470’den itibaren ise ada tekrar Osmanlı’ya tabi olmuş. Balkan Savaşları’nda Yunanlılar tarafından alınan ada, 1923 Lozan Anlaşması ile resmen tekrar Türkiye Cumhuriyeti’ne geçmiş. Adanın yapısı gereği, hem Poyraz hem de Lodos rüzgarlarını aldığından, her an rüzgarlı denilebilir. Tabi bu nem olayını tamamen bitiriyor. Özellikle rüzgar sörfü için ideal noktalardan biri olan adanın, rüzgara göre gitmeyi tercih edeceğiniz, Aydınlık Plajı, Laz Koyu, Yıldızkoy ve Yuvalı Plajı gibi şaheser noktaları var.

Bozcada ise, Türkiye’nin 3. Büyük adası ve aynı zamanda Gökçeada’nın bir anlamda kader ortağı olan bir başka cennet köşe. Tarih boyunca, aynı Gökçeada gibi birçok medeniyet tarafından yönetilen ada, çok uzun yıllar Türk ve Rum yerleşimi olarak kalmış. Poyraz ve Lodosa göre koy seçme olayı burada da devam ediyor. Bozcaada Kalesi, Mermer Burnu (Akvaryum Koyu olarak da biliniyor), Habbele ve meşhur Ayazma plajı adanın önde gelen noktaları arasında. Zamanı unutup keyif yapılacak yerler arasında. Ancak yazın çok kalabalık olduğunu söylememiz gerek.

Adatepe

Adatepe Köyü

Adatepe Köyü

Adatepe köyü, yeşillikler ve zeytin ağaçları arasında, yağlıboya bir resmin parçasıymış gibi yaşanılan bir köy. Köy dediğimize bakmayın. Tarihi çok eskilere gidiyor. Homeros’un ünlü İlyada Destanı’nda “Gargaros” olarak bahsi geçen yer. Truva savaşında, Zeus’un savaşı izlediği tepe olarak da adı sıkça anılmış. Zaten bugün o nokta da, Roma döneminden kalma bir de Zeus Sunağı var. Zeus Sunağına gittiğinizde ayaklarınızın altına serilmiş muhteşem bir körfez görüntüsü sizleri büyüleyecek. Köye dönecek olursak, Selçuklu zamanında Rum nüfusa ek olarak göçen Türkler buralara ve bu köye de yerleştirilmiş. Sonrasında 19. yy. da Midilli adasından Rum nüfus getirilmiş. Ancak 1924 yılında, mübadele esnasında tamamı buradan Yunanistan’a gönderilirken, oradan gelen Müslüman nüfusun bir kısmı da buraya yerleştirilmiş. Rum evleri köyün alt kısmında, Türk evleri ise daha üst kısımlarında bulunuyor. Zaten mimariden açıkça fark edilebiliyor. Köyün meydanı hem otopark hem de yeme içme mekânı olarak işlev görüyor. 1950’li yıllarda neredeyse sıfırlanan nüfus, 1980’li yıllarda buradan ev alarak yenileme gerçekleştirenler tarafından canlanmış. Köy sit alanı olduğundan, yenileme çalışmaları ile aslına uygun olarak korunarak gelmiş. Taş Mektep, artık okul işlevi görmese de, çeşitli aktivitelerin yapıldığı bir mekâna dönüşmüş. Türkiye’nin ilk zeytinyağı müzesi de yine burada. Konaklama imkânı da sunan köy kaçırılmaması gereken yerlerden.

Saat Kulesi Canakkale

Çanakkale Saat Kulesi

Çanakkale Saat Kulesi

Çanakkale Saat Kulesi, II. Abdülhamit zamanında yaptırılan saat kulelerinden bir tanesi. II. Abdülhamit’in saatlere olan merakı, 1600’lü yıllarda Avrupa’daki şehircilik anlayışının ayrılmaz parçası olan saat kulelerini, Osmanlı şehirlerinde yaygınlaştırmıştı. Genelde şehrin ileri gelenleri tarafından yaptırılan saat kuleleri gibi, Çanakkale’deki saat kulesi de, dönemin İtalyan Konsolosu ve tüccar olan İtalyan asıllı Vitalis Gaptiorele tarafından 3 katlı olarak yaptırılmış. 1897 yılında yaptırılan kule, 1912’deki Şarköy depreminden sonra hasar görünce, tamirat esnasında bir kat daha çıkılmış. Kule saat kulesi olarak yapılmış olsa da, eskiden çan kulesi olarak da kullanılmış. Kubbenin hemen alt katında 4 yöne birden bakan saatleri bulunmakta. Çeşitli zamanlarda bakımlardan geçen kule, şehrin tarihi dokusunu hatırlatmak için hala ayakta.

Truva

Truva Antik Kenti

Truva Antik Kenti

Truva Antik kenti, belki de dünyadaki en önemli antik kentlerden birisi. Çünkü M.Ö 3000’li yıllarda kurulup, aralıksız ve katman katman, şehir yerleşimlerini tarihsel çizgileri ile barındırına bir yapısı var. Destansı Troya Savaşı ve onunla özdeşleşen Truva Atı hikayesi, bu önemli kentin sadece görünen popüler kültür kısmı.

Şehir o kadar eski ki, Homer’in ünlü İlliad eserinde geçen kısmı yani bildiğimiz Truva Savaşı, tahminen M.Ö. 1200-1300’lü yıllarda 7. Truva katmanında gerçekleşiyor.

Kent ilk olarak kurulduğunda Karamenderes (Scamender) Nehri’nin denize döküldüğü ovaya bakan tepede kurulmuş. O zamanlar denize çok yakın olan yerleşim, bir liman kenti olarak hızla büyüyüp zenginleşmiş. Artık denize 5 Km mesafede olmasının sebebi ise, geçtiğimiz 5000 yıl boyunca, Karamenderes Nehri’nin taşıdığı alüvyon topraklar.

Şehir her yıkılışında, şehrin halkı yıkıntıların üzerine yeni şehirlerini kurmuş. 1. Şehir yerleşik halktan farklı kişilerin şehri ele geçirmesi ile kültürel değişiklik nedeniyle 2. şehre sebep olmuş. 2 . Şehir büyük bir yangında yok olmuş ve 3. şehir kurulmuş. Şehir bundan sonra sürekli büyüyerek 4. ve 5. katmanların oluşumuna sebep vermiş. 6. Şehrin depremle yıkıldığı ve bu nedenle meşhur Truva Savaşının yaşandığı 7. Şehrin kurulduğu anlaşılıyor. 7. şehrin sonu herkesin malumu olan Truva Atı.

Sonrasında M.Ö. 546’da Perslilerin istilası yaşanıyor. Şehrin son katmanı ise M.S. 1. yy.da Roma dönemine ait. Bu tarihten sonra ise artık liman bağlantısı çok uzaklarda kalan şehir, bir iç şehir haline geldiğinden eski önemini kaybediyor. Halk ise 9 kere kurduğu şehri bir daha aynı yere kurmuyor ki, şehir harabe olarak unutuluyor.

Türkler Troyalı mı?

İşin ilginç bir yanı ise, Orta Çağ’da Avrupa’lıların, Türkleri eski Truvalılar olarak algılaması. Truva Savaşı sonrası kaçan şehirlilerin Asya’ya yerleşip, güçlenip geri gelerek, savaşın öcünü aldıkları inancına sahiplermiş.

İstanbul’un alınması öncesi şehirde bulunan Kardinal Isidore yazdığı bir mektupta “Troya Prensi” olarak adlandırmış Fatih Sultan Mehmet’i. Fatih’in resmi tarihçisi Kritovulos ise Fatih Sultan Mehmet’in bu bölgeyi ziyaret ettiği zaman

Allah beni bu şehrin ve halkının dostu olarak bugüne kadar sakladı. Biz bu şehrin düşmanlarını yendik ve onların vatanlarını aldık. Burayı Yunanlar, Makedonyalılar, Teselyalılar ve Moralılar ele geçirmişlerdi. Bunların biz Asyalılara karşı kötülüklerini aradan birçok devir ve yıl geçmesine rağmen onların torunlarından aldık.

dediğini yazar.

Türkler gerçekten Troyalı mıydı? Veya Troyalı Helen gerçekten uğruna binlerce kişinin ölebileceği kadar güzel miydi? Bu sorular kafaları kurcalasa da, Truva kenti, mutlaka görülmesi gereken UNESCO Dünya Mirası Listesi içerisinde yer alan bir antik kent.

Athena Tapınağı

Assos – Behramkale

Assos – Behramkale

Tarihi ismiyle Assos, günümüz ismiyle Behramkale, Biga Yarımadasının güney kısmında bulunuyor. Şehir, Hellen bir kabile olan Aiol‘ler tarafından bir koloni olarak M.Ö 1000 ile M.Ö 900 arasında bir dönemde kurulmuş. Bulunduğu nokta eski ismiyle Adramyttian yeni ismi ile Edremit Körfezi, stratejik bir nokta ve sahil şeridi ticari anlamda bir liman olmaya çok müsait olduğundan, şehir hemen güçlenmeye başlamış. Aiol’ler, bugün antik tiyatrodan da görülebilen Lesbos adasından geldiklerinde, herhalde bu kadar önemli bir koloni kuracaklarını düşünmemiştir. Şehrin en üst noktası olan yere, M.Ö 530’da Athena Tapınağı inşa edilmiş.

Athena Tapınağı

Aristo’nun Etkisi

İşte bu tapınak şehrin sonraki gelişimini de etkileyen yerlerden birisi olmuş. Buradan yetişen ve daha sonra Plato‘nun da öğrencisi olan Hermias (ki önceden bir köle) şehrin yöneticisi konumuna gelmiş ve Assos onun zamanında çok gelişmiş. Hermias’ın arkadaşı ve aynı zamanda Plato’nun bir diğer öğrencisi olan Aristo, şehre gelip burada bir okul açmış. Daha sonra Hermias’ın yiğeni ile de evlenen Aristo sayesinde şehir düşünce geliştiren şehirlerden birisi durumuna gelmiş. Ancak Perslilerin şehri ele geçirmesi ve ardından Hermias’ın öldürülmesi sonucunda Aristo buradan kaçmış ve bir diğer Kral arkadaşı olan Makedon Kralı II. Phillip’in yanına giderek burada onun oğlunun, yani meşhur Büyük İskender‘in hocası olmuş.

Büyük İskender, Perslileri yenerek Assos’u geri almış ancak ilerleyen dönemlerde şehir Bergama Krallığı‘nın altına geçmiş. M.Ö 132 yılında ise Romalılar şehri ele geçirmiş.

Assos, Küçük Asya olarak adlandırılan Anadolu içerisinde de, en erken hristiyan olan kentlerden biri olarak tarihe geçerken, M.S. 1. yy sonrası giderek küçülerek en sonunda köy konumuna gelmiş ve devasa yapılar yıkıntılara dönüşmüş.

1080 yılında Selçukluların Bizanslılardan aldığı şehir, 1097’de tekrar Bizansa geçmiş. Karesi Beyliği 1300’lü yıllarda bu toprakları ele geçirerek ardından 1359 yılında Çanakkale ile birlikte toprak olarak Osmanlı Devletine satmış.

1900’lü yılların başında Sultan Abdülhamid’in de izniyle yurt dışına götürülen (kaçırılan?) bir çok tarihi eser gibi, Athena Tapınağı ve bir çok diğer binanın özellikli parçaları Louvre Müzesi gibi müzelerde sergilenmek üzere götürülmüş. Halen İstanbul Arkeoloji Müzesinde de, buradan parçalar sergilenmekte.

Günümüzde de kazı çalışmaları devam ediyor. Şehrin bir çok yapısı halen açığa çıkarılmamış durumda.

Burayı isterseniz sadece ziyaret ederek ve 1-2 saat geçirerek, isterseniz de burada sakin bir otel/pansiyonda 1-2 gün konaklayarak gezebilirsiniz. Özellikle Tiyatro, Tapınak ve Nekropol ile Agora görebileceğiniz yerler içerisinde.

 

 

 

Aynalı Çarşı

Aynalı Çarşı

Aynalı Çarşı

Aynalı Çarşı, Gelibolu Yarımadası dışında, Çanakkale ile en fazla özdeşleşen yerlerden birisi. Bunun en büyük sebebi, hiç kuşkusuz, bir dönemin ağıtı olan “Çanakkale içinde Aynalı Çarşı” türküsü. Şehrin kültürünü ve geçmişini şehirle birebir paylaşmış bir yer.

Çarşıya bu isim, iki uç kapısındaki aynalardan ötürü verildi dense de, bunun kesin bir doğru olduğu söylenemiyor. Giriş kapıları kemerli ve kırmızı taştan olan çarşının kitabesinde Osmanlıca olarak “Adaletliliği ile tanınan Sultan Gazi ikinci Abdülhamid efendimiz hazretlerinin lütuf ve sahip çıkmalarıyla kendine bağlı musevi uyruğundan İlyo Halyo kullarının çabalarıyla yaptırılmış ve gönülde yer tutan çarşıdır. Yıl Hicri Muharrem 1307 (Kasım Aralık 1889)” yazmakta. Asıl ismi de “Passage Halilio”

Savaş ennasında bombalanan ve ardından İngilizlerin işgali sırasında (1918-1921) ahır olarak kullanılan yapı bir harabe olarak kalan yapı, 1967 yılında yapılan onarımla günümüzdeki halini aldı. İçerisinde hediyelik eşyaların satıldığı dükkanlar bulunan çarşı, şehri ziyaret ettiğinizde görebileceğiniz noktalardan birisi.

Çimenlik Kalesi

Çimenlik Kalesi ve Çanakkale Deniz Müzesi

Çimenlik Kalesi ve Çanakkale Deniz Müzesi

Çimenlik Kalesi ve Çanakkale Deniz Müzesi aynı yerde ve şehir içinde bulunmakta. Şehrin adının geldiği Kala-i Sultaniye yani Çimenlik Kalesi, Fatih Sultan Mehmet tarafından Çanakkale boğazının en dar noktasına yaptırılmış. Yapım tarihi hakkında tartışmalar olsa da, 1463 yılında yapıldığı daha ağırlıklı bir bilgi. Kale dikdörtgen bir yapıya sahip dış kale ve iç kaleden oluşmakta. Surların içerisinde bir baruthane ve iki cami bulunmakta. Camilerden bir tanesi Fatih Camii ve kale yapımı esnasında inşa edilmiş. Abdülaziz Camii ise 1861 – 1876 yılları arasında Sultan Abdulaziz tarafından yaptırılmış. Baruthane günümüzde Piri Reis Galerisi olarak kullanılmakta.

3 katlı olan iç kalenin birinci katında çeşitli askeri malzemeler ve maketler ile sinevizyon bulunmakta. İkinci katta mizansenler ve savaşan tarafların güçleri karşılaştırılmakta. 3. Kat ise yağlı boya tablolardan oluşan bir sergi.

Deniz Müzesinin iskelesinde ise Nusret Mayın Gemisi‘nin bire bir boyuttaki kopyası gezilebilmekte. Nusret Mayın Gemisi’nin orijinali 1990 yılına kadar kullanılmış ve daha sonra batmıştı. Tarsus Belediyesi bu batığı çıkartıp, onarıp, Tarsus’da sergiye açmıştı.

Not: Şu an İskelede bulunan gemi 2011 yılından sonra yapılmış olandır. Fotoğraf bu gemiden öncesine aittir.

Gelibolu Yarımadası

Gelibolu Yarımadası

Gelibolu Yarımadası

Çanakkale‘den bahsederken hemen hemen herkesin aklına gelen ilk nokta, Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Parkı’dır. Burası hem Türkiye hem Dünya için önemli bir nokta. Birinci Dünya Savaşı esnasında 500,000 kadar kişinin savaşarak öldüğü, dünyanın sayılı büyük savaşlarından birinin yapıldığı yer. Herşeyden önce, burayı gezerken, yoğun bir duygu içerisine giriyorsunuz. Burada, gezi esnasında, asgari saygı ve sessizliği ister istemez sağlıyorsunuz.

Tarihi Milli Park içerisinde 56 yerli anıt ve şehitlik 35 Yabancı Mezar ve Anıtları bulunmakta. Hakkıyla gezmek isterseniz, birgüne kadar yayılan bir süre gerekiyor ama, hâlâ o kadar bir hüzün var ki, o kadar süre kalmak istemeyebilirsiniz. En azından bizde öyle oldu. Çanakkale

Savaş esnasında önemli noktalar içerisinde olan Kilitbahir Kalesi, Mecidiye Tabyası, 57. Alay Şehitliği, Conk Bayırı, Atatürk Anıtı ve diğer şehitlikler ile birlikte Çanakkale Şehitler Abidesi burada öne çıkan ziyaret noktaları.

logo

Yurt dışı gezi rehberi olarak hazırlanan Turrehberin'de sizlere, dünyanın birçok noktasını tanıtmanın haricinde, ülkemizden ilgi çeken yerleri de beğeninize sunuyoruz. Çeşitli gezi haberlerinin haricinde, kimi zaman garipsediğimiz olayları da sizlerle paylaşıyoruz. Gezginler için sanal bir Han olmaya başlayan sitemiz için, sizin de tavsiyelerinizi bekleriz. 

Bizi Takip Edin

  • TWITTER

    Bizi takip edin, haberdar olun

  • INSTAGRAM

    Instagram'da da varız

  • PINTEREST

    Bizi Pinlemeyi unutmayın!

  • FACEBOOK

    Takip edin ve Paylaşın

  • GOOGLE+

    +1'leyelim lütfen...

  • E-POSTA

    Soru sormak bedava :)

Güney Amerika

Pasifik

Copyright 2015 © All Rights Reserved / Tüm hakları saklıdır.

Hosted by PBS Tasarım

Site Haritası

Gizlilik Kuralları