turrehberin.com

Selçuk

Selçuk

İzmir’in Selçuk ilçesi, belki de dünyanın sayılı antik şehir bölgelerinden birisidir. Bu bir anlamda ilçeyi dünya klasmanına taşısa da, maalesef, ayrı bir bölümde bahsettiğimiz Efes Antik Kenti‘nin gölgesinde de bırakmakta. Oysa ilçe sadece antik kent ile sınırlı olamayacak kadar değerli.

Bilinenin aksine, bugünkü Efes Antik kenti aslında Selçuk’ta bulunan Ayasuluk Tepesinde kurulmuş bir kent. Hititlerin Apasus olarak kayda geçtikleri kentin tarihi M.Ö 6000’li yollara kadar gidiyor. Ancak çok fazla istila geçiren ve en son Perslerin eline geçen şehir, Büyük İskender’in geri alması sonucu, şu an bulunduğu yerde M.Ö 300’lü yıllarda yeniden kurulmuş.

Selçuk Arkeoloji Müzesi, bu iki ayrı Efes kentinden çıkartılan arkeolojik eserlerden ötürü, dünyanın sayılı “Yerel Bölge Eserleri” sergileyen eser zengini müzelerinden.

Ancak bizim buraya fotoğraf olarak da yerleştirdiğimiz bir İsa Bey Camii var ki, tam bir şaheser diyebiliriz. Ayasuluk, Aydınoğullsrı tarafından 1304 yılında ele geçirilmiş. Aydınoğlu İsa Bey tarafından 1375 yılında yaptırılan cami, Beylikler dönemi Türk tipi avlulu cami ve Anadolu Camilerinin bilinen en eski örneği konumunda. Selçuklu çinileri ile süslü caminin 2 minaresinden biri tamamen, diğeri ise kısmen, 16.yy.’da deprem sonucu yıkılmış.

Hemen yakında ise Dünyanın Antik 7 Harikasından birisi olan Artemis Tapınağı kalıntıları var. Maalesef, o büyük eserden geriye pek bir şey kalmamış durumda.

 

Şirince

Şirince

Şirince

Şirince, şahsen bizim 1995 yılından beri defaatle gittiğimiz, gelişimine oldukça yakından tanık olduğumuz, normalde güzel bir Ege köyü idi. Di’li geçmiş zaman kullanma sebebimiz, artık köyden daha çok bir nevi turistik nokta konumunda. Efes Antik Kenti‘ne oldukça yakın sayılabilecek bir mesafede olduğundan, buraya gelen yerli veya yabancı turistlerin büyük çoğunluğu bu köye de uğrar. Köyün yerleşimi 15.yy.’a tarihlense de, göreceğiniz evler ve binaların çoğu 19.yy’dan kalma. Köy bir Rum köyü iken, 1. Dünya Savaşı sonrası yapılan mübadelede  yerli halkı Yunanistan’a gönderilmiş.

Eskiden, köy meydanı ve etrafında ağırlıklı olarak bulunan turistik diyebileceğimiz restoran-cafe tarzı yerler, artık neredeyse her yerde. Köyün neredeyse tüm evleri, şarap, yemek ya da el işi hediyelik (çoğu Çin üretimi) mal satılan nokta haline dönmüş durumda. Tıpkı Bursa Cumalıkızık‘ta olduğu gibi. Yinede gidip görülesi bir yer. Ama tepelere doğru çıkarak gezmenizi tavsiye ederiz. Bir de kahvaltı ya da öğle yemeği saatleri haricinde gidin. Yoğunluktan nispeten kurtulmuş olursunuz.

Çeşme

Çeşme

Çeşme

Çeşme, İzmir‘in bir ilçesi olarak günümüzde yerleşimini devam ettiren bir yer. Ancak ilk önemli yerleşim merkezi olması günümüzden çok öncelere dayanmakta. M.Ö. 7. yy esnasında, bugünkü yerleşimin yaklaşık 26 km ötesinde bulunan Ildırı Köyünde bulunan antik Ion devletlerinden birisi olan Erythrai Antik Kenti, bu bölgenin ilk yerleşim alanıdır. Tabii ki bu Yunan tarihçilerine göre. Zira onlar kendilerinin eline geçtikten sonra bir şehrin tarihini var göstermekteler. 11. yy. da aynı zamanda ilk Türk Denizcisi olarak da bilinen Çaka Bey tarafından alınarak Türklerin eline geçmiş olan yerleşim yerinin, 1897 yılında 30,000 kadar nüfusu olduğu kaytlara geçmiş. Bugünkü nüfusu da yaklaşık 42,000 kişi olarak bilinmekte. İlçenin içindeki Osmanlı Çeşmeleri sebebiyle adının bugünkü halini aldığı söyleniyor. İlçenin turistik deniz imkanlarının haricinde, yine Osmanlılardan kalma Çeşme Kalesi ve Arkeoloji Müzesi, ilgi çeken diğer noktaları. Özellikle son dönemlerde daha da ünlenen Alaçatı da, yine ilçeye bağlı bir başka turistik nokta.

Foça

Foça

Foça

Foça, günümüzde eski ve yeni olarak ayrılmış İzmir’in güzel bir ilçesi. Biz yenisiyle pek fazla ilgilenmeden direk eskisi ile ilgili geniş bir yazıyı burada anlattık. O gezi yazımızın haricinde burada ise daha çok tarihi ile ilgili bilgi vereceğiz.

Adalarında yaşayan foklardan ötürü, ilk kurulduğu zaman olan M.Ö. 1100’lü yıllardan bu yana, Phokaia olarak anılmakta. Aiollar tarafından kurulan şehrin M.Ö 9. yy. da Ion yerleşimi başlamış. Şehirliler denizcilik ve mühendislik dallarında o kadar ileri gitmişler ki, bu gün oldukça ünlü olan deniz ötesi bir çok koloni kurmuşlar. Bunlardan biri İtalya‘nın Velia (Elea) ve Fransa‘nın Marsilya (Massala) kentlerini kurmuşlar.

Günümüze kadar, gerek Persler – ki Foça’ya 7 km mesafede Taş Ev olarak bilinen M.Ö 492 yılına ait ender Anadolu Pers Anıtlarından birini bırakmışlardır. – gerek yerel yönetimler arasında el değiştirmiş. İlk olarak Çaka Bey tarafından Türklerin eline 13.yy’da geçen şehir, sonrasında Saruhanoğulları Beyliğine geçmiş. İstanbul’un fethinden sonra, İstanbul’u savunmak için Ege Denizi’nin önemini bilen Fatih Sultan Mehmet, burayı 1455 yılında fethederek Osmanlı İmparatorluğu topraklarına katmış.

Günümüzde sakin ve güzel bir sahil ilçesi olarak her ziyaret edeni kendine aşık ediyor.

 

Yedi Uyurlar

Yedi Uyurlar Mağarası

Yedi Uyurlar Mağarası

Yedi Uyurlar Mağarası, Dünya genelinde toplamda 33 ayrı nokta için (şimdiye kadar belirlenen) bir isim. Türkiye’de ise 4 ayrı nokta bunların içerisinde. Bizim burada anlattığımız yer ise Meryem Ana Kilisesi ve Efes Antik Kenti yakınlarında bulunan nokta. Dünyada bu kadar fazla nokta olmasının sebebi ise, sadece İslamiyet’de değil, Hristiyanlık dünyasında da çok bilinen ve tartışılan bir dava olması. Aslen de zaten, Hristiyanlık tarihi ile ilgili bir olay.

Kur’an-ı Kerim’de Kehf Suresi içinde geçen bilgiler, kişi sayısını tam vermemekle birlikte okunduğunda yedi-sekiz kişi olma ihtimalini daha öne çıkarmakta. Hz. Muhammed’in söylediği şekliyle İbn-i Abbas’tan nakledilen ise kişilerin isminin Yemliha, Meksilmina, Mertus, Muhsimilnina, Keşvetuş, Biruns, Dinmus ve Yatnuskalus olduğu şeklinde. Yani sekiz kişi. Yine Kur’an-ı Kerim’de geçen şekliyle, bir gurup puta tapmayan cesur gencin, inançları yüzünden kaçarak bir mağaraya sığındıkları yazar. Bu mağaranın içi geniş ve oyuktur. Gün doğduğunda mağaranın sağına, battığında ise soluna güneş vurur. Burada 300+9 yıl uyurlar. Uyandıktan sonra kaçtıkları şehre geri iner, gelişmeleri görüp tekrar mağaraya çekilip uyumaya devam ederler. Halk daha sonra üzerilerine bir mescit yapar. Özellikle mağara tarifine Lice’deki Yedi Uyur Mağarası daha çok uysa da, Selçuk’ta bulunan bu mağaranın üzerinde bir kilise olması (o dönem tek Tanrı inancı Hristiyanlık) burayı da Hristiyanlar için bir hac noktası yapar. Ancak Ürdün’deki Amman kentinde bulunan mağaranın da, tartışmalarda ön plana çıktığını belirtmek gerekiyor.

Hikaye din haricinde diğer bir takım hikayelerde de bahsedilmekte olduğundan öyle ya da böyle bir doğruluğu var diyebiliriz. Ancak burası o mağara mı derseniz, orası hala karışık.

Mağaraya girişler biz gittiğimizde kapatılmıştı. İçeride lahit de olmak üzere bir mezar alanı bulunmakta. Aynı zamanda 5-6. yy.’la tarihlenen bir de kilise kalıntısı var.

Buranın hemen aşağısında, arabayla gelmiş iseniz aracınızı da park edebileceğiniz yerlere sahip yeme içme alanları bulunmakta. Biz keyifli bir yiyecek molasını da burada verdik. Size de tavsiye ederiz.

 

Efes

Efes Antik Kenti

Efes Antik Kenti

Efes Antik Kenti, her ne kadar bir Grek kenti olarak bilinse de, ilk kuruluşu ve kurucuları tam olarak Grek değil. Hatta Efes ismi bile, şehre Grekler tarafından verilmemiş. Şehir esasen, M.Ö. 1000’li yıllarda Arzawa bölge/krallığı zamanında başkent olarak kullanılmış. Iyon Grek ve Atina’lılar tarafından kurulmuş. O dönem Hititler şehre, Apasa adını vermişler. Günümüzde İzmir‘in Selçuk ilçesi içerisinde bulunan şehir, M.Ö 129 yılında Roma İmparatorluğu’na dahil olmuş.

Şehrin o dönemlerde önemli olmasına sebep, elbetteki Dünyanın 7 Antik Harikası’ndan birisi olarak bilinen Artemis Tapınağı idi. M.Ö 500 yılında tamamlanmış olan tapınağın haricinde Celcus Kütüphanesi de (M.S.117) önemli eserler arasında yer alır. Roma ve Bergama’daki kütüphanelerin ardından Antik Dünya’nın en büyük 3. kütüphanesi imiş. M.S 263 yılında Gotlar tarafından yok edilen şehir, tekrar inşa edilmiş. Ancak zaman içerisinde Küçük Menderes Nehri’nin taşıdığı alüvyonlar sebebi ile şehrin deniz ile alakası kesilmiş. Bir deniz ticaret şehri olmaktan uzaklaşan ve 614 yılında deprem yaşayan şehir, o döneme kadar, Bizans İmparatorluğu için de önemini devam ettirmiş. Daha sonra Arapların saldırılarını yaşayan şehir, 1090 yılında Selçuklu tarafından ele geçirildiğinde artık sadece basit bir köy konumundaymış. Bugün eski liman, denize yaklaşık 7 km mesafede bulunmakta. Dünyanın sayılı iyi korunmuş antik kentlerinden birisi olan Efes Antik Kenti’ni vaktiniz olmasa bile vakit oluşturup görmeniz gerekir.

Alaçatı

Alaçatı

Alaçatı

Eskiden İzmir için Alaçatı demek bir şeyler ifade ederdi. Özellikle de rüzgar sörfü yapanlar için eşi bulunmaz bir cennetti diyebiliriz. Ege bölgesindeki bir çok yerleşim yerinde olduğu gibi, Rum ve Türk nüfusun birlikte yaşadığı, taş evlerin bulunduğu, sahilden uzak bir yerleşimdi. Rüzgar sörfçüleri buradaki taş evlerde konaklar, araçları ile sahile giderlerdi. Rüzgar sörfü yaparak akşam geri dönünürdü. Eğlence için gidilen yer ise genelde Çeşme olurdu.

Oysa şimdi, belirli bir zümrenin haricindeki insanlar gelmesin diye özellikle pahalı yapılan, denize sahili olmamasına rağmen, kendini Copacabana‘da zannedenlerin, pareo ile dolaştığı, artık evden başka her şeye dönmüş taş yapıları olan, ruhsuz ve manasız bir yer oldu. “İlla ki gideceğim, ve gereksiz yere pahalı olan şeylerden alarak ne kadar keriz olduğumu dünya aleme ispat edeceğim” diyorsanız mutlaka gidin. Hele bir de tüm sebze isimleri kapıldığı için sadece “Ot Festivali” diyerek üretilen bir festival var. Onu da aman kaçırmayın. Yok böyle bir düşünceniz yoksa, yanından bile geçmeyin. Zerre kadar bir şey kaçırmamış olursunuz. Ama bir şekilde gitmiş iseniz, arabanızı park edecek bir yer bulma şansını da yakalamış iseniz, o zaman Ege’nin başka yerlerinde de görebileceğiniz evleri dışarıdan gezebilirsiniz. Cebinizdeki para fazla geldiyse, hafiflemek için yemek yiyebilirsiniz. Yetmediyse, ufak bir servet vererek, orta halli bir butik otel odasında 1-2 gece kalabilirsiniz bile.

Meryem Ana

Meryem Ana Kilisesi – Selçuk

Meryem Ana Kilisesi – Selçuk

Selçuk’ta bulunan Meryem Ana Kilisesi, aslında Efes Antik kentine tepeden bakan bir noktada bulunuyor. Ancak antik kentin tepeye doğru yayıldığını da düşünecek olursak antik kente çok da uzak olduğu söylenemez. Aslında buranın keşfi ve önemli bir nokta haline gelmesi, bu tür dini hikayelerde sıklıkla rastlanacak bir tür olan “şans eseri” olmuş diyebiliriz. Almanya‘nın Vestfalya bölgesinde uzun süre yatalak halde yaşayan bir rahibe olan Anna Katharina Emmerick, Hz. İsa ve Hz. Meryem’e yönelik bir tür rüyalar görmektedir. Hiç bilmediği kişi ve yerleri tarif edebilmektedir. Bu ilgi çeker ve dönemin Alman şairlerinden Clemens Brentano, bu görüleri rahibenin ölümünden 11 yıl sonra 1835’de kitap haline getirir. 2. bir kitap ise, şairin elinden, ölümünden sonra 1842 yılında basılır.

Basılan bu iki kitap Hristiyanlar arasında ikilem oluşturur ve yazılanlara inanmayanlar ispat etmek için yola düşer. Kitapta Hz. Meryem’in yaklaşık 9 yıl yaşayıp son günlerini geçirdiği yer “Tam Efes’te değil; az civarında, bazı dostlarının yerleşmiş olduğu yerde oturuyordu. Evi, bir dağın tepesinde, Kudüs’ten gelen yolun solunda, Efes’ten 3,5 mil uzakta bulunmaktaydı. Bu kentin güneyinden, bir takım dar patikalar, yabani bitki örtüsü kaplı bir dağın tepesine ulaştırır. Zirveye doğru engebeli bir yayla vardır. Burası da bitki örtüsü ile kaplıdır ve yaklaşık yarım mil genişliğindedir.” şeklinde anlatılmaktadır. Bu konuyla ilgili bilgiyi buradan da görebilirsiniz. Bu tarifleri takip edenler tarafından 1881 yılında bugün ziyaret edilen nokta bulunur.

İlk girişte su kaynağı ve depolama alanı gibi Roma, daha özelinde Efes döneminden kalma yapılar nedeniyle buranın çok eski bir yapı alanı olduğu ispatlanabilmekte. Geri kalanı ise bir inanç meselesi. Bölgede bulunan ufak bina ve etrafı bir anda hac merkezi haline gelir. Günümüzde de gerek Hristiyan gerekse Müslüman gruplar buraya gelerek ziyaret etmekte. Gerçek şu ki, burası insana huzur veren ruhani bir nokta. İzmir‘e gelip, Efesi gezecekseniz, burayı da programınıza almanız gerek.

 

İzmir Arkeoloji Müzesi

İzmir Arkeoloji Müzesi

İzmir Arkeoloji Müzesi

İzmir Arkeoloji Müzesi, İzmir için belki de en gerekli şeylerden birisiydi. Sonuç olarak şehir ve etrafında oldukça fazla antik şehir ve liman bulunmakta. Ancak bu müzenin açılmasına yönelik ilk düşünce Osmanlı’nın son dönemlerinde fikir olarak ortaya çıkmış. Ne yazık ki Dünya Savaşı ve ardından Kurtuluş Savaşı, bu düşünceyi ilerleyen bir tarihe erteletmiş. Sonuçta, Atatürk’ün emri ile 1927 yılında, o dönem terk edilmiş bir bina haline gelen, Aya Vukla kilise binasında açılmış. O zaman ki adı “Asar-ı Antika Müzesi” yani Antika Eserler Müzesi olmuş. 1984 yılında ise günümüzdeki binasına taşınmış. Müzenin zemin katında eserlerin saklandığı alanlar ve restorasyon bölgesi bulunuyor. Birinci katta idari ofisler, 2 ve 3. katlarda ise sergi salonları bulunmakta. İzmir ve çevresinin arkeolojik önemini anlamak isteyenlerin mutlaka görmesi gereken bir nokta. Girişler ücretli ama her gün açık bir müze.

Sevgi Yolu

Sevgi Yolu

Sevgi Yolu

Sevgi Yolu, birebir gelişimini izleme şansı bulduğum bir yer. Üstelik İzmir‘de yaşamadığımız için, her uğradığımızda, nelerin değiştiğini çok net takip edebilme şansımızda oldu. 1996 yılında, ilk tanıştığım zamandan bu güne 20 yıldan fazla zaman geçti. Buradaki yapılanma da sürekli yenilendi. Daha köhne diyebileceğimiz bir ara sokak tarzından, belediyenin elinin değdiği belli olan, nispeten eli yüzü toparlanmış bir yer haline geldi. Değişmeyen tek şey ise, her zaman duyguları kabarık olanların, dolayısıyla da daha çok gençlerin mekanı oldu. İkinci el kitapçılar, ufak tefek hediyelikler satanlar azaldı. Yerlerini test kitabı satanlar ile bir miktar tatoocular aldı. Yerlere Türk Sinema Tarihi’nin önemli isimlerinin yıldızları kondu. Sokak ressamları tezgah açtı. Sonuçta hala, yolu sevgiden geçenlerin bir ara uğradıkları yer konumunda. Her gittiğimizde, biz de anılar arasından bir yürüyüş gerçekleştiriyoruz.

Yurt dışı gezi rehberi olarak hazırlanan Turrehberin'de sizlere, dünyanın birçok noktasını tanıtmanın haricinde, ülkemizden ilgi çeken yerleri de beğeninize sunuyoruz. Çeşitli gezi haberlerinin haricinde, kimi zaman garipsediğimiz olayları da sizlerle paylaşıyoruz. Gezginler için sanal bir Han olmaya başlayan sitemiz için, sizin de tavsiyelerinizi bekleriz. 

Bizi Takip Edin

  • TWITTER

    Bizi takip edin, haberdar olun

  • INSTAGRAM

    Instagram'da da varız

  • PINTEREST

    Bizi Pinlemeyi unutmayın!

  • FACEBOOK

    Takip edin ve Paylaşın

  • YouTube

    Abone olup video izleyebilirsiniz.

  • E-POSTA

    Soru sormak bedava :)

Copyright 2015 © All Rights Reserved / Tüm hakları saklıdır.

Hosted by PBS Tasarım

Site Haritası

Gizlilik Kuralları