turrehberin.com
gezerken

Seyahat ve Fotoğraf

Seyahat ve Fotoğraf

Seyahat ve fotoğraf, bizim için gezilerimizin asıl amacını oluşturuyor diyebiliriz. Bu zevkler konusunda yalnız da değiliz. Sadece Türkiye‘de değil, tüm dünyada gezen insanların bolca fotoğraf çektiği bilinen bir gerçek. Hatta kimi ülkelerin turistleri için sadece fotoğraf çekmek amaçlı gezdiklerine yönelik bir inanış da var. Bu konuda en ünlenmiş turistlerin başında Japon turistler gelmekte. Biz de bu yazımızda sizlere, seyahat ederken nasıl güzel ve beğeni toplayacak fotoğraflar çekebileceğinizin sırlarını vereceğiz. Hazırsanız başlayalım mı?

1 – Gideceğiniz şehirleri veya yerleri çalışın

Bir seyahate çıkmadan önce, mutlaka ama mutlaka gideceğiniz yerleri iyi bir şekilde çalışın. Orada nereleri görmek isteyebileceğinizi, ilginizi çekebilecek noktaları belirleyin. Bu aynı zamanda bir gezi rotası oluşturmanızı da sağlayacak.

2 – Fotoğraf için yanınıza aldığınız makineyi iyi tanıyın

Artık çoğu kişi cep telefonları ile fotoğraf çekiyor. Ama yine de fotoğraflarınızı neyle çekecekseniz, o makinenin tüm çekim modlarını ve ayarlarını iyice öğrenin. Kısa süre içinde fotoğraf çekmeniz gerekebilir. Bir kenarda durup, hangi ayarda fotoğraf çekeceğinizi düşünmeyi son ana bırakmak, fotoğraf öncesi dikkatinizi dağıtacaktır. Aile seyahat

3 – Doğru yerde konaklayın

Özellikle büyük şehirlere gittiğinizde konaklama için tercih noktaları fazlalaşır. Elbette seyahat için ayırdığınız bütçeye göre bir otelde kalmak isteyeceksiniz ama, kaldığınız yerin size güzel bir şehir manzarasını fotoğraflamanıza izin vermesi güzel olmaz mıydı. Belki de en güzel fotoğrafınızı, kaldığınız odanın penceresinden çekeceksiniz. Kim bilebilir?

4- Beğendiğiniz fotoğrafçıları takip edin, fotoğraflarını inceleyin

Dünyanın neredeyse her yerinin fotoğrafı çekildi. O yüzden beğendiğiniz bir fotoğrafçı varsa ve o sizin gideceğiniz yerleri daha önce fotoğraflamış ise, mutlaka onları inceleyin. Işığı nasıl almış, açıyı nereden yakalamış veya neye odaklanmış inceleyin. Belki de sizin şansınız daha iyi olacak ve onun yakalayamadığı bir güzelliği yakalayacaksınız. Ünlü bir fotoğrafçının yakaladığından çok daha iyi bir pozu yakalayıp fotoğraflayabilirsiniz.

5 – Fotoğraf çekmek için erken kalkıp yola çıkın

Yorgun olabilirsiniz ama fotoğrafçılık hobiniz ise erken kalkmalısınız. Çünkü fotoğraf çekmek için yakalayacağınız en iyi ışık genelde güneşin doğuşunun 1 saat sonrası veya batmasından 1 saat öncesidir. Günün geri kalan kısmında ışık nispeten dik bir açıyla geleceğinden ötürü, fotoğrafınızı kötü yönde etkileyecektir. Tabii, çok kalabalık bir ortamda bir sürü insanın kapladığı bir alanda istediğiniz pozu yakalamak da zor olacaktır. Tek Başına Gezmek seyahat

6 – Bir ustaya çırak olun

İnsanların ortak özelliği, görerek öğrenme kapasitelerinin yüksek olmasıdır. Dolayısıyla kendinize fotoğraf ve seyahat konusunda akıl verebilecek birine öğrenci olmaya çalışın. Size nasıl fotoğraf çekmeniz gerektiğini öğretecektir. Böylece en kısa sürede beceri ve bilginizi arttıracaksınız.

7 – Gittiğiniz yerin dilinden birkaç kelime öğrenin

Gittiğiniz yerin dili sizinkinden farklı ise, birkaç kelime de olsa öğrenmeye çalışın. Özellikle “Merhaba”, “Günaydın”, “Teşekkürler” gibi kelimeleri öğrenirseniz, hem yereller size çabuk ısınır hem de iyi ilişkiler kurmanızı sağlar. Gezi esnasında bunun faydasını fazlasıyla yaşayacaksınız.

8 – Yerel tavsiyeler alın

Unutmamanız gereken en önemli şey, sizin orada sadece kısa bir süre bulunduğunuz. O yüzden yerel insanlardan, fotoğraflanması gereken güzel manzaralar, özellikli yerler gibi konularda destek alın. Hatta belki fotoğraflamak istediğiniz yerin en iyi karesinin nereden olabileceğini size söyleyebilirler. Bu size, sizin için çok önemli olan zamandan tasarruf sağlayacaktır. Seyahat, yerel destekle çok daha kolay yapılır.

9 – Seyahat esnasında ve fotoğraf çekerken insana saygı duyun

Unutmamak gerekir ki, hepimiz insanız. Fotoğrafının çekilmemesini söyleyen veya hissettiren birisinin fotoğrafını çekmek için ısrarcı olmayın. Veya fotoğrafını çektiğiniz kişi, sizden fotoğrafı göndermenizi isterse, mutlaka gönderin. İnsanların isteklerine veya taleplerine saygı duyun.

10 – Yüksüz seyahat edin

Fotoğraf çekmek için en önemli şey, o duyguya girebilmektir. Sırtınızda veya üstünüzde bir sürü eşya ve yük varken ve siz bundan rahatsızlık duyarken iyi bir kare yakalamanız çok zordur. O yüzden mümkün olduğunca rahat ve huzurlu bir şekilde gezmek için yükünüzü hafif tutun.

11 – Zaman kavramını iyi kullanın

Bir yeri veya şeyi fotoğraflamak için acele etmeyin. Kimi zaman tam açıyı veya ışığı yakalamak için aynı yerde belki saatlerce beklemeniz gerekebilir. Hatta bazen aynı noktadan günlerce fotoğraf çekmeyi deneyebilirsiniz. O yüzden zamanlamayı ve zamanı dengeli ve iyi planlamalısınız.

12 – Kendi yaşadığınız yeri küçümsemeyin

Fotoğrafçılık bir tutkudur. Nerede yaşıyorsanız yaşayın, bu tutkunuzu her yerde yapabilirsiniz. Özellikle yaşadığınız şehirde kameranızla birlikte gezin. Nasıl pozlar yakalayacaksınız bir bilseniz? Böylece kendi şehrinizi de gezmiş olacaksınız. Hatta tarihe bir not olarak şehrinizin “o an”larını miras bırakacaksınız.

13 – Seyahatten vazgeçmeyin

Çok gezen mi çok okuyan mı bilir?” diye sorarlar ya. Çok gezen daha iyi bilir diyelim biz. Hakikaten de öyle. Her ne kadar masraflı olsa da, her bütçeye uygun geziler planlayabilirsiniz. Özellikle de İnternet çağında bu artık çok daha kolay. O yüzden seyahat etmekten hiç vazgeçmeyin. banneryeni seyahat

14 – Güzel bir fotoğraf bahanesiz kişilerden çıkar

Dünyada birçok şeyi iyi bir şekilde yapmak için, kaliteli malzeme kullanmak gerekir. Ama fotoğrafçılık için böyle bir ihtiyaç yoktur. Makinenizin ne olduğu, gezi masrafları, profesyonel malzeme gibi şeyler, iyi bir kare yakalamak için gereken şeyler listesine girmez. Herkesin gıpta ile bakıp kıskanacağı fotoğrafları çekmek için öncelikli gereken şey, “fotoğraf aşkı“dır. Bahanesiz çekim yapanlar, güzel kareler yakalar. 9 eşya Fotoğraf

15 – Fotoğrafı çekmeden önce hissedin

İnsanoğlu fotoğraf çekmeyi, anı ölümsüzleştirmek için keşfetmiştir. Çünkü yaşanılan saniyenin bir daha yaşanması imkansızdır. Bu yüzden, hafızalarında yer etsin, baktıkça hatırlansın diye fotoğraf çekilir. İşte tam da bu yüzden, vizörden gördüğünüz her şeyi çekmemelisiniz. Önce bir rahatlayıp duygularınızı hissetmeniz gerekir. Duygularınızı veya bulunduğunuz yerin size hissettirdiklerini poza yansıtmalısınız.

16 – Doğal ışık en iyisidir

Günümüz fotoğrafçılığında her türlüsünden dijital düzeltme, ışık oyunları ve hatta olmayanı varmış gösterme şansı var. Ancak bir kareyi tartışmasız güzel kılan, orada doğal ışık kullanılmış olmasıdır. Flaş olmadan, yapay veya dijital ışık kullanmadan, filtre uygulamadan, olduğu gibi çekilen kareler her zaman için daha değerlidir.  Batang Ai Seyahat

17 – En az bir tepe fotoğrafı çekin

Seyahat ettiğiniz yerin kuş bakışı, tepeden bir noktadan çekilmiş en az bir fotoğrafınız olsun. Gittiğiniz yerleri tepeden görebileceğiniz bir noktadan çekmeyi unutmayın. İnanın pişman olmayacaksınız. Belki de en güzel kareniz, bu kare olacaktır. spaccanapoli-turrehberin fotoğraf

18 – Klişeler klişedir

Herkesin çektiği, herkesin sosyal medyada paylaştığı bir kareyi siz de paylaşmak isteyebilirsiniz. Ama düşünün, herkes Pisa kulesini düzeltmeye çalışırken fotoğraflatıyor kendini. Sizin bir farkınız olsun. Başka bir bakış açısı geliştirin. İlginçliği yakalayın.

19 – Yavaş seyahat edin

Koştura koştura yapılan bir gezinin ne tadı olur ne de ruhu. Bir geziden tat almak için o geziyi ruhunuzda hissetmeniz gerekir. O yüzden gezinizi ağırdan alın. Bir daha ki sefer olmayacakmış gibi, eze eze, yedire yedire gezin. Belki gerçekten de, oraları bir daha görme imkanınız olmayacak. O yüzden çekeceğiniz fotoğrafları da hatırlamak isteyeceğiniz türden karelerden çekin.

20 – Vizör sadece çekmek içindir

Ve son olarak, elinizdeki kameranın vizöründen bakarak gezmeyin. Gezerken o kareye sokmayın kendinizi. Sadece ve sadece, açıyı, ışığı ve pozu netleştirdiğiniz zaman vizörden bakın. Onun dışında gezdiğiniz yerlerin ve seyahatin tadını, kendi gözlerinizle görmenin keyfine varın.

Fotoğraf sanatı, insanın bakış açısını yalın bir şekilde sunduğu ve kendine özgü şekilde bu bakış açısını yansıttığı bir sanattır. Teknolojinin geliştiği her noktada bu bakış açısını sergileyen yine insanın ta kendisi olacaktır.

 

womens-power-2245108_640

Turrehberin 2019 Yılında Büyümeye Devam Etti

Turrehberin 2019 Yılında Sizlerle Birlikte Büyümeye Devam Etti

Turrehberin 2019 yılında, sizlerin de verdiği destekle birlikte büyümesine devam etti. İlk olarak 2015 yılının Eylül ayında yayına başlayan Turrehberin.com, o dönemlerde tam anlamıyla bir emekleme dönemi geçiriyordu.

Amatör bir ruha sahip profesyonel bir web sitesi ile, halkımıza seyahat kültürünü ve gezmenin inceliklerini anlatarak paylaşımlarda bulunmayı amaçladık. Dünyanın ve Türkiye’nin binlerce gezi noktasını, fotoğraf ve videolar ile sizlere tanıttık. Gerek web sitesini, gerekse sosyal medya kanallarını bu amaçta birleştirdik. İşin en güzel yanı ise bunu, baştan sonra sadece iki kişi, karı-koca olarak gerçekleştirdik.

Bu nedenle Turrehberin 2019 yılında ilerleme kaydetmeye devam edince, biz de çok mutlu olduk. Bizlere gerek e-posta, gerekse sosyal medya mesajlarınız ile verdiğiniz desteklerin üzerine böyle bir sonucu almak bizi de çok çok mutlu etti. 2018 yılı sonunda da benzer bir başarı yakalamıştık. 2018 için yazdığımız yazıya buradan ulaşabilirsiniz.

2019’da bize gösterdiğiniz teveccühe teşekkür ederiz. İstatistiklere gelince.

 Turrehberin 2019 İstatistikleri

  • 2019 yılında web sitemizi ziyaret eden tekil kişi sayısı %27 arttı.
  • Sosyal Medya takipçi sayımız geçen seneye oranla %63 arttı.
  • Siteye en çok ziyaretçi gönderen ülkeler listesinde ilk 3’ü,  %84,6 ile Türkiye, %5 Amerika Birleşik Devletleri, %2,39 ile Almanya oluşturdu.
  • Siteyi ziyaret edenlerin %40’ı İstanbul, %11’i Ankara, %7,5’i ise İzmir’dendi.
  • Turrehberin 2019 yılında %31 ile en çok 25-34 yaş grubunca ziyaret edilirken, %20 ile 35-44 yaş ve %14 ile 18-24 yaş grubu ilk 3’ü tamamladı.
  • Sitemizi ziyaret edenlerin %70’i Organik Arama Motoru üzerinden gelirken, %18’i sosyal, %11’i ise direk giriş yaptı.
  • Sitemiz ziyaret edilirken %64 oranla cep telefonları, %34 oranla ise bilgisayar kullanıldı.

2020 yılında sizlerle beraber gezmeye devam etmek dileğiyle.

Molla Zeyrek Camii Pantokratorw

Zeyrek Camii / Molla Zeyrek Camii

Molla Zeyrek Camii

Molla Zeyrek Camii DışıDoğu Roma döneminden kalma bir yapı olan Pantokrator Kilisesi ve manastırı, günümüz İstanbul’u için Molla Zeyrek Camii olarak bilinmektedir. Burası Ayasofya‘dan sonra, Bizans’tan geriye kalan kiliseler içinde en büyük ikinci kilisedir. 3 ayrı şapel birleşiminden oluşan kiliseye bir manastır da eşlik etmekteymiş. Yığma tuğla tekniğiyle 1118-1124 yılları arasında yapılan kilisenin banisi Bizans İmparatoru II. İoannis ve ailesi tarafından yaptırılmış ve “Her Şeye Kadir İsa”ya adanmıştır. Bu yüzden orijinal ismi “Hristos Pantokrator”a ithafen Pantokrator olmuş.

Günümüz İstanbul’unda Zeyrek olarak bilinen semte adını veren cami burasıdır. Cami’nin teras bölgesinden enfes bir Haliç görüntüsü olduğunu söylemeyi unutmayalım.

Bu güzel yapı söylediğimiz üzere Bizans İmparatorluk ailesi için yaptırılmış ve bu sebepten dolayı içi muhteşem eserler ile donatılmış. Ünü o kadar fazlaymış ki, Komnenos ve Paleologos Hanedanlıkları üyeleri ölünce buraya gömülmüşler. Hatta gücü yeten çok yüksek rütbeli Bizanslı yöneticiler bile buraya gömülmüş. Tabii bu ün Haçlı Seferleri esnasında 4. Haçlı Ordu’su için güzel bir yağma alanı olması ile sonuçlanıyor.

Molla ZeyrekOsmanlı’nın Fatih Sultan Mehmet eliyle fethi gerçekleştirdiği yıllarda bu bina çoktan harabe haline gelmiş, hatta hapishane olarak kullanılır bir noktadaymış. Fatih burada hapis tutulan Georgios Kourtesios Scholarios’u Ekümenliğin ilk İstanbul Patriği olarak görevlendirmiş.

Yine aynı dönemde, Hazırcevap Mehmet Efendi olarak bilinen bir alimi, bu kilise ve etrafının cami ve medreseye çevrilmesi görevini veren Sultan, Mehmet Efendi’yi de buraya baş öğretmen olarak atamış. Hazırcevap sıfatının karşılığı Zeyrek ismini alan, zekasından ötürü de farsça Molla olarak dillendirilen Mehmet Efendi sayesinde burası hem cami hem de medrese olarak işlev görmeye başlamış. Caminin ismi Molla Zeyrek olarak kalmış. Semt ise önce Zeyrekhane ardından ise Zeyrek olarak bilinmiş.

Gelin arzu ederseniz içini birlikte gezelim.

Turrehberin Youtube Kanalı Zeyrek Camii

AtlasGlobal

Atlasglobal battı mı?

Atlasglobal battı mı?

Dün akşam geç saatlerde Atlasglobal’den gelen haber tüm turizm camiasını ve Atlasglobal müşterilerini gerçek anlamda şok etti. Gelen haber, firmanın hem sosyal medya hem de web sitesi üzerinden gelmekteydi. Haber Atlasglobal markasıyla büyüyen firmanın uçuşlarını 26 Kasım 2019 tarihinden itibaren 21 Aralık 2019 tarihine kadar durdurduğu üzerineydi. Tabii bu tüm turizm camiasında Atlasglobal’in battığı olarak algılandı. Firmadan yapılan açıklama şu şekildeydi.

Değerli Yolcularımız,

Havayolumuz tarafından alınan karar ile sizlere farklı bir uçuş deneyimi sunabilmek amacıyla yeniden yapılanma sürecine girmiş bulunmaktayız. 26 Kasım 2019 itibariyle 21 Aralık 2019 tarihine kadar geçici süreyle operasyonlarımıza ara verilmiştir.

Bu süreçte uçuşu gerçekleştirilemeyen yolcularımızın satın aldıkları biletleriyle ilgili 15 Aralık 2019 tarihine kadar gerekli tespitler tarafımızca yapılacaktır.

Siz değerli yolcularımızın iade ve değişiklik talepleri ile ilgili uygulanacak işlemler 16 Aralık 2019 tarihinde web sitemiz üzerinden duyurulacaktır.

Konu ile ilgili sorularınızı ve taleplerinizi callcenter@atlasglb.com e-posta adresine PNR numarasıyla birlikte iletebilirsiniz.

Web sitemizden ve diğer satış kanallarımızdan bilet satış işlemleri 16 Aralık 2019 tarihine kadar kapalı tutulacaktır.

Thomas Cook sonrası Avrupa için bir başka büyük kayıp

Hatırlanacağı üzere dünyanın en büyük ve en eski seyahat acentelerinden birisi olan Thomas Cook yakın zamanda iflasını açıklayarak turizm dünyasından ayrılmıştı. Avrupa henüz bunun şokunu atlatmadan, yine onun kadar önemli bir başka turizm bileşeni olan Atlasglobal bir anlamda iflasını açıklamış oldu. Havayolu şirketi 21 Aralık tarihine kadar uçuşlarını durdurduğunu söylese de, bunun aslında bir anlamda sahneden çekiliş olduğu aşikar.

AtlasGlobal Tarihçesi

14 Mart 2001 yılında, Alman firması olan Öger Holding tarafından AtlasJet olarak kurulan firma tarifesiz (charter) havayolu olarak ilk uçuşunu 1 Haziran 2001 yılında gerçekleştirmişti. Daha sonra ETS ile olan iş çalışmasını ortaklığa taşıyan Öger Holding, AtlasJet’te yeni bir yapılanmaya gitmiş ve Murat Ersoy havayolunun önderliğine getirilmişti.  Bu tarihten sonra AtlasJet hem tarifeli hem de tarifesiz sefer yaparak yolcu ve kargo taşıma ruhsatını almıştı. Böylelikle milli havayolu firması olan Türk Havayolları’nın ardından gerek yurtiçi gerek yurtdışı tarifeli taşımacılık yapan ikinci havayolu firması olmuştu. 1 Şubat 2006 yılında ise ETS, Öger Holding’e ait kalan hisseleri de alarak Murat Ersoy’u Yönetim Kurulu Başkanlığı’na getirmişti. Geçtiğimiz yıllarda ETS’nin sahibi olan Murat Ersoy ve Mehmet Ersoy, yollarını ayırmıştı. Halen Kültür ve Turizm Bakanı olan Mehmet Ersoy ETS’nin sahibi olarak kalırken, Murat Ersoy Atlasjet’in sahibi olmuştu. 2015 yılının Ocak ayında Atlasjet, ismini AtlasGlobal olarak değiştirmiş ve uluslararası ortaklıklara sahip bir havayolu hüviyetine kavuşmuştu.

Atlasglobal neden bu hale geldi?

Atlasglobal’in hızla büyüyen şirket yapılanması ve uçuş ağı, aslında güzel bir iş ağı kurduğu izlenimini vermekteydi. Ancak özellikle son dönemlerde Türk Lirasının diğer tüm para birimleri karşısında değer kaybetmesi, firmanın sonunun başlangıcı oldu diyebiliriz. Bunun üzerine Türkiye Cumhuriyeti tarafından konulan havataşımacılığında uygulanması gereken tavan ücret uygulaması da havayolunun karlılığını azalttı. 2017 yılında iflasın eşiğine gelen havayolu firması o dönemde mali uygulamalar ile kurtarılsa da, başta ETS olmak üzere seyahat acentelerinin Atlasglobal uçuşlarını kullanmamaya başlaması ciddi bir yolcu sayısının kaybına sebebiyet verdi. Sonuç olarak bugün itibarıyla uçuşlarını durduran havayolu sebebiyle hem otel hem de seyahat acentesi sisteminde bulunan ortakları ciddi zararları hanelerine yazdılar. 2020 yılı içerisinde Türk Turizm Endüstrisinde daha başka isimleri de böyle bir sonla haberleştireceğimiz kaygılarımız da bu haber ile artmış oldu.

Anıtkabirweb

10 Kasım Yas Tutma Günü Değildir.

10 Kasım Yas Tutma Günü Değildir.

10 Kasım her geldiğinde içimden gelen bir ses haykırmak ister. 1o Kasım yas günü değildir, diye.

“Beni görmek demek, mutlaka yüzümü görmek değildir. Benim fikirlerimi, benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız bu kafidir.”

Bence her 10 Kasım tarihinde, ben de dahil, Atatürk’ün tüm sevenlerinin hatırlaması gereken ilk cümle bu olmalı. Ben bu sözü, Atatürk’ün en önemli vasiyeti olarak algılarım. Çünkü bu söz, aslında onun yapmak istediği, yaptığı ve kimi zaman yapamadığı her şeyi içinde barındırıyor.

Dünya tarihinde kendine bir yer elde etmiş yüzlerce önemli insan, aslında kendi halklarının veya dünyanın tarihinde önemli bir şey yaptıkları için hatırlanırlar. Bu sayede de ölümsüzlüğü yakalamışlardır. Yine de bu insanların ölümü, o dönemlerde yaşayanları çok üzmüştür. Atatürk’ün vefat etmesi sonucu tüm Türk Milleti de büyük bir hüzün duymuştur. İnsanların kaybı elbette büyük üzüntü yaşatabilir. Her sene bu yası tekrar tekrar tutabiliriz. Ama bu sadece o kişiyi kaybettiğimiz duygusunu bize tekrar tekrar yaşatmaktan başka bir işe yaramaz. Oysa insan, sevdiğini ve özlediğini yanında hissetmek ister. Bu yüzden de kaybettiğiniz kişiyi gerçekten seviyorsanız, onun ilkelerini ve hayata bakış açısını kendinizinki ile birleştirirsiniz.

Atatürk gibi büyük ve zeki insanlar, var ettikleri eserler ayakta durdukça, ölümsüz olacaklarını bilirler. O yüzden, bu yazının başındaki Atatürk’ün söylediği cümleyi duyduğumdan bu güne, 10 Kasımlarda sadece marşlar veya şiirler okumuyorum. Televizyonlarda artık herkesin ezberlediği, birbirinin aynısı kelimeleri dinlemiyorum. Senede sadece bir gün yerine, senenin her günü Atatürk’ün sözlerini ve anlamlarını anlamaya, orada gösterdiği hedefleri gerçekleştirip gerçekleştiremediğimize bakıyorum.

Evet, elbette 10 Kasım hüzünlü bir gündür. Dolmabahçe Sarayı’nda hala son gün ki haliyle tutulan odasında o hüznü, her gidişimde hissediyorum zaten. Ama 10 Kasım bir matem günü değildir. Tam aksine, Atatürk’ü hiçbir şekilde görememiş kişilerin Atatürk’ü anlama günüdür. Onu anlamamız ise, sadece onu ölümsüzleştirmez. Aynı zamanda Türk Milleti ve Türkiye Cumhuriyeti’ni de ölümsüzleştirir.

Tam da bu sebeple, Atatürk’ün bir başka sözünü de herkese hatırlatırım.

“İki Mustafa Kemal var. Biri ben, fert olan, fani Mustafa Kemal… İkinci Mustafa Kemal’den ise sadece “biz” diye bahsedebilirim. Yani sizler. Çalışan köylü, uyanık, münevver, milliyetperver vatandaşlar. İşte o Mustafa Kemal ölmez…”

Bu nedenle, Atatürk ve silah arkadaşlarının liderliğinde kurulan bu Cumhuriyetin yeni yetişmekte olan bireyleri olarak, 10 Kasımları bir anma günü konumundan çıkarıp, bir hesaplaşma günü yapmamız gerekiyor. Atatürk’ü ne kadar anladık, ne kadar onun hedeflerine ulaştık? Böylelikle, fani Mustafa Kemal’in ölüm gününde bile, ikinci Mustafa Kemal’in ölümsüzlüğünü kutlayabiliriz.

Çağrı Sağlık

Tabiat-Tarihi-Müzesi

Ankara Tabiat Tarihi Müzesi

Ankara Tabiat Tarihi Müzesi

Ankara Tabiat Tarihi Müzesi ‘nin ismi aslında çok daha uzun. Başında Şehit Cuma DAĞ adı da bulunuyor. Şehidimizin soyadı DAĞ olduğu için mi buraya verildi bilemiyoruz ama, önümüze çıkan her şeye bir şehit adı vermek bizce iyi bir şey değil. Herşeyden önce, bu topraklar için o kadar fazla şehit verildi ki, hepsinin ismini bir yere verecek olsak, memlekette isim verecek yer kalmaz. Bu yüzden biz buraya MTA Tabiat Tarihi Müzesi diye hitap edeceğiz.

Müze, öncelikle konuyla alakalı olan bir devlet kurumunun bünyesinde bulunmakta. Dünyada ki emsalleri gibi yapılan bu müzenin, en az emsalleri kadar güzel olduğunu söyleyebiliriz. Gezileri ailecek yaparak güzel ve eğlenceli bir yer.

Giriş katında Planetaryum, dijital küre ve sergi salonu bulunmakta. 1. Kat alanında ise fosil sergileri var. Bu alanda tek hücreli canlılardan bitkilere uzanan bir yelpazede çeşitli fosillere rastlayabiliyorsunuz. 2. kat ise kristaller, minareller ve madencilik ile alakalı eserlerin sergilendiği bir nokta.

Müze Pazartesi günleri hariç her gün 09-17 saatleri arasında ziyaret edilebiliyor. Müzenin kendi sitesine ulaşmak için linki tıklamanız yeterli.

MTA Tabiat Tarihi Müzesi’nin hem Ankaralılar hem de başkenti ziyaret edenler için güzel bir ziyaret noktası olduğunu düşünüyoruz. Bizce mutlaka gidilmesi gereken noktalardan birisi.

 

thomascook

Thomas Cook Seyahat Acentesi Battı

Thomas Cook Seyahat Acentesi Battı

Dünyanın en eski ve devam eden seyahat acentesi olan Thomas Cook, bugün itibarıyla iflasını açıkladı. Bu haber dünya turizm endüstrisinde bir bomba etkisi yarattı. Özellikle İngiltere‘nin yurt dışı turizm sektörünün bundan fazlasıyla etkileneceği ön görülüyor.

Baptist bir din adamı ve marangoz olan Thomas Cook isimli iş insanının 1841 yılında kurduğu firma 178 yıldır dünya turizmine yön veren bir noktaya gelmişti. Thomas Cook, 1841 yılında 571 kişiyi yakındaki bir festivale karsız bir şekilde taşıyarak toplu turizm anlayışını da ilk defa uygulamıştı. Bu karsızlık felsefesi günümüzde işe yaramamış gözüküyor.

İngiltere merkezli firmada çalışan 21,000 kişinin işsiz bir konuma düşmüş durumda. Bunun haricinde, 16 ülke ile çok yoğun çalışan firmanın iş ortakları da bu batıştan kötü etkilenecek. Bu 16 ülke içerisinde Türkiye’de bulunmakta.

Thomas CookŞirketin resmi web sitesi tıklandığında çıkan sayfada, resmi olarak şirket işlemlerinin sonlandırıldığı, halen seyahat halinde olan müşterilere Sivil Havacılık Birimi tarafından yardımcı olunacağı bildirilmekte.

Thomas Cook seyahat acentesinin hali hazırda 1 milyondan fazla satın alınmış tur programının olduğu söyleniyor. Bunların 600,000 kadarının şu an tatillerinde olduğu belirtildi. Sivil Havacılığın verdiği bilgiye göre, önümüzdeki 4 güm içerisinde bu kişilerden 150,000 kadarının İngiltere’ye geri getirilmesi için çalışmaların başladığı söyleniyor. Halen 21,000 den fazla turistin şirket üzerinden Türkiye’de bulunmakta.

İngiltere’nin Türkiye‘deki Büyükelçiliği’nin twitter hesabından yaptığı açıklamada ise, şirketin müşterilerinin 23 Eylül – 6 Ekim tarihleri arasında, ülkeye dönüşlerinin sağlanması için çalışmaların başlatıldığı belirtildi.

Thomas Cook Elçilik

Günümüzde internet üzerinden rezervasyon ve satış sitelerinin artması, seyahat acentelerini uzun süredir etkileyen bit unsurdu. Bu tür siteler her ne kadar bireysel turizmde faydalı gibi gözükse de, toplu taşımacılık bu konuda daha kötü etkilenecek gibi görülüyor. Thomas Cook’un iflası ise korkulanın olmaya başladığının en büyük işareti. Şirketin müşterilerinin satın aldıkları paketler sigorta kapsamında. Bu sebeple özellikle turistlerin sıkıntı yaşamayacağı söyleniyor. İngiltere’nin devlet kurumları ise, kurumsal mağduriyeti engellemek için devreye gireceği söyleniyor.

Rahmi koç müzesiweb

Ankara Rahmi Koç Müzesi

Ankara Rahmi Koç Müzesi

Ankara Rahmi Koç Müzesi’ nin her halde Koç ailesi için ayrı bir önemi vardır. Ankara Kalesi‘nin ana girişinin hemen önündeki alanda bulunmakta. Bir başka özelliği ise Ankara’nın ilk sanayi müzesi olması. Müzenin eski At Pazarı diye bilinen bölgede ilk açılışı 2005 yılına tarihleniyor. Türkiye’de bir kaç ayrı noktada müze açan Rahmi M. Koç Müzecilik ve Kültür Vakfı, bu dönemde Çengelhan olarak bilinen binayı Vakıflar Genel Müdürlüğü’nden kiralayarak restore ediyor.

Çengelhan ise, Kanuni Sultan Süleyman’ın kızı Mihrimah Sultan’ın eşi Damat Rüstem Paşa tarafından Ankara’ya yaptırılan bir eser. 1950’li yıllara kadar bir çok amaçla kullanılan hanın avlusunda Rahmi Koç’un babası Vehbşi Koç’un ticaret hayatına atıldığı yıllarda kullandığı dükkan da bulunmakta.

Daha sonra hemen yanında bulunan Safranhan da 2012 yılında kiralanarak 2016 yılına kadar devam eden bir restorasyon çalışması sonrası Ankara Rahmi Koç Müzesi’ne eklenmiş.

Müzenin sergilediği eserlerin büyük çoğunluğu Rahmi Koç koleksiyonuna ait. Müzede çok çeşitli malzemeler sergilenmekte. İlk daktilo ve ilk televizyon gibi ürünlerin haricinde Minneapolis Mulina Turk tarafından üretilen UTSD model traktör gibi oldukça değerli koleksiyon parçaları da bulunmakta.

Ankara Rahmi Koç Müzesi ile ilgili daha geniş bilgiyi, resmi web sitesinde bulabilirsiniz. Ankara kale bölgesine yapacağınız bir gezi esnasında, kaçırmamanız gereken gezi noktalarından birisi olarak programınıza eklemenizi tavsiye ederiz.

Pirinç Han 2web

Pirinç Han

Pirinç Han

Pirinç Han, Ankara‘da At Pazarı bölgesinde bulunan bir han. Aslında 17. yy. da Rumeli Kazaskeri Emin Mehmet Efendi tarafından yaptırılmış olmasına rağmen, bugün gördüğümüz yapı, o zaman yaptırılan yapı değil. 1930 yıllarında o yapının yıkıldığı ve onun yerine bu ahşap Osmanlı konağının han olarak adlandırıldığı biliniyor. Zaten normalde Osmanlı tarzı hanlarda, han meydanında da ufak bir mescit bulunması gibi bir takım özelliklere sahip değil. Ancak bugünkü yapıda oldukça tarihi ve bir başka özelliği ise, şehrin ilk ahşap hanı unvanına sahip olması. Eski hanın yerine bir ilkokul yaptırılmış. Bu konak ise restore edilerek han haline getirilmiş. En son 1985 yılında bir restorasyon geçiren yapı, bugüne kadar, Ankara’nın önemli ziyaret yerlerinden birisi haline geldi. Tabii burayı en çok şehir sakinleri bilmekte, Ankara’yı ziyarete gelenler genelde bu noktayı kaçırmaktalar.

İçinde artık özellikle antikacıların yoğunlaştığı dükkanlar ile dikkat çeken Pirinç hanın duvarlarında ise ünlü Türk Şair Faruk Nafız Çamlıbel’in en ünlü eserlerinden birisi olan Han Duvarları isimli şiirinin son dizeleri bulunmakta.

Ne zaman yolda bir han rastlasam irkilirim,
Çünkü sizde gizlenen dertleri ben bilirim.
Ey köyleri hududa bağlayan yaşlı yollar,
Dönmeyen yolculara ağlayan yaslı yollar!
Ey garip çizgilerle dolu han duvarları,
Ey hanların gönlümü sızlatan duvarları!..

Pirinç han ile ilgili yaptığımız çekim ile sizleri baş başa bırakıyoruz.

 

Salda Gölü

Salda Gölü para için yok edilecek

Salda Gölü para için yok edilecek

Salda Gölü, büyük bir doğa katliamına kurban gitmek üzere. Üstelik buna devlet eliyle ve “Millet Bahçesi” bahanesiyle resmi bir kılıf uydurularak. Daha önce Burdur Gezi Rehberi sayfamızda, sırf koruma amaçlı kısa bir bilgi ile tanıttığımız göl, aslında gerek dünya gerekse Türkiye için önemli doğal alanlardan bir tanesi. Sayfalarımızda, tanıtımını yaptığımız kimi yerleri özellikle çok ön plana çıkartmıyoruz. En büyük sebebi ise işte bu şekilde yozlaştırılarak, yok olmalarını önlemek.

Salda Gölü Nedir?

Salda Gölü, Göller Yöresinin içerisinde bulunan Tektonik yapıya sahip bir göldür. Kıyı kısmı beyaz olduğu için, turistik anlamda “Türkiye’nin Maldivleri” gibi tanıtılıyor olsa da, aslında çok önemli bir tabiat alanıdır. 184 metre derinliğe sahip göl, ülkemizin en derin göllerinden birisi konumunda. 1989 yılında 1. Derece Sit Alanı ilan edilen bölge, 1992 yılında 2. Derece Sit Alanı konumuna indirgenmiştir. O tarihten itibaren de ağır ağır bir yok oluş içine girmiş bir doğa harikasıdır.

Neden bu kadar önemli

Salda Gölü’nün gerek Türkiye gerekse Dünya için önemi, sahip olduğu endemik canlı türlerinin haricinde, göle rengini veren ve arkaik dönemde oluşumu başlamış beyaz kaya türevlerinden kaynaklanmakta. Bakteriyel bir yapıya sahip bu beyaz kayaçlar günümüzde oluşumunu devam ettirmekte ve bu sayede göl, turkuaz bir renge sahip olmakta. Yaklaşık 2 milyon yıl önce oluşan ve günümüzde de bu oluşumu devam ettirmeye çalışan göl, göle akan su kaynaklarının tarım sebebiyle azalması sonucu bu noktadan zaten bir darbe yemiş durumda.

Bunun haricinde bir tür Sığırkuyruğu olan “Verbascum pyroliforme subsp. dudleyanum”, Dünyada sadece burada yetişmekte. Dünya genelinde endemik bir tür olan Dikkuyruk ördekleri ve yine dünyada tehlike altında olup, Türkiye’de soyu tükenmekte olan Aphanius anatoliae isimli tatlı su balığı da yine burada yaşamakta. Aphanius anatoliae

Salda Gölü ve Millet Bahçesi

Böylesi büyük bir öneme sahip Salda Gölü, daha titiz koruma altına alınmak yerine, bölgeye Millet Bahçesi yapılarak, daha çabuk bir yok oluş içerisine sokulmak isteniyor. Elbette devletin böyle bir şeyi can-ı gönülden isteyerek yaptığını düşünmüyoruz. Daha doğrusu düşünmek istemiyoruz. Nitekim Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum da Salda Gölü ile ilgili yaptığı açıklamada, “Millet Bahçesi projemizle Salda Gölü’nün çevresinde herhangi bir yapılaşmaya asla izin vermeyeceğiz” demişti. Ancak gelinen noktada bu bölge için, çarpık yapılaşmaya yoğun bir katkı veren TOKİ üzerinden bir ihale açılıyor olması bizde ciddi kaygılar uyandırıyor.

Bizler de, sizleri bu konuda bilgilendirmek, ve ülkemizin bu değerini savunmak için bir bilinç oluşturmak istiyoruz. #Saldayadokunma

Yurt dışı gezi rehberi olarak hazırlanan Turrehberin'de sizlere, dünyanın birçok noktasını tanıtmanın haricinde, ülkemizden ilgi çeken yerleri de beğeninize sunuyoruz. Çeşitli gezi haberlerinin haricinde, kimi zaman garipsediğimiz olayları da sizlerle paylaşıyoruz. Gezginler için sanal bir Han olmaya başlayan sitemiz için, sizin de tavsiyelerinizi bekleriz. 

Bizi Takip Edin

  • TWITTER

    Bizi takip edin, haberdar olun

  • INSTAGRAM

    Instagram'da da varız

  • PINTEREST

    Bizi Pinlemeyi unutmayın!

  • FACEBOOK

    Takip edin ve Paylaşın

  • YouTube

    Abone olup video izleyebilirsiniz.

  • E-POSTA

    Soru sormak bedava :)

Copyright 2015 © All Rights Reserved / Tüm hakları saklıdır.

Hosted by PBS Tasarım

Site Haritası

Gizlilik Kuralları