Adatepe Köyü

Adatepe köyü, yeşillikler ve zeytin ağaçları arasında, yağlıboya bir resmin parçasıymış gibi yaşanılan bir köy. Köy dediğimize bakmayın. Tarihi çok eskilere gidiyor. Homeros’un ünlü İlyada Destanı’nda “Gargaros” olarak bahsi geçen yer. Truva savaşında, Zeus’un savaşı izlediği tepe olarak da adı sıkça anılmış. Zaten bugün o nokta da, Roma döneminden kalma bir de Zeus Sunağı var. Zeus Sunağına gittiğinizde ayaklarınızın altına serilmiş muhteşem bir körfez görüntüsü sizleri büyüleyecek. Köye dönecek olursak, Selçuklu zamanında Rum nüfusa ek olarak göçen Türkler buralara ve bu köye de yerleştirilmiş. Sonrasında 19. yy. da Midilli adasından Rum nüfus getirilmiş. Ancak 1924 yılında, mübadele esnasında tamamı buradan Yunanistan’a gönderilirken, oradan gelen Müslüman nüfusun bir kısmı da buraya yerleştirilmiş. Rum evleri köyün alt kısmında, Türk evleri ise daha üst kısımlarında bulunuyor. Zaten mimariden açıkça fark edilebiliyor. Köyün meydanı hem otopark hem de yeme içme mekânı olarak işlev görüyor. 1950’li yıllarda neredeyse sıfırlanan nüfus, 1980’li yıllarda buradan ev alarak yenileme gerçekleştirenler tarafından canlanmış. Köy sit alanı olduğundan, yenileme çalışmaları ile aslına uygun olarak korunarak gelmiş. Taş Mektep, artık okul işlevi görmese de, çeşitli aktivitelerin yapıldığı bir mekâna dönüşmüş. Türkiye’nin ilk zeytinyağı müzesi de yine burada. Konaklama imkânı da sunan köy kaçırılmaması gereken yerlerden.