turrehberin.com
Sevgi Yolu

Sevgi Yolu

Sevgi Yolu

Sevgi Yolu, birebir gelişimini izleme şansı bulduğum bir yer. Üstelik İzmir‘de yaşamadığımız için, her uğradığımızda, nelerin değiştiğini çok net takip edebilme şansımızda oldu. 1996 yılında, ilk tanıştığım zamandan bu güne 20 yıldan fazla zaman geçti. Buradaki yapılanma da sürekli yenilendi. Daha köhne diyebileceğimiz bir ara sokak tarzından, belediyenin elinin değdiği belli olan, nispeten eli yüzü toparlanmış bir yer haline geldi. Değişmeyen tek şey ise, her zaman duyguları kabarık olanların, dolayısıyla da daha çok gençlerin mekanı oldu. İkinci el kitapçılar, ufak tefek hediyelikler satanlar azaldı. Yerlerini test kitabı satanlar ile bir miktar tatoocular aldı. Yerlere Türk Sinema Tarihi’nin önemli isimlerinin yıldızları kondu. Sokak ressamları tezgah açtı. Sonuçta hala, yolu sevgiden geçenlerin bir ara uğradıkları yer konumunda. Her gittiğimizde, biz de anılar arasından bir yürüyüş gerçekleştiriyoruz.

ucak-bileti

Uçak Bileti Almanın En Uygun Zamanı

Uçak Bileti Almanın En Uygun Zamanı

Uçak bileti, her seyahat etmek isteyenin en korkulu masraf kapısı. Özellikle de günümüzde, rahat ve hızlı seyahat etmenin anahtarı olan uçaklar gittikçe pahalandığı için tam bir korkulu rüya desek yeridir. Daha önceki yazılarımızdan birinde, ucuz uçak bileti bulmanın püf noktalarını yazmıştık. Bu yöntemler hala baki. Şimdiki yazımız ise daha bilimsel ve araştırmalara dayalı.

Amerika merkezli bir İnternet bilet satış noktası olan CheapAir.com her sene gerçekleştirdiği en uygun bilet alma araştırmasını 2018 verilerine göre yeniledi.

Firma yenilemiş olduğu araştırmasında 917 Milyon bileti ve 8000’den fazla pazarı incelemiş. Bildiğiniz gibi, çoğu büyük havayolu şirketi, artık İnternet ve bot sistemini kullanarak, uçağın biletlemeye açılması ve sonrasında düzenli olarak fiyatlar ile oynayarak, biletlerden elde edilebilecek maksimum kar ve doluluk oranını ayarlamaya çalışıyor. Firmanın çalışmasındaki ilginç noktalardan bir tanesi, uçağın bilet satışına açılmasından, uçtuğu zamana kadar geçen sürede, bilet fiyatlarının ortalama 62 kere değiştiği şeklinde. Yapılan çalışma da, biletinizi ne zaman alırsanız, daha ucuza veya pahalıya geleceği yönünde. Elbetteki bizim gibi seyahat etmeyi seven kitleler için bulunmaz bir rapor. Sizin için özetleyip, hap haline getirdiğimiz biletleme dönemleri bakalım nasılmış.

Açılış Fiyatı (Uçuştan 169-319 gün öncesi)

Erken rezervasyon kavramı otel ve tur gibi turizm bileşenlerinde ucuzluk ile birlikte anılsa da, anlaşılan havayolları bunu pek umursamıyor. Çünkü havayollarının uçaklarının bilet satışlarına açtıkları ilk dönem aslında sanılanın aksine en ucuz dönemleri değilmiş. Bileti erken almanın, istenilen hedefe bilet bulabilme açısından avantajı olsa da, ortalama +50$ fazladan ödeme yapmanız gerekecek. Yani bu sefer “Ne kadar erken, o kadar iyi” değil.

Kafam Rahat Dönemi (Uçuştan 122-168 gün öncesi)

Uçuş tarihinden yaklaşık 4-6 ay öncesinde alınan biletler için gittiğiniz yerin popülerliğine göre belki de en uygun zaman bu zaman. Çok popüler bir yere uçacaksanız bu dönemde bilet almakta fayda var. Ama orta derece popüler bir yere uçacaksanız, yine de +20$ gibi bir parayı fazladan vermiş olabilirsiniz. Her halükarda “Kafam rahat olsun” diyenler için uçak bileti alınması gereken dönem işte bu zaman aralığı.

En Uygun Uçak Bileti Dönemi (Uçuştan 21-121 gün öncesi)

Eğer bir önceki dönemde biletinizi almadıysanız, bu dönemi kesinlikle kaçırmamalısınız. Yine popülerlik derecesine göre geç bile kalmış olabilirsiniz. Ancak ortalama olarak bu dönemde alınacak olan biletler, en uygun fiyatlı biletler olarak istatistiklere yansımış.

Şansını Zorlama Dönemi (Uçuştan 14-20 gün öncesi)

Anladık. Kumarı oynamayı seviyorsunuz. Kötü haber şu ki, bu döneme kadar beklediyseniz, artık fazla bir şey ummayın. Hatta büyük ihtimalle fazladan bir fiyat vermeniz gerekiyor artık. Kısaca artık uçak dolmaya başladı. Yeterince yer kalmadı. Havayolları ise sizi etkileyen fiyattan çok, kendilerini kâra geçirecek fiyatlara dönmeye başladı. Tabii eğer gittiğiniz yer çok popüler değilse veya sezonu değilse, o taktirde hala uygun fiyata uçak bileti bulabilirsiniz.

Ateşle Oynama Dönemi (Uçuştan 7-13 gün öncesi)

Hani derler ya, ateş pahası diye. İşte o dönem bu dönem. Artık yerler iyice azaldı. Havayolları tok satıcı konumuna geldi. Sizin bütçeniz de onları pek ilgilendirmiyor. Mecburen gitmenin dışında, bilet almak için uygun zaman çoktan kaçtı. Ama mecbursanız, el mahkum bu fiyata bileti alacaksınız. Muhtemelen de en ucuz fiyatın ortalama +85$ kadar fazlasını ödeyeceksiniz. Kabullenin artık. Geç kaldınız.

“Bu fiyata uçak bileti mi olur” dönemi (Uçuştan 0-6 gün öncesi)

Başlık durumu aynen anlatıyor. Popüler bir uçuş noktası için büyük ihtimalle business veya first class koltuklardan başka koltuk kalmadı. Popüler olmayan bir yer için ise, hala ekonomi koltuklarında yer varsa da, havayolları sizin acil uçmanız gerektiğini biliyorlar. Dolayısıyla ne fiyat verirlerse alacaksınız el mahkum. İşte bu dönem ortalama +208$ fazladan para vererek uçacağınız dönem.

Peki biletleme günlerinin uçak bileti fiyatına katkısı var mı?

Biletinizi hangi gün aldığınızın öyle abartılacak bir katkısı yok. Çünkü firmanın yaptığı çalışmada, bilet kesim günleri arasında sadece %0.6’lık bir fark olduğu ortaya çıkmış.

Ancak hangi günlerde uçtuğunuz, bilete vereceğiniz parayı ciddi değiştiriyor.

Bu çalışma Salı ve Çarşamba günü uçulan uçakların bilet fiyatlarının en uygun fiyatlar olduğunu ortaya çıkarmış. Pazar günü uçmanın bedeli ise, normal fiyatın yaklaşık 2 katını verecek olmak. Yani siz siz olun, Salı ve Çarşamba gidin ama Pazar günü dönmeyin.

Uygun fiyata gezmek isteyenlere katkısı olması dileğiyle

(CheapAir.Com firmasının pazar çalışma sonuçlarıdır.)

 

 

Kordon

Kordon – İzmir

Kordon – İzmir

İzmirlilere “kordon” deyince çok şey söylemiş olursunuz. Çünkü bu bölge gerçekten de, İzmirlilerin her daim hayatında ve anılarında mutlaka yer tutmuş bir yer. Alsancak Garı tarafından başlayıp, Konak’a kadar devam eden sahil boyuna verilen isimdir aslında. Eskiden binaların hemen önünde başlayan deniz, günümüzde doldurularak bir park ve yeşil alan alini almış durumda. Sahil boyu cafeleri restoranları, barları ve dükkanları ile her zaman cıvıl cıvıl bir yer. Yürüme yolu boyunca yere döşenmiş siyah-beyaz elipstik şekilli yer taşları ise Rio‘nun Copacabana kenarındaki taşlar ile özdeş. Özellikle bahar ve yaz aylarında fazlasıyla ilgi ve alaka gören sahil boyu, güzel ve sakin zaman geçirmek isteyenlerin gözde noktası. Alanın müsait olmasından ötürü bir çok şehir etkinliği de burada yapılmakta. İzmir’de mutlaka deneyimlenmesi gereken yerlerden.

Türk Pasaportlar

2019 Pasaport Fiyatları

2019 Pasaport Fiyatları

2019 Pasaport fiyatları, devletin kıymetli evrak yeniden değerleme işlemi sonrasında zamlanarak yeniden belirlendi. Her yıl düzenli olarak yapılan bu yeniden değerleme işlemleri sonrasında, daha önceki yıllarda uzun geçerlilik süresi olan pasaportlardan temin eden vatandaşlar ne kadar karlı bir iş yaptıklarını bir kere daha anlamış oldu. Yeni pasaport başvurusu yapacak olanları ise bir düşünce aldı.

Bu yıl %23.73 zam alan pasaportlar, yurt dışı seyahat hayali kuranları epey bir üzdü. Yeni yapılan değerleme pasaport ve diğer nüfus işlemleri için internet başvuru merkezi olan Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü’nün web sitesinde de duyuruldu.

Buna göre 1 yıllık pasaport ücreti 308.80 liradan 381.90 liraya çıktı. 10 yıllık pasaport bedeli ise 764 liradan 945.10 liraya çıkmış oldu.

Pasaport başvurularının nasıl yapıldığına dair detaylı yazımızı “Pasaport Nasıl Alınır” yazımızdan okuyabilirsiniz.

 

Cumhuriyet Meydanı

İzmir Cumhuriyet Meydanı

İzmir Cumhuriyet Meydanı

İzmir Cumhuriyet Meydanı olarak belirtmemizin sebebi, neredeyse Türkiye Cumhuriyetinin her ilinde bu isimle adlandırılmış bir meydan olması. Kolay değil tabii ki onlarca yıllık savaş ve yıkım sonrasında bir Cumhuriyet kurmak. Bu sebeple, hatıralarda sürekli yer alsın diye kurulmuş bir çok meydan var bu isimde. Ancak İzmir’de ki bir başka. Çünkü normalde burada böyle bir meydan yokmuş. İzmir’in kurtuluşu bildiğiniz gibi acı olmuş ve İzmir yakılarak terk edilmiş Türk Ordusu’na. İşte o yanan kısımdan tekrar düzenlenerek kazanılan bir meydan burası. Meydan günümüzde resmi kutlamalar haricinde konser ve etkinlik içinde kullanılmakta. Meydanda 2 önemli eser bulunuyor. Bunlardan ilki hiç şüphesiz, atının üzerinden hedef gösteren Başkomutan Gazi Mustafa Kemal heykeli. Bu heykel, Atatürk’ün “Ordular, ilk hedefiniz Akdeniz’dir. İleri!” komutunu temsilen, dönemin ünlü heykeltraşı, İtalyan Pietro Canonica’ya yaptırılmış. Aynı heykeltraş, İstanbul Taksim Meydanınındaki Cumhuriyet Anıtı ile Ankara Sıhhiye Zafer Meydanında bulunan Mareşal Atatürk ile Etnoğrafya Müzesinin önündeki Atlı Atatürk Anıtı’nı da yapmış. İkinci önemli eser ise Cumhuriyetin 10. Yılı şerefine dikilmiş 10. Yıl Taşı. İzmir’i ziyaret eden hemen hemen herkesin geldiği bu meydanı görmeden gitmek olmaz.

Gündoğdu Meydanı

Gündoğdu Meydanı

Gündoğdu Meydanı

Gündoğdu Meydanı, İzmir‘e sonradan eklenen bir güzellik. Tabii 1999 yılında ve sonrasında doğanlar için baştan beri orada. Meydan ismini belki de buradan sabah güneşin doğuşunun en güzel gözlenebilir nokta olmasından almakta.Burası Kordon boyunda Alsancak’ta sahilde. Meydanları ile ünlü şehrin önemli meydanlarından birisi olması için, 1999 yılında sahil doldurularak yapılmış. Meydanın tam ortasında bulunan ve “Cumhuriyet Ağacı” ismindeki heykel ise Ferit Özşen’e  ait. 2003 yılında yapılan heykelin gün doğumu ve batımında fotoğraflaması çok güzel oluyor. Meydan gerek İzmirlileri gerekse ziyaretçileri kendine çekiyor. Kaykaya binenler, faytonlar, çiğdem çitleyenler hatta uçurtma uçuranlar hiç eksik olmuyor. Bu alan aynı zamanda konser alanı olarak da kullanılmakta.

Kızlarağası Hanı

Kızlarağası Hanı

Kızlarağası Hanı

Kızlarağası Hanı, İzmir’in en işlek ve turistik bölgelerinden olan Kemeraltı Çarşısı içerisinde, Hisar Camii‘nin hemen birkaç metre ötesinde bulunmakta. Kızlarağası Hacı Beşir Ağa’nın yaptırdığı bir han olması sebebi ile bu ismi almış. 1744 yılında yapılmış ancak gerek 1745 gerekse 1778 yıllarındaki depremlerden ötürü ağır hasar alıp onarım görmüş. Han yapıldığı zaman deniz kenarındaymış. Ancak zamanla deniz doldurulduğu için, denizden yaklaşık 200-250 metre uzaklaşmış durumda. Yapı itibarıyla Osmanlı Dönemi hanlarından tamamen farklı bir yapıya sahip. Bu yüzden mimari açıdan önemli bir eser. Osmanlı hanlarında, han ortasında bulunması gereken şadırvan ve havuz artık yok. İzmir Limanının hemen yanı başına, deniz kenarına yapılan bu han, ticari açıdan çok değerli bir yermiş. Ancak hem limanın kalkması hem de kervan sisteminin bitmesi, hanı turistik bir yer haline dönüştürmüş durumda. Artık bedestenlerindeki hediyelik eşya satanları, çay ve kahve içme noktaları ile şehir halkına ve turistlere hizmet veriyor. En azından bir kahve içimine uğranması gereken bir nokta.

Kemeraltı

Kemeraltı Çarşısı

Kemeraltı Çarşısı, dünyanın belki de en büyük çarşılarından birisi. Bölge olarak İzmir’in eski şehir alanı olan bölgede bulunmakta. Buranın çok eski zamanlardan bu yana, halkın alışveriş noktası olduğu bilinmekte.

Taksim Meydan web

İstiklal Caddesi ve Dingo’nun Ahırı

İstiklal Caddesi ve Dingo’nun Ahırı

Yaşı 30 ve üzerinde olanlar İstiklal Caddesi ismini duyunca derin bir ah çekecektir.O eski günlerin detaylarını hatırlayanlar bugünkü halini görünce burkulur, İstiklal’den her geçişlerinde o günleri anarak söyleşir.

İstiklal Caddesi İstanbul’un en bilinen, en kalabalık, en piyasa caddesi…Sağlı sollu akasya ağaçları, sürekli işleyen kırmızı tramvayı, büyük kitabevleri, her milletten kalabalığıyla gençlerin uğrak yeri..Caddede yürürken müzikevlerinden gelen sesler o senenin çok satacak kasetlerinin işaretiydi. İstiklal’de en çok yankılanan şarkılar kısa sürede en çok bilinen şarkı olur, dillere düşerdi. Her şeyden birazcık barındıran cadde müzik piyasasının da nabzını tutar gibiydi.. İstiklal’e gitmek bir ritüeldi. Taksim meydanda buluşulur, Atatürk heykelinin önünde poz verilir, hamburgercilerde iki ıslak hamburger götürülür, cadde boyu yürünür, huzur ve güven içinde keyifli saatler geçirilirdi. Peki bugün durum ne? İstanbul’da yaşayanlar ve İstiklal’i çok sevenler bugünkü durumunu iyi biliyor ve buna çok üzülüyor. Canım akasya ağaçları artık yok, o müzikevleri çoktan kapandı, güvenlik endişeleri ve hızla değişen kültür yapısı ve çevresiyle İstiklal Caddesi artık bambaşka bir dünya…

Eskisinden günümüzdekine

Bizim işimiz gezmek, görmek ve gördüğümüzü yazmak.. Biz işimize geri dönelim ve bu güzel caddenin tarihine bir göz atalım.

Bizans zamanında daha çok Latin toplulukları barındıran caddenin öne çıkması, bir dönem yaşanan veba salgınına denk geliyor. Salgından kaçmak isteyen Fransızların bu bölgeye yerleşmeleriyle cadde hem mimari, hem ticari,  hem de sosyal olarak gelişme dönemine giriyor. Yaygınlaşan Fransız etkisi nedeniyle “Grande Rue de Pera” adıyla anılmaya başlanan cadde, çok uluslu yapısının da etkisiyle 17. ve 18. yüzyıllarda iyice genişleyerek, 19. Yüzyılda tamamen kalabalıklaşarak en çok tercih edilen bölgelerden biri olmuş.

Tarihi kaynaklardan edinilen bilgilere göre, İstiklal Caddesi’ndeki ilk Müslüman yerleşimleri, İskender Paşa’nın Galata Mevlevihanesi’ni inşa ettirmesiyle (1491) başlamış. Arazisini 2. Bayezıd’ın   hediye ettiği Mevlevihane, bugün de her inanıştan insanın ziyaret ettiği bir cazibe merkezi konumunda. Mevlevihane inşaatıyla aynı dönemde, Asmalımescit Sokağı’na ismini veren mescit yapılmış. Ve böylece 15. Yüzyıldan itibaren Müslüman halk bu bölgeye akın etmeye başlamış.  Caddedeki altyapı çalışmalarının önemli bir kısmı Sultan Abdülaziz döneminde yapılmış. Zemine taş döşenmiş, elektrik şebekesi ve kanalizasyon sistemi kurulmuş. O dönemler için çok önemli olan bu çalışmalardan sonra caddedeki nüfus hızlı artış göstermiş. Nüfus artışının en doğal ihtiyaçlarından biri de hiç kuşkusuz ulaşım olduğu için, dünyanın en eski metrosu sayılan Tünel’in inşaatına başlanmış. Caddenin adı bu dönemlerde Cadde-i Kebir (Büyük Cadde) olarak kullanılıyormuş.

Cumhuriyet ve İstiklal

Cumhuriyet’in ilanından sonra cadde ‘İstiklal’ adını almış.

İstiklal Caddesi deyince ilk akla gelenlerden biri de hiç şüphesiz kırmızı tramvay olacaktır. Tramvayla ulaşım önce 1869-1966 seneleri arasında atlı olarak başlamış. Elektrikli tramvay hizmetine çok sonra geçilmiş. Bir dönem durdurulan tramvay seferleri 1990 senesinin sonunda Taksim-Tünel arasında çift hat olarak hizmete başlamış. Geçtiğimiz senelerde caddede yapılan yenilenme çalışmaları süresince tramvay seferlerine ara verilmişti. Kırmızı tramvay hem İstanbul, hem de İstiklal Caddesi için bir klasik. Caddede yürürken çın çın uyarı sesini duyarsınız, sonra kırmızı tramvayın nazlanarak geçişini izleyerek geçmişe ışınlanırsınız.. Beyoğlu’na takım elbiselerle, özenerek, en şık hallerinde gelen insanları görürsünüz..İşte İstanbul bu hatıralarla çok daha güzelleşir.

Dingo’nun ahırı mı burası

Tramvay deyince, atlı tramvaylı günlerden günümüze uzanan bir hikayeyi de aktarmak isteriz: Atlı tramvaylar Şişhane’deki yokuştan çıkarken çok zorlanırlarmış. Yorulan atlar, o dönemde tüm atların dinlendiği ve bakımlarının yapıldığı bir ahıra alınır; dinlenmiş yeni atlarla değiştirilirmiş. Ahırın sahibi   de Dingo isminde Ermeni asıllı biriymiş. Hikaye bu ya, Dingo sürekli içer, işinin başında durmaz, ahırla ilgilenmezmiş. Ahır çok bakımsız, gelen gideni de belli değilmiş. Yıllar geçmiş ve bugün de dilimize yerleşmiş olan ‘Dingo’nun ahırı mı burası’ sözü kullanılır olmuş. Kullandığımız birçok söz kalıbının geçmişi şehrin tarihinde gizli. Okumak, öğrenmek ve keşfetmek işte bu yüzden çok önemli.

İstiklal’de Atlas

Bu kadar tarih yeter diyerek, İstiklal’i gezmeye başlıyoruz. Taksim’de bulunan tarihi taksim kulübesinden başlıyor, sağlı sollu eşsiz güzellikteki yapıları izleyerek ilerliyoruz. Fransız etkisinin yoğun bir şekilde hissedildiği binalara baktıkça Paris’te bir sokakta olduğunuzu hissetmemeniz mümkün değil. İstiklal Caddesi dendi mi çok bilinen pasajlarını es geçmek olmaz. Bunlardan en bilinenlerinden biri hiç şüphesiz Atlas Pasajı. 1877 senesinde inşa edilen pasaj renkli yapısıyla, tiyatro ve sinema salonlarıyla ilgi çekiyor. Eski tarz sinema bileti gişelerini görmek insanda buruk bir mutluluk hissi uyandırıyor.

Çiçek Pasajı

Cadde üzerindeki tüm pasajlar bambaşka tarihlerde yaşanan bambaşka hikayelere ev sahipliği yapmış. Çiçek Pasajı, Aznavur Pasajı, Halep Pasajı, Hazzopulo Pasajı, El-Hamra Pasajı, Beyoğlu ve Terkos Pasajları bunlara sadece birer örnek. Terkos Pasajı, ucuz ve çeşitli giyim eşyası arayanların göz bebeği bir mekan. Pasajın adını görünce sağa dönün ve tezgahları karıştırmaya başlayın. Halep ve Aznavur pasajlarında da ağırlıklı olarak takı ve giyim eşyaları satılıyor. Çiçek Pasajı ise akşam oturmayı sevenlerin vazgeçilmezi olmuş. Gündüz saatlerinde içeri girip şöyle bir yürümenizi; yürürken de başınızı yukarı kaldırıp eşsiz mimari eserin seyrine dalmanızı öneririz. Çiçek Pasajının hemen yanında Anadolu yemekleri yapan bir mekan vardır. Oraya girip üst kata çıktığınızda karşınıza çıkan pencerelerden Çiçek Pasajı’nı kuşbakışı seyredebilirsiniz. Balık sevenler için Çiçek Pasajına alternatif olarak Nevizade ve Balık Pazarı’nı tavsiye edebiliriz.

Üçyıldız Şekerleme özlenen bir tat

Balık Pazarı demişken Üç Yıldız şekerlemeden bahsetmemek olmaz. Balık Pazarına girip biraz yürüyün, sola dönün. Kime sorsanız gösterir. İstanbul’da görüp görebileceğimiz en kibar ve kıymetli esnafın sahibi olduğu bu dükkan, daha kapıyı açar açmaz bizi içine alıyor. Sahipleri o yaşlarına rağmen işlerinin başında, hep güleryüzlü, hep kibar, hep müşteri kıymeti bilen davranışlar içinde. Pamuk şekerleri, orjinal büyük kavanozlarda sergilenen akide şekerleri, çikolatalar, ev yapımı helvalar ve daha niceleri. Bu dükkanı mutlaka bulun, sahipleriyle sohbet edin, alışveriş yapın. Hiç kaybolmamasını dilediğimiz bu değerlere sahip çıkmazsak yok olacaklarından korkuyoruz.

Üç Yıldız’dan aldığımız şekerleri cebimize dolduruyor ve yine bir klasik olan Mandabatmaz’a gidiyoruz. Olivia Çıkmazı’ndaki bu küçük mekan 1967’den beri müdavimlerini ağırlıyor. Kapısındaki birkaç küçük masa ve içerdeki minicik alanı günün her saati dolu. Sadece Türk Kahvesi ve çay hizmeti sunan mekanı bilenler bilir. Kahvesi öyle yoğundur ki, manda bile batmaz. Bu sıcak ve kendine has mekandan sonra caddedeki keşfimize devam ediyoruz.

Fransız Ekolü ve Galatasaray Lisesi

Caddenin mimari olarak muhteşem örnekler gizlediğini söylemiştik. Özellikle mimarlık fakültesi öğrencileri için eşsiz kaynaklar bulmak mümkün. Hollanda ve Rusya konsolosluk binaları görülmeye değer. Caddenin göz bebeği Mısır apartmanı ise 1910’da yapılmış. Neo-Klasik tarzın en önemli örneklerinden biri olan El-Hamra Han ise, bir dönemin en şık ve seçkin sinemasına ev sahipliği yapmış. 9 ayrı mahalleyi kapsayan cadde 1400 metre uzunluğunda ve tam ortası da Galatasaray Lisesi’nin olduğu bölge.  Tanzimat Döneminde eğitim alanında gerçekleştirilen faaliyetler sonucunda 1868’de kurulan Lise, bugün caddenin o bölümüne Galatasaray ismini verecek kadar önemli. Okulun büyük bahçe kapısının önünde duruyor ve çevreyi inceliyoruz. Burada çok eski zamanlarda Kapıkulu Askerlerinin ve Yeniçerilerin yetiştirildiği Acemi Oğlanlar Kışlası (bir çeşit askeri lise) bulunuyormuş. O dönem tüm dünyada bir Fransız etkisi hüküm sürdüğünden, bu okulda da Fransızca eğitim verilmeye başlanmış. Galatasaray Lisesi o günlerden bugünlere çok önemli isimlerin yetiştiği değerli bir eğitim kurumu olarak varlığını sürdürmüş.

Lisenin hemen yanında Galatasaray Meydanı’nda, Şadi Çalık’a ait bir heykel göze çarpıyor. 1973’de Cumhuriyet’in 50. Yılında yapılan eser, çelik borularla dinamizmi temsil eder. Lisesinin hemen karşısında ise Galatasaray Postanesi yer alıyor. 1875 yılında Ermeni Mimar Theodor Sıvacıyan tarafından inşa edilen yapı, bir dönem  İngiliz ve Alman Telgraf Şirketleri tarafından kullanılmış. Dış cephesi mermerden yapılan bina 1907 senesinde Postane Telgraf Nezareti tarafından satın alınmış. İstanbul Radyosu , BBC ve Alman radyoları da buradan yayın yapmışlar. Galatasaray Postanesi, 1977 yılında tamamen yanmış. Daha sonra onarılan bina, 1998 yılında müzeye dönüştürülmüş.

Ve kiliseleri

Buraya kadar gelmişken, Saint Antuan ve Aya Triada Beyoğlu Rum Ortodoks kiliselerini de görmenizi tavsiye ederiz. Görkemli mimari yapılarıyla oldukça önemli bu eserler, semtin vazgeçilmez duraklarından biri olmuş.

Bir dönem neredeyse dört bir yanı kitabevi olan İstiklal Caddesi, eski dokusunu hızla kaybetse de ilgi çeken yerler hala var. Galatasaray Meydanındaki Yapı Kredi Kültür yayınları uzun dönem devam eden yenilenme sürecinden sonra kitapseverlere yepyeni yüzü ve büyük alanıyla merhaba dedi. Caddenin keyifle vakit geçirebileceğiniz iki kitapçısı daha var.  Alman Kitabevi ve Kırmızı Kedi Kitapçısı. Uğrak yerlerimiz olan bu iki mekanı da tavsiye listemize ekleyelim.

 

Nasıl gidilir:

Yenikapı-Levent istikametinden gelen metro hattını kullanarak Taksim’e gelirseniz İstiklal Caddesine kolayca ulaşabilirsiniz. Anadolu yakasından gelecekler de şehir hatları vapurunu veya motorları kullanarak gelip, Gümüşsuyu üzerinden Taksim meydanına ulaşabilirler. Üsküdar veya Kadıköy’den deniz yoluyla gelecekseniz, Deniz Müzesi’nin karşısından Taksim dolmuşlarına da binebilirsiniz.

Yazı ve Fotoğraflar : Gonca SAĞLIK

File source: http://commons.wikimedia.org/wiki/File:Izmir005.jpg

Kadifekale

Kadifekale

Kadifekale, İzmir‘in en stratejik noktasına kurulmuş, şehrin en eski yapılarından birisidir. Tabii bugünkü hali değil. Tarihi bölge, esasen İzmir’e tepeden bakan (184 metre) bir yer olduğu için çok stratejik bir nokta. Hikaye’ye göre Amazonlar buradan gelip Smyrna’yı kurmuşlardı. Daha sonraları Büyük İskender’in arzusu ile, o zamanlar Pagos Tepesi olarak anılan bu noktaya kale kurulmuş. Sadece birkaç bin Smyrnalı’nın mutlu yaşamaları için M.Ö 3. yy’da yapılmış. O tarihten itibaren de 2 Şehrin hikayesi başlamış. Türklerin eline geçtikten sonra Müslüman olan tepe ve etrafı İzmir, ve uzun bir süre daha (1403 yılında Timur istilasına kadar) Cenevizlilerin Latin kenti (Türklere göre Gavur İzmir) olan İzmir. Kale ise Roma, Bizans, Osmanlı dönemlerinde kullanılmış. Bugün çeşitli onarımlar ile turizme kazandırılmaya çalışılıyor. Bizce sırf İzmir’in fotoğraflarını çekmek için bile gidilebilir.

Yurt dışı gezi rehberi olarak hazırlanan Turrehberin'de sizlere, dünyanın birçok noktasını tanıtmanın haricinde, ülkemizden ilgi çeken yerleri de beğeninize sunuyoruz. Çeşitli gezi haberlerinin haricinde, kimi zaman garipsediğimiz olayları da sizlerle paylaşıyoruz. Gezginler için sanal bir Han olmaya başlayan sitemiz için, sizin de tavsiyelerinizi bekleriz. 

Bizi Takip Edin

  • TWITTER

    Bizi takip edin, haberdar olun

  • INSTAGRAM

    Instagram'da da varız

  • PINTEREST

    Bizi Pinlemeyi unutmayın!

  • FACEBOOK

    Takip edin ve Paylaşın

  • YouTube

    Abone olup video izleyebilirsiniz.

  • E-POSTA

    Soru sormak bedava :)

Copyright 2015 © All Rights Reserved / Tüm hakları saklıdır.

Hosted by PBS Tasarım

Site Haritası

Gizlilik Kuralları