İnkaya Çınarı

İnkaya Çınarı

İnkaya Çınarı sadece bir ağaç değil, bir tarih, bir hayal ve hatta bir zaman ölçüsü. Osmanlının ilk kuruluş yıllarında, ilk Osmanlı köylerinden olan İnkaya Köyü’nden alıyor ismini. Türkiye’nin en yaşlı ağaçarından bir tanesi. Sayısı gittikçe azalan devasa ağaçlarımızdan. Bursa-Uludağ yolu üzerinde giderken görebiliyorsunuz. Gövde çapı yaklaşık 10 metre olan ağacın dalları bile ayrı birer ağaç gibi. Yaklaşık 1000 metrelik bir alanı kaplıyor. Osman Bey’in rüyasındaki çınar, Cumhuriyet ile devam ediyor. Boyu yaklaşık 40 metre olan bu ulu çınarın etrafında hediyelikler ve köyün üretimi olan sebzeler satılıyor. Hemen altı ise çay kahve içmek için düzenlenmiş. Çınarlarıyla ünlü Bursa’nın en ünlü çınarı diyebiliriz. Ömrü uzun olsun. Daha nice nesiller altında serinlesin.

Muradiye Külliyesi

Muradiye Külliyesi

Muradiye Külliyesi, Osmanlı hanedanı tarafından Bursa’da yaptırılan son külliye olarak tarihe geçmiş bir külliye. Burası aynı zamanda türbeleri ile de ön plana çıkmış bir yer. Muradiye semtine ismini veren külliye 1425 – 1426 yılları arasında Fatih Sultan Mehmed’in babası II. Murat tarafından yaptırılmış. II. Murat her ne kadar başkenti Edirne’ye taşımış olsa da, kendi türbesini de içeren bu külliyeyi Bursa’ya yaptırmış. Külliye içerisinde ön plana çıkan Muradiye Camii, II. Murat Türbesi, Muradiye Medresesi (günümüzde sağlık merkezi olarak kullanılıyor), Muradiye Hamamı, Muradiye İmareti ve çok sayıda hanedan üyesi türbeleri bulunmakta. Bu türbelerden özellikle Kanuni Sultan Süleyman’ın Konya’da öldürttüğü oğlu Şehzade Mustafa, Fatih Sultan Mehmed’in Napoli’de sürgünde ölen oğlu Cem Sultan ve Yavuz Sultan Selim’in boğdurttuğu kardeşi Şehzade Ahmet türbeleri nedeniyle de ön plana çıkıyor.

iznik-ayasofya

İznik

İznik

İznik, gerek bölgenin gerekse Bizans ve Osmanlı İmparatorluklarının tarihinde oldukça önemli roller üstlenmiş bir yerleşim noktası. Tarihi açıdan da kadim bir yerleşim yeri. Günümüzde yaklaşık 45,000 nüfuslu bir kasaba olsa bile, M.Ö 2,500 yıllarında ilk yerleşim izlerine rastlanan şehir daha sonra Makedon, Bitnia, Roma İmparatorluğu, Bizans İmparatorluğu ve nihayetinde Anadolu Selçuklu Devletinin başkenti olarak Türk toprağı haline gelmiş. Hristiyanlık için ayrı bir önemi olan şehir, 325 yılının yaz başında toplanan 1. İznik Konsili toplantısına ev sahipliği yapmış. Nikea  kanunları olarak bilinen 20 maddelik Hristiyanlık kanunları bu toplantıda alınmış. Sonrasında 787 yılında İznik Ayasofya‘sında (bugünkü Ayasofya Müzesi) 7. Konsül toplantısı gerçekleşmiş. 1331 yılında Osmanlı’nın eline geçen şehir, Osmanlı Devletine ait ilk cami, medrese ve imarethanenin de yapıldığı yer olması nedeniyle çok önemli. Buranın en önemli görülmesi gereken noktaları içerisinde Hacı Özbek Camiiİznik Müzesiolarak bilinenNilüfer Hatun İmarethanesiŞeyh Kutbettin CamiiYeşil CamiSüleyman Paşa Medresesi ve tabiiki İznik Gölü var. Detaylı gezi bilgisi için Bursa konaklamalı örnek gezimizi okuyabilirsiniz.

Saltanat Kapısı

Saltanat Kapısı

Saltanat Kapısı

Saltanat Kapısı diye anılan yer aslında Bursa’nın kalesi. Bursa bölgesi M.Ö 7. yy.’dan günümüze Bithynialıların yerleşiminde imiş. Bu kalenin de M.Ö. 2. yy.’da yine onlar tarafından yapıldığı söyleniyor. Bu yapı aynı zamanda dünyanın en eski kale yapıları arasına giriyor. Ancak anlaşılan Bursa yönetiminin ve halkının böylesine önemli bir esere sahip olduklarından haberleri yok. Etrafını her türlü görsel zevksizlikten arındıracağına, tam tersine öyle bir curcunaya bırakmışlar ki, tarihi dokuyu algılama şansınız da kalmıyor. Kale özellikle Roma ve Osmanlı döneminde daha da geliştirilmiş. En son 1326 yılında Osmanlıların eline geçince bir miktar daha büyütülmüş. Ancak dah asonra gerek 1855 depremi, gerekse taşlarının yapı malzemesi olarak kullanılması nedeniyle bir çok bölümü kaybolmuş. Yine de Bursa’nın en eski eserlerinden birisi olarak ziyareti hakediyor.

Orhan Gazi Türbesi

Orhan Gazi Türbesi

Orhan Gazi Türbesi

Orhan Gazi Türbesi, Osmanlı Devleti’nin ikinci padişahı olan Orhan Gazi’ye ait olan türbedir. Babası Osman Gazi’nin türbesinin hemen yanı başında bulunmakta. Sainte Elie Manastırı’nın tabanı üzerine inşa edildiğinden, türbe içindeki taban da manastırın tabanı. Orhan Gazi, Osmanlı Devleti’ni gerçek anlamda bir devlet haline getiren kişi olarak bilinir. Babasından 6,000 kilometrekare olarak devraldığı devleti 95,000 kilometrekareye kadar genişletmiş ve Bursa’yı devletin başkenti yapmış. Bu sebeple günümüz Bursa’sının da oluşumunda fazlasıyla etkisi var. Şehir kalesinin dışına Orhan Camii, Emir Han ve Orhan Bey Hamamı (Aynalı Çarşı) yaptırmış ve şehrin gelişimine de böylece büyük katkı sağlamış. Osman Gazi Türbesine göre çok daha sade bir türbe olarak dikkat çekiyor.

Osman Gazi Türbesi

Osman Gazi Türbesi

Osman Gazi Türbesi

Osman Gazi Türbesi, Anadolu’daki Türk varlığının önderlerinden Osman Gazi Han’a ait türbedir. Ertuğrul Gazi’nin vefatı sonrası obanın başına geçen Osman Gazi, Selçuklu Devletini’nin yıkılmasından sonra kendi adıyla anılacak olan Osmanlı Beyliğini kurdu. Yönetimi döneminde beyliği devlet haline getirmeyi başardı. Bursa kuşatması esnasında veya Bursa’nın alınmasının hemen ardından vefat ettiği söyleniyor. Vasiyeti gereği, burada bulunan “Sainte Elie” isimli Bizans manastırının bir şapeli dönüştürülerek daha sonra Gümüşlü Kümbet olarak anılan bu türbeye defnedilmiş. Ancak gerek manastır gerekse türbe 1801 yılındaki yangın ve 1855 yılındaki depremle çok hasar görünce, Sultan Abdülaziz bugünkü türbeyi baştan yaptırmış. Bugün Tophane Saat Kulesi‘nin de bulunduğu tepede bu türbeyi de ziyaret edebilirsiniz.

Tophane Saat Kulesi

Tophane Saat Kulesi – Bursa

Tophane Saat Kulesi – Bursa

Tophane Saat Kulesi’ni özellikle Bursa olarak adlandırdık. Çünkü bir tane de aynı isimde İstanbul’da bulunmakta. Saat kuleleri aslen Avrupa şehir mimarisinin ana unsurlarından birisi olarak 1350 – 1600 yılları arasında kullanılmıştı. Ancak Osmanlı bu tarz bir şehir mimarisi eklemesini yoğun bir şekilde Sultan Abdulhamit zamanında 1900’lü yılların başında uyguladı. Saltanata çıkışının 25. yılında ferman ile şehirlere saat kulesi yapılmasını emretmişti Sultan. Bursa’daki saat kulesi de bu fermanla ilk olarak 1900 yılında yapıldı ancak bilinmeyen bir sebepten yıkılınca tekrardan yapılarak 1906 yılının 31 Ağustos günü yeniden açıldı. Bursa’nın en tepe noktası denilebilecek bir yere yapılan kule, bir dönem yangın gözetleme kulesi olarak da kullanılmış. Bugün ise Bursa’ya panoramik bir bakış ile bakmak isteyen herkesin ziyaretine açık durumda. Kule 6 kattan oluşuyor ve 25 metre yüksekliğinde.

Bursa Uzun Çarşı

Bursa Uzun Çarşı

Bursa Uzun Çarşı, şehrin merkezindeki çarşılardan bir tanesi. Bursa ticaret şehri oldundan, burada fazla fazla han ve çarşı bulunmakta. Birbilerine o kadar yakın ve birleşikler ki, hangisi nerede başlıyor nerede bitiyor anlamakta zorlanabilirsiniz. Allahtan pirimiz Evliya Çelebi bu konuda da kendine has yorumlarını yapmış. Bu sayede bugün Kapalı Çarşı olarak da anılan Uzün Çarşı’nın aslında Kapalı Çarşı içinde olmadığını, farklı bir çarşı olduğunu anlıyoruz. En azından 15. yy. ilk yarısında. Bu çarşı günümüzde aırlıkla hazır giyim ürünlerinin satıldığı, uzun bir sokak üzeri sağlı sollu tarihi dükkanların olduğu ve artık üstü kapalı olan bir çarşı. Koza Han‘la da yan yana.

Koza Han

Koza Han

Koza Han

Koza Han, bizim gerçekten çok zevk aldığımız noktalardan birisi Bursa’da. 1492 yılında II. Bayezid tarafından İstanbul’daki cami ve medresesine kaynak olması amacıyla yaptırılan 95 odalı bir han. Han’ın ortasında örneklerine Antalya Kaleiçi gibi yerlerde de rastladığımız, ufak cemaatlere yönelik altı şadırvan olan bir mescid var. Tarih boyunca da ticaret mekanı olan Han, günümüzde de özellikle ipek ve ipekli ürünlerini satan tüccarlara sahip. Bahçesindeki koca çınarların altında bir Türk kahvesi içmek gerçekten büyük bir zevk veriyor. Kahve sevmeyenlere limonatayı da tavsiye ederiz. Kalabalık zamanlarda biraz gürültülü olsa da, kapısından geçince tarihe yolculuk yapmış oluyorsunuz. Özellikle sıcak Bursa günlerinin vazgeçilmez duraklarından birisi.

Ulu Cami

Bursa Ulu Cami

Bursa Ulu Cami

Bursa Ulu Cami, eskiden şehrin en belirgin ve görkemli yapılarından biri iken, artık inşaat ve bina yoğunluğu arasına sıkışmış bir şaheser. İlk yapım tarihi tam olarak bilinmiyor ama Niğbolu zaferi sonrası Yıldırım Bayezid tarafından 1396 yılında yaptırılmaya başlandığı tahmin ediliyor. 1399’da bittiği zaman Bursa‘nın Ayasofya‘sı olarak görülmeye başlanan çok önemli bir dini merkeze dönüşmüş. Beş ayrı bölüm ve her bölümde 4 kubbe olarak toplam 20 kubbeli yapılmış. Kubbelerden bir tanesi açık bırakılarak altındaki havuza yağmur suyu, cami içine ise ışık alması sağlanmış. Ancak bugün camla kaplı. Timur istila esnasında, fetret döneminde ise Karamanoğlu Mehmet Bey, Cami dışına odun yığıp yakmaya çalışmış. Ama esas darbe 1855 Bursa depreminde olmuş. 20 kubbenin 18 tanesi çökmüş. Ardından yangınlar derken günümüz halini 1950 yılında yapılan restorasyonla almış. Rivayete göre Somuncu Baba, burada ekmek dağıtırken Hızır a.s.’ı görmüş. Eğer her gün bu camiye gelip namaz kılmazsa, onun Hızır olduğunu bağıracağını söyleyince Hızır a.s. da “Tamam ancak hangi vakit geleceğim bana kalsın” demiş. Bugün bile bu inanış devam etmekte. Ulu Cami, içindeki sanatsal şaheserleri ve bir dönem cami mimarisinin en önemli örneği olması sebebiyle ziyaret edilmesi gereken yerlerin başında geliyor.

logo

Yurt dışı gezi rehberi olarak hazırlanan Turrehberin'de sizlere, dünyanın birçok noktasını tanıtmanın haricinde, ülkemizden ilgi çeken yerleri de beğeninize sunuyoruz. Çeşitli gezi haberlerinin haricinde, kimi zaman garipsediğimiz olayları da sizlerle paylaşıyoruz. Gezginler için sanal bir Han olmaya başlayan sitemiz için, sizin de tavsiyelerinizi bekleriz. 

Bizi Takip Edin

  • TWITTER

    Bizi takip edin, haberdar olun

  • INSTAGRAM

    Instagram'da da varız

  • PINTEREST

    Bizi Pinlemeyi unutmayın!

  • FACEBOOK

    Takip edin ve Paylaşın

  • GOOGLE+

    +1'leyelim lütfen...

  • E-POSTA

    Soru sormak bedava :)

Güney Amerika

Pasifik

Copyright 2015 © All Rights Reserved / Tüm hakları saklıdır.

Hosted by PBS Tasarım

Site Haritası

Gizlilik Kuralları