turrehberin.com
Göbeklitepe

Göbeklitepe

Göbeklitepe

Göbeklitepe, Şanlıurfa’nın yaklaşık 22 km uzaklığında bulunan Örencik Köyü sınırları içerisinde yer alıyor. Aslında 1963 yılından beri, varlığı bilinen ama pek araştırılmamış ve değerinin farkına varılamamış bir yer. İlk araştırmalar yüzey araştırması, yani tarihi ve hatta antik parçaların toprak üstünde bulunması şeklinde 1963 yılında başlıyor ve bu bölgede bir şeylerin olabileceği not ediliyor. Kısaca toprak kazıldığı taktirde altında bir şeyler olabileceği belirleniyor. Ne yazık ki, o tarihlerde yapılan bu çalışma yeterli bir önem arz etmediği için, Göbeklitepe’nin tüm dünyaca bilinirliği, ancak 1994 yılında Alman Arkeolog Klaus Schmidt tarafından yapılan araştırma ile geliyor. Klaus Schmidt, daha önce Anadolu’da yaptığı çalışmalarda ama özellikle Nevali Çori olarak adlandırılan bölgedeki kazılarda rastlanan buluntulara denk yapıların olabileceğini öne sürüyor. Çok kısa sürede ise, bu tahminlerinde haklı olduğu ortaya çıkıyor.


Göbeklitepe Neyi İfade Ediyor

Göbeklitepe’yi anlamak için size kısa bir bilgi vermemiz gerekiyor. Buradaki buluntular bizi Çanak Çömlek Neolitik Çağ dönemine bağlıyor. Normalde bu dönem, insanların yeni yeni tarım ve hayvancılık ile uğraşmaya başladığı bir dönem. Kısaca yerleşik hayata ve ticarete başlandığı bir dönem olarak görebiliriz. Ancak Göbeklitepe bir yerleşim alanı veya bir köy değil. Buradaki buluntular ise en azından şimdilik, yakın çevrede bu tür bir yerleşimin olmadığını göstermekte. Elimizdeki ispatlanmış tek gerçek ise, çıkan buluntuların bizleri M.Ö 10,000’li yıllara götürdüğü. Yani günümüzden yaklaşık 12,000 yıl önce yaşamış insanların bize bıraktıkları bir miras. Bu miras ile birlikte bildiğimiz insanlık tarihi tekrar yazılmak zorunda kalacak gibi. Bu nedenle, artık Atatürk Barajı suları altında kalan Nevali Çori gibi, insanlık tarihi için çok önemli bir nokta diyebiliriz.

Burayı Nasıl Gezmelisiniz?

Göbeklitepe, arabanıza atlayıp, gidip görebileceğiniz bir yer değil. Tabii ki fiziksel olarak böyle bir şey yapabilirsiniz ancak böyle yaparsanız gördüğünüz hiçbir şeyi anlayamayacağınızın garantisini verebiliriz. Her şeyden önce burayı gezmek için Şanlıurfa’ya geldiğinizde, ilk gitmeniz gereken yer Şanlıurfa Arkeoloji ve Haleplibahçe Mozaik Müzesi. Adından da anlaşılacağı gibi burada iki ayrı müze sergi alanı var. Arkeoloji müzesini mümkünse bir tur eşliğinde ve işini iyi bilen bir rehberin anlatımıyla gezmelisiniz. Böylece Göbeklitepe’yi gördüğünüzde, neye baktığınızı çok daha iyi anlayacaksınız. Biz bu konuda şanslıydık. Rehberimiz, bölgeyi çok uzun süredir bilen ve bu bölgede çalışan, aynı zamanda bir Sanat Tarihçisi olan Cenk Bulut olunca, sorduğumuz her sorunun cevabını alarak gezdik.

Balıklıgöl Heykeli

Bu arada, Şanlıurfa Müzesi içerisinde yer alan ve en az Göbeklitepe kadar önemli olan bir başka şey ise Balıklıgöl Heykeli. Bu heykele verilen bir başka isim ise Urfa Adamı.

Balıklıgöl Heykeli, tabanda açılan bir deliğe oturtulacak şekilde yapılmış, yüz hattı belirgin, göz kısmı obsidian ile süslenmiş neolitik dönemden yani yaklaşık olarak 11,500 yıl öncesinden bize bakıyor. Heykel dünyanın bulunan en eski gerçek boyutta yapılmış heykeli olarak anılıyor. 1.80 metre yüksekliğindeki heykelde dikkat çeken bir özellik ise, ellerinin duruşunun hem Göbeklitepe hem de Nevali Çori’dekiler gibi yandan sarkıp önde birleşik olması. Erkeklik organın da detaylandırıldığı heykel, tarihte var olan ilk Tanrının bir Tanrıça yani dişi olduğu bilgisini de şüpheli kılıyor. Yani insanların inandığı ilk Tanrı, şimdiye kadar bilindiği gibi bir dişi değil, bir erkek olma ihtimali çok daha yüksek. Bu müzede Göbeklitepe de bulunan bir çok kalıntıyı da görme şansınız var. Tabii açıklamaları ile beraber.


Şanlıurfa Müzesindeki Göbeklitepe

Müzedeki Göbeklitepe dememizin asıl nedeni, Göbeklitepe’yi ziyaret edemeyecek olsanız bile, orada göreceğiniz kalıntıların kopyalarının, müze içerisinde de sergileniyor olması. Hatta, kalıntıları görecek dahi olsanız, bu müzeye yine de gelmelisiniz. Çünkü Göbeklitepe’de gezebileceğiniz alan, doğal olarak sizin alanın içerisine girmenizi engelleyecek şekilde yapılmış. Ancak müzede, birebir kopyalarının arasında, kafanızda onlarca soru ve meraklı gözlerle gezebilme şansınız var.

Göbeklitepe Müze

Göbeklitepe hakkında bilinenler

Bunca ön ve yan bilgi verdikten sonra, size artık Göbekli’yi anlatmanın zamanı geldi. Daha iyi anlayabilmeniz için verdiğimiz bilgilerin sizi sıkmadığını umarak, asıl bilgilere geçebiliriz.

Göbekli bir tapınak mı?

İlk bulunduğu zaman akla ilk gelen şey, buranın bir tapınak veya ritüel alanı olduğu yönündeydi. Hatta Dünyanın en eski tapınağı keşfedildi diye düşünüldü. Zira benzer bir yapı olan Stonehenge de tam olarak ne olduğu bilinmeyen bir yerdi. Gerçi orası Göbekli’den yaklaşık 4500 yıl sonra yapılmıştı. Sonradan Stonehenge için mezarlık olduğu görüşü ağırlık kazandı. Göbekli ise bir tapınak izlenimi vermekten çok, bir toplanma alanı hüviyetinde. Buraya tapınak gözüyle bakmak, buradan çıkanlara ters düşüyor. Herhangi bir sunak veya adak alanı olmaması, kazı esnasında adak olarak sunulan canlı kalıntılarının olmaması da, tapınak olmama ihtimalini arttırıyor.


Buranın inşaatı nasıl gerçekleşti?

Herşeyden önce, Göbeklitepe’de bulunan taşların, hemen etrafta bulunan taşlardan olduğunu söylemek gerek. Yani özellikle T şeklindeki taşlar, yatay halinde etraftaki taşlardan yontularak yapılıp buraya taşınmışlar. Bir diğer önemli nokta ise, en büyük dairesel yapının, en eskisi olması. En derin noktadan yüzeye doğru gelindikçe, bu dairesel yapılar hem küçülüyor, hem de T taşların boyu kısalıyor. Üzerlerindeki işçilik de daha gelişigüzel bir hal alıyor. Kısaca en eski yapı en güzel ve en büyüğü.Göbekli ufak daire

Göbeklitepe’yi yapanlar burada mı yaşıyorlardı?T taş

Hayır. En azından şimdilik bilinen gerçek, etrafta bir yerleşim izi ve mezarlığa rastlanılmamış olması. O dönemde insanlar daha ufak topluluklar halinde ve avcı/toplayıcı şeklinde yaşamlarını sürdürüyorlardı. Zaten burayı önemli kılan nokta, ufak topluluklar halinde yaşayanların bir araya gelerek, belkide yüzlerce taş ustasının ve işçinin, ihtiyaçlarını karşılayarak burayı yapmalarına imkan sağlamaları. Bu çok ciddi bir hiyerarşi ve çalışma düzeni gerektiriyor.

T Taşlar neyi ifade ediyor?

Göbeklitepe’de bulunan T şeklindeki taşların insanları temsil ettiği söylenmekte. Zaten bunu taşlara bakınca da anlayabiliyorsunuz. Taşların yan kesimlerinden ön taraflarına geçen, kol ve el motifleri var. Ancak Balıklıgöl Heykelini yapabilenlerin neden T taşlara insan yüzü yapmadıkları bir başka tartışma konusu. Gerek alanın değişik yerlerinde gerekse T taşlar üzerinde hayvan motiflerine rastlıyorsunuz. Ancak bunlar, mitolojik yaratıklar değil. Tamamı bu bölgede yaşayan vahşi hayvanların motifleri. Belki bir güç, belki de koruma anlamı ifade etsin diye konulmuş olabilirler. Daha önceleri buranın üstü açık bir alan olduğu düşünülse de, özellikle D Yapısı olarak adlandırılan dairenin gerek tabanı gerekse duvarlarındaki sıvaların iyi korunmuş olması, üstlerinin kapalı olarak inşa edildiğini göstermekte. Yani bu daireler, ortada bulunan 2 büyük ve yanlarda bulunan 10 kadar daha küçük T taşları kullanılarak tepeleri kapatılmış alanlardı.


Göbeklitepe’de T taşların haricinde ne bulundu?

Göbeklitepe’de bulunanlar daha çok buradaki üretim ve tüketim faaliyetlerine yönelik şeyler. Etraf alanda çok sayıda taş işçiliği ile ilgili kullanılan malzemelerin bulunması, buradaki heykel ve taşların yine burada yapıldıklarına işaret ediyor. Bunun haricinde yine çok fazla miktarda avlanmış hayvan kemikleri bulunmuş durumda. Tamamı et tüketimi için avlanan hayvanlar bunlar. Yani ehlileştirilmemiş olanlar. Bunun yanı sıra yine yemek için toplanmış bitki kalıntıları da bulunmakta. Daha da önemlisi, hacimleri 160 litreye kadar ulaşan ve içinde bira tutulduğu düşünülen büyük kaplar var. Kapların bilimsel incelemesi sonucunda alkollü içecek barındırdığı düşünülüyor. Tüm bunlar buranın bir anlamda şölen etkinlikliklerine de ev sahipliği yaptığı izlenimini oluşturuyor.  Doğum yapan kadın

Yine bir başka dikkat çekici nokta ise, tüm Göbeklitepe alanı içerisinde, kadın şeklinde bir heykel, çizim veya kadınlar ile ilgili bir malzeme olarak tek bir taş üstü kazılmış figür bulunmuş durumda. Bu figürde çok net bir şekilde bacakları iki yana açılmış kadın motifi var. Cinsel organ bölümünde ise dışarıya doğru çıkmakta olan bir şeyler çizilmiş. Bunun bir doğum sahnesi olma ihtimali var. Eğer öyle ise, dünya tarihinin en eski doğum sahnesini gösteren bir kalıntı olduğunu söyleyebiliriz. Bu kalıntıyı Şanlıurfa Müzesinde görebilmektesiniz.

Göbeklitepe terk mi edildi?

Yazının başlarında da belirtildiği gibi, aslında bu alan, genel olarak değişik zaman dilimlerinde, aynı amaç için üst üste yapılmış bir yapılar topluluğu. Burada geçen zaman dilimi ise binlerce yıl olarak ölçülüyor. Bir dairenin üstüne veya yanına, değişik zaman dilimlerinde daha küçük olmakla birlikte başkaları eklenmiş. En üst katmanlara gelindiğinde ise, T taşlar daha küçük, üstlerinde bulunan motifler ise daha özensiz yapılmış durumda. Arkeologlar bu durumu, bu alanın önemini gittikçe yitirmesinden dolayı giderek küçülen yapıların, daha az emekle inşa edildiği şeklinde açıklamaktalar.

Göbeklitepe Hayvan Heykelleri

Bunun yanı sıra, Göbeklitepe’deki bu dairelerin tamamının bilinçli bir şekilde, önce içleri temizlenip, ardından üstlerinin toprakla örtüldüğü düşünülüyor. Hatta arkeologlar, bu sebeple, burayı yapan veya kullananlara ait kalıntıların bulunamadığını düşünüyorlar.

Yakın noktalarda bir yerleşim yerinin olmaması, burayı bir sebeple bir toplanma alanı olarak düşündürürken, yerleşim yerlerinin büyüyerek nüfuslarının artması sonucu, bu tür toplanma alanlarının ortak bir nokta yerine, yerleşim yeri yakınına yapıldığı ve bu sebeple Göbeklitepe’nin kullanımının giderek azaldığı görüşü öne sürülüyor. Bu az kullanım nedeniyle en son noktada, üstünün tamamen kapatıldığı ve unutulmaya terk edildiği düşünülüyor.

Ancak yerel halk için burası her zaman kutsiyet arz eden bir tepe olarak anılmış.

Sonuç olarak

Göbeklitepe, bir kaç yıl öncesine kadar gerek yerli gerekse yabancı turistin pek bilmediği bir yer olsa da, günümüzde gerek Bakanlık gerekse turizm paydaşları tarafından yapılan çalışmalar ile hak ettiği üne kavuşmakta olan bir yer. Henüz tam bilinirlik seviyesine ulaştığı söylenemez ancak, yapılan çalışmalar önümüzdeki bir kaç yıl için daha umut verici. Buluntular hem tüm dünya, hem de Türkiye için son derece önemli. Onun hakkında bizim burada yazdıklarımız dahil, şu ana kadar bilinen her şey, burada veya başka bir alanda yapılacak yeni bir keşifle, tamamen yanlış bir duruma düşebilir. Ama sonuç olarak, UNESCO Dünya Mirası Listesi içerisine giren bu tarihi yeri mutlaka görmeniz gerekir diyebiliriz.

womens-power-2245108_640

Turrehberin 2018 Yılında Büyümeye Devam Etti

Turrehberin 2018 Yılında Büyümeye Devam Etti

Turrehberin 2018 yılını da, sizlerin ilgi ve alakası sayesinde büyüyerek kapattı. 2015 Eylül ayında, çok eski bir projeyi, yoğun çalışma temposu arasına sıkıştırarak başlatmıştık web sitemizi. Güncel yaşam içerisinde, işten arta kalan zamanlarda, profesyonel işimizin bilgilerini amatör bir ruhla sizlere aktarmaktı amaç. Bu siteyi, ticari bir gelir noktası olarak görmeden, tamamen ücretsiz ve hatta reklamsız bir şekilde 2019 yılına taşıdık.

2019 yılına girdiğimizde gördük ki, binlerce yazı, 10 binlerce fotoğraf ve yüzlerce web sayfası ile oldukça büyük ve yüklü bir web sitesi haline gelmişiz. Bu sitenin hazırlanması ve devam etmesi için destek veren çözüm ortaklarımıza da buradan çok teşekkür ederiz.

Şimdi arzu ederseniz, 2018 yılını sizlerle birlikte nasıl geçirmişiz bir özetle bakalım.

Turrehberin 2018 … Ne yaptık?

  • 2018 senesinde Kullanıcı Sayımız %134,38 artarken, siteye giriş miktarımız da %133,45 artmış oldu.
  • Türkiye %84,57 ile sitemize en çok kullanıcı gönderen ülke olurken, ABD %3,04 ile ikinci, Fransa ise %2,09 oranla üçüncü ülke oldu.
  • Sitemize giriş yapan kullanıcıların %31,04 İstanbul, %10,82’si Ankara, %7,71’i ise İzmir’den oluştu.
  • Site kullanıcılarının % 26,6’sı 25-34 yaş, %19,05’i 35-44 yaş, %17,49 ise 55-64 yaş arasından oluştu.
  • Siteyi mobil olarak kullananların oranı %61,33 iken, bilgisayar üzerinden kullanım %38,67 oldu.
  • Siteyi kullananların %53’ü Organik Arama, %29’u Sosyal Medya, %15’i ise direk giriş gerçekleştirdi.

2019 yılının, tüm gezginler için güzel geçmesi dileklerimizle hepinizi sevgiyle kucaklıyoruz.

 

 

world-1264062_1280

Seyahat Acentesi Daha Çok Önem Kazandı

Seyahat Acentesi Daha Çok Önem Kazandı

Her ne kadar İnternet üzerinden yapılan rezervasyon ve satış işlemleri artsa da, eski usul seyahat acentesi mantığının çok daha önem kazandığı, raporlara girmeye başladı. Son yıllarda ciddi oranda artış gösteren şahsi seyahat planlaması ve buna yönelik satış ve rezervasyon imkanı sunan İnternet siteleri, eski tarz (old school) acenteciliği öldürmek yerine canlandırıyor.

Biz de sizlere, ister kişisel, ister gurupla olsun, neden bir seyahat acentesi üzerinden tatil planlaması ve satın alması yapmanız gerektiğini yazdık.

1) Sizden daha bilgililer

Burada egonuzu bir yana bırakmanız gerekiyor. Siz yılda 3-5 kez geziyor olabilirsiniz. Bunun için kendi planlamanızı da yapabilirsiniz. Ama kabul edin, onlar her gün sizden daha fazla program hazırlayarak fiyatlandırıyor. Birçoğu bunu senelerdir yapıyor. Ve neredeyse dünyanın her yanına. Daha ucuza getirmek için eczaneden almak yerine hiç kendinize ilaç yaptınız mı? Ne alakası var demeyin. Bilmeden gezmek de, çoğu zaman mal ve  can güvenliği açısından tehlikelidir.

2) Seyahat Acentesi Talebe Göre Destinasyon Önerir

Bireysel, aile veya gurup gezisi fark etmez. Her yer, her tür geziye uygun değildir. Küçük guruplar ile gidebildiğiniz yerler, belli sayıların üzerine çıkılmasına uygun olmayabilir. Gece eğlencesi ile ün salmış bir noktaya, küçük bebekle bir aile gezisi yapmak yanlış olur. Acenteler, internet üzerinden size bir şeyler satmak yerine, size nerenin daha iyi geleceğini anlamaya çalışırlar. Buna göre size bir tavsiye verirler.

3) Sizce Kaç Uçak Bileti Sınıfı Var?

En ucuz uçak biletiBu soruya büyük çoğunluğunuz, Ekonomi- First- Business diye cevap verecektir. Oysa neredeyse alfabedeki her harf ile temsil edilen bilet sınıfları bulunmakta. En ucuzu Z Class, iptal edilemeyenler, V klas vs. vs. Siz bilet almak için her hangi bir biletleme sitesine girdiğinizde bunların hiç birini görmezsiniz veya bilemezsiniz. Sadece gitmek istediğiniz tarihe ve sınıfa göre size otomatik bir bilet keser sistem. Oysa o bileti o anda çok daha ucuza, bir acente üzerinden girip alabilirsiniz. Veyahut 15 gün sonra giderseniz, çok daha ucuza alabileceğinizi söyler acente.

4) İnternet siteleri için siz 1 ve 0’sınız.

Internet sitelerinde belirtilen bir çok bilgi aslında gerçek bile olmayabilir. Çünkü bu tür satış sitelerindeki otel, restoran ve benzeri yerlerin bilgi girişini o siteler kendileri yapmamaktadır. Bir internet satış sitesi açısından siz, siteye girip, belli bir süre içinde kredi kartı ile ödeme yapan veya yapmayan birisinizdir. Yani ya 1’siniz ya da 0’sınızdır. Oysa acenteler için X Bey, Y Hanım olarak bir önem taşırsınız. Arzularınız ve taleplerinize en uygun oteli veya restoranı size tavsiye ederler. Nereden mi biliyorlar. Bu onların işi.

5) Şikayet etmek için muhattap bulmak

Şaka gibi gelebilir ama, bir havayolu şirketine şikayet için telefon açsanız, sesli yanıt sistemine yönlendirilirsiniz. Veyahut bir otel satış sitesi konu ise, e-posta atın derler. Ama biletinizi kestirdiğiniz, otel voucher’ınızı aldığınız acente, siz gezinizi bitirip eve geri dönene kadar sırat köprüsü üzerinde gibidir. Başınız sıkıştığında anında arayacağınızı bilirler. Tabi siz yinede bir telefonda saatlerce bekletilmeyi, veya cevabını alamayacağınızı bilmenize rağmen defaatle e-posta atmayı tercih edebilirsiniz.

6) Kurumsallığa karşı bireysellik.

Don Kişot olup Devlere (pardon Yel Değirmenleri’ne) savaş açmak isteyebilirsiniz tabi. Ancak gerek oteller, gerek havayolları firmalarına karşı, seyahat acentesi hep yolcunun yanındadır. Zira yolcuyu oraya yönlendiren ve daha sonra sürekli yüz yüze gelecek olan O’dur. Oluşabilecek istenmeyen durumlarda,  bireysel olarak sizin hiç bir şansınızın olmadığı noktalarda bile seyahat acenteniz, size karşı oluşturulan mağduriyeti kolaylıkla çözebilir.

7) Sanıldığının aksine, seyahat acentesi ile gezmek daha ucuzdur.

Bu nasıl olabilir demeyin. Birçok biletleme firması ve hatta otel sitesi, size kendilerinin çok daha uygun fiyat verdiğini söyleyebilir. Tabii kahvaltı, vergiler, servis ücreti ve ekstra gizli masraflar dahil edilmeden önce. Ancak seyahat acenteleri, çok özel bazı durumlar haricinde ya aynı fiyata, ya da çok daha uygun fiyata size aynı servisi sağlamaktadır. Zira uçak bileti satış fiyatı zaten sabittir. Oteller ve diğer yan turizm servisleri acenteye yaptıkları indirimi size vermezler. Sonuçta siz belkide hayatınızda sadece bir kere o otelde kalacaksınız ama o acente her gün onlarca yolcu gönderecek.

Tüm bunlar, gerek Türkiye’de gerekse yurt dışında, yolcuların daha da bilinçlenmeye başlamaları sonrası, Seyahat Acentesi ile gezmenin çok daha önemli olduğunu göstermeye başladı.

Bu konuda daha önce de yazdığımız bir başka yazı olan “Gezmenin de Adabı Var” başlıklı yazımıza da bir göz atabilirsiniz.

 

Telefonlar 2019

Cep telefonu Malezya’da hala ucuz

Cep telefonu Malezya’da hala ucuz

Cep telefonu teknolojik olarak ilerlemeye ve doğal olarak da pahalanmaya devam eden bir ürün. Özellikle son bir yıl içerisinde Türk Lirasının değer kaybı bu pahalılıkta önemli bir sebep. Telefonlara yapılan taksitlerin azaltılması ise Türk kullanıcıları oldukça zora sokmuş durumda.

Tüm bunlar yetmezmiş gibi, devlet, daha önce 135 lira olan yurt dışından getirilen telefonlar için uygulanan vergiyi, önce 500 liraya çıkardı. Ardından da yıl sonunda yeniden değerlendirme dahilinde 620 liraya eşitledi.

Biz de geçen seneki yazımızda yaptığımız gibi, bu sene de Malezya’da önde gelen üst kalite telefon fiyatlarını karşılaştırdık.

23 Şubat 2019 tarihi itibarıyla 1TL = 0,77 RM üzerinden yaptığımız değerlendirme, kendi marka dükkanlarında satılan fiyatları ile, Malezya’nın hala oldukça ucuz olduğunu gördük.

Iphone Xs Max 512 GB Türkiye’de 14,000 TL’ye satılırken Malezya’da 9,000 TL değerinde. Aradaki 5000 TL fark ile 2 kişi Malezya’ya uçak bileti alabilir veya 1 kişi uçak bileti dahil Kuala Lumpur’a 5 gecelik konaklama dahil gidebilir. Üstelik bu fiyat içine 620 TL’ye çıkan vergiler dahil. Kısaca Türkiye’den alacağınıza, Malezya’ya uçak bileti alıp, Kuala Lumpur’da 5 gece kalıp, aynı telefona sahip olarak dönebilirsiniz.

Samsung S10+ için de durum neredeyse benzer. Türkiye’de 7500 TL’den ön sipariş verilen telefon, Malezya’da yine dışarıdan getirme kayıt vergisi dahil, 4750 TL’ye mal oluyor. Aradaki fark ise 1 kişinin Kuala Lumpur uçak biletine eş değerde.

Huawei Mate 20 Pro’da da işler yine çok benzer.  Türkiye’de 8500 TL olan telefonun yurt dışından getirme kayıt vergisi dahil 5200 TL. Aradaki fark ise 1 uçak bileti ve 1 gece Kuala Lumpur konaklamasına denk.

Bu sene de gelenek bozulmuyor. Yani cep telefonlarınızı Malezya’dan alarak 2 kişi yurt dışı seyahati gerçekleştirebilirsiniz.

 

 

üçyıldız şekerleme web

Üç Yıldız ve Roman Kahramanı

Üç Yıldız ve Roman Kahramanı

Üç Yıldız ve Roman Kahramanı sanki bir öykü başlığı gibi oldu. Ama biz de o kapıyı açtığımızda bir öyküyü başlattık. Zaman içinde sizi de, bir yolculuğa çıkartacak bu öykü. İçeride olduğunuz sürece başka bir dünyanın kalbinde, belki de hayal ettiğiniz o günlerde geziyorsunuz. İşte biz bugün öyle bir kapıyı araladık. Burada gördüklerimizi ise sizinle paylaşacağımız için heyecanlanıyoruz.Beyoğlu’ndayız. İstiklal Caddesi’nde ilerliyoruz. Çiçek Pasajının hemen yan sokağına, Balık Pazarı’na çeviriyoruz yönümüzü. Balık Pazarı’nın ilk dükkânlarından biri olan Üç Yıldız Şekerleme işte karşımızda. Durup bir bakıyoruz. Üç yıldızdan oluşan tabelası ve ahşap kapı döşemesiyle yıllara meydan okurcasına bizi karşılıyor.Sahibi Feridun Bey, her zamanki saygısı ve güler yüzüyle karşılıyor bizi. Kapıdan giren her müşteriyi velinimet sayan, sadece ürün satmakla değil, insanın özüyle ilgilenen, günümüzde artık ender rastladığımız bir esnafla karşı karşıyayız. Saygıyla buyur ediyor bizi, hal hatır soruyor ve sohbete başlıyoruz. Buraya her yolumuz düştüğünde mutlaka uğrar, kendisiyle sohbet eder, kakaolu-sade helvamızı ve karışık akide şekerimizi alır, yüzümüzde bir tebessümle evimize döneriz. Feridun Bey ve benBugün de niyetimiz bu; fakat sohbet biraz uzuyor. Çayları, ıhlamurları içtikçe konuşuyoruz, Taksim’in bozulan dokusunu, Beyoğlu’nun ‘Beyoğlu’ olduğu günleri, itinayla giyinmiş hanımefendileri, o eskinin fötr şapkalı, takım elbiseli İstanbul bey efendilerini. Bir de günümüzün yozlaşmış, kirli, kalabalık ve anlamsız kalabalıklarına bakıyoruz… Üzülmemek elde değil.

Üç Yıldız Hikayesi

Feridun Bey’in ailesi Rumeli’den İnebolu’ya, sonrasında da İstanbul’a gelmiş. Babası Ahmet Fikri Dörtler ’in dedesi de tatlıcıymış. Neredeyse Cumhuriyet’le yaşıt olan dükkân, Ahmet Bey ve 2 ortağıyla birlikte 1926’da açılmış. Ortaklardan biri Feridun Bey’in amcasıymış. 3 ortağı simgelesin diye Üç Yıldız ismini koymuşlar. Yıllar içinde ortaklık bozulmuş, Ahmet Fikri Dörtler tek sahibi olarak devam etmiş. Fakat yola çıktığı ortaklarını hiç unutmamış, dükkânın ismi Üç Yıldız olarak kalmış.Feridun Dörtler dükkânın ikinci kuşak temsilcisi olarak oğlu Altuğ Dörtler ile birlikte işinin başında. Feridun Bey başlı başına bir tarih. 85 yaşında. Galatasaray Lisesi mezunu. 1 yaşından beri Cihangir’de babadan kalma bir evde yaşıyor. Bir dönem Galatasaray’da profesyonel futbol oynayan Feridun Dörtler, futbolu neden bıraktığını sorduğumuzda ‘gönül işinden’ diye cevap veriyor. Eşi hanımefendiyi o yıllarda tanımış. Evlenmek istediğinde ailesi futbol oynadığı için karşı çıkmış. Ve aşk galip gelmiş, futbolu bırakan Feridun Bey, ‘benim gönlüm için dünyanın en güzel kadınıydı’ dediği eşiyle evlenmiş. Eşini 2011 senesinde kaybetmiş. Anlatırken zaman zaman duruyor, gözleri doluyor. Eşine ve işine böylesine bağlı böylesi bir beyefendinin karşısında saygıdan ve hayranlıktan bizim de gözlerimiz doluyor. Zaten bu uzun sohbet esnasında defalarca duygulu anlar yaşıyor, karşılıklı gözyaşlarımızı siliyoruz.

Eski Beyoğlu

Bizi bu duyguların içine sürükleyen, eskiye ve güzele olan özlemimiz. Beyoğlu’ndaki esnafın birbirini ne denli sevdiğini, saydığını ve koruduğunu anlatıyor. O dönemler herkes birbirini tanırmış, o kadar çok pastane olduğu halde kimse kimsenin işini baltalamazmış. Şimdi çevrede bir-iki esnaftan başka kimsenin kimseyi tanımadığını söylüyor 84 senedir oturduğu apartmanda bile ancak 2 aileyle selamlaşıyorlarmış. Anlatırken duyduğu hüznü gözlerinden okuyoruz.Sohbet ederken bir yandan dükkândaki ürünleri seyre dalıyoruz. Şık ambalajlar içinde çikolatinler, badem şekerleri, şık kaplar içinde akide şekerleri, helvalar, reçeller. Reçellerin tamamı ev yapımı. Mevsiminde halden alınan meyveler klasik usulde pişirilerek reçel haline getiriliyor. Hazır kavanozlar içinde alabileceğiniz gibi, açık kaplardan dilediğiniz kadar da alabilirsiniz. Eskiden müşteriler kendi kaplarını getirir içini reçelle doldururlarmış. Bu reçeller neredeyse 190 senelik bakır kaplarda (batyalar), bembeyaz örtülerle muhafaza ediliyor. Sohbet ederken bir müşteri, sabah kahvaltısı için birazcık reçel almaya geliyor. Feridun Bey az-çok demeden her ürünü itinayla hazırlıyor, paketliyor, müşterisine veriyor. Çilek reçelinin lezzetini müşterilerden duyduk, size aktarmazsak olmaz.ReçellerSadece çilek reçeli mi? Tabi ki hayır. Gül, vişne, kayısı, ayva, portakal reçelleri de ustalarının imzalarını üzerinde taşıyan bakır kaplarda sizleri bekliyor. Üç Yıldız’ın vazgeçilmez tatlarından olan badem ezmesi %75 badem, %25 pudra şekerinden oluşuyor.  Tamamen el ile yoğurulan badem ve Antep fıstık ezmesi özel kutularda satışa sunuluyor.

Beyaz Tatlı

Beyaz TatlıGözümüz tezgâhtaki reçel kaplarına kıyasla daha küçük bakır kaplara takılıyor. Bergamotlu beyaz tatlı yazan kapağı kaldırıyor ve meşhur Beyaz Tatlı ile tanışıyoruz. Kapağı açar açmaz bergamot ve vanilya kokularıyla sarhoş oluyoruz. Su, şeker, limon ve çeşitli aromalardan oluşan bu tatlı, çevire çevire yapıldığı için ‘çevirme’ olarak da anılıyor. İstanbul’un en eski tatlılarından biri olan Beyaz Tatlı, sıcak yaz günlerinde buz gibi suyun içine bir kaşıkla konulur, biraz suyu içerek biraz da kaşıkla yenilerek tüketilirmiş. Çok eskiden Boğaz’daki pastanelerde ‘denizaltı’ olarak satılan bu tatlı, Rumların evlerine her gelen misafire mutlaka ikram ettiği, Musevilerin dini bayramlarında yediği bir lezzet. Bir tatlı çeşidi bile içinde hoşgörüyü, birlik ve beraberliği olmayı barındırabiliyor. Bu dükkânda bugün bunu bir kez daha fark ediyoruz.  

Tarihi bir şekerci

Tarihi dükkânın başka bir üretimi ise rengârenk akide şekerleri. Şekerler kavanozların içinde parlak ve renkli halleriyle sadece çocukları değil her yaştan insanı cezbedecek güzellikte. ŞekerlerTarçın, limon, kahve, gül, portakal, bergamot, karanfil ve çilekli şekerlerin içinden biz limon ekşili ve karanfilli olanı seçtik. Her ikisi de ağzımıza atar atmaz o müthiş aromalarıyla bizi mest etmeye yetti. Bu dükkânda alışverişin bir güzel tarafı da ürünlerin itinayla ambalaj edilmeleri. Çocukluğumuzun pastanelerindeki gelenek aynen devam ettiriliyor. Hele o renkli kâğıttan kurdeleler yok mu? Eve gelince paketleri açmaya kıyamadık. Bir diğer rengârenk çeşit ise üzeri toz şeker ile kaplanan meyve aromalı jöleler... Meyve aromalı şekerleri ve lokumları unutmak olur mu?Dükkânda bir çanak içinde ikram edilen o muhteşem sakızlı lokumlar, tam olması gerektiği gibi. Diğer adıyla ‘pullu sakızlı’ lokum diye anılan bu lokum çeşidi turistlerin en çok rağbet ettiği ürünler arasında. Unutmamak gerekir ki, lokum bu toprakların en eski lezzetlerinden biri. Çikolatanın tarihi o kadar eski değil. Türk ismiyle anılan bir tatlı olma özelliğini taşıyan lokumun değerini en az turistler kadar bilip sahip çıkmak, kültürel vazifelerimizden biridir.Feridun Bey’le konuştukça bir tarih kitabının sayfalarını aralıyor gibi hissediyoruz. Fotoğrafları ise tamamen hayal gücümüzden ibaret. O anlatıyor, biz hayal ediyoruz. Sohbet arasında dükkâna adres sormak, buğday satın almak için girenlere bile büyük özenle cevap veriyor; yardımcı oluyor. Böyle kıymetli yerlerin bilinmeyişine içten içe üzülüyoruz. O dükkâna girip buğday soran kişi ne büyük bir tarihle karşı karşıya olduğunun farkında mıydı acaba?

Eski Bayramlar

Feridun BeyÜç Yıldız Şekerleme, genç Cumhuriyet’le birlikte büyümüş. O yıllara tanıklık etmiş. Söz o dönemdeki bayramlara geliyor. O yıllarda bayram öncesi dükkânın önünde kuyruk olduğunu anlatıyor Feridun Bey. Bayramda bile dükkânı açar, en itinalı kıyafetleriyle bayramlaşmaya gelen müşterilerini beklerlermiş. Günümüzde ise ne bayramlarda ne de diğer günlerde o yoğunluktan eser kalmadığını anlatıyor. Duyan, araştıran, okuyan ve bilerek gelen müşterilere çok kıymetli bir kaynak Feridun Bey. Anlatmaktan, paylaşmaktan ve ürünlerinden ikramda bulunmaktan büyük zevk aldığı belli. Hareketleri ve konuşması kadar kıyafeti de oldukça özenli. Tertemiz ve ütülü gömleği, boynunda atkısıyla 21 yaşından beri işinin başında. ‘Babama verdiğim sözü tuttum’ diyor gururla.Kurulduğu günden bu yana aynı yerde hizmet veren Üç Yıldız Şekerlemenin başka şubesi yok. 1965 senesinde bir tadilat geçirmiş, onun dışında çivi çakılmamış. Zemininden kapısına, kavanozlarından helva tezgâhlarına ne varsa orijinal.

Roman Kahramanı Olmak

Zamana direnen bu güzel dükkânda, kendimizi roman kahramanı gibi hissediyoruz. Derken dükkâna Rum olduğunu konuştuğumuzda anladığımız bir kadın giriyor. Kiliseye törene gelmiş, eve dönüşte çocuklarına akide şekeri almak istemiş. Kapıdan Feridun Bey’e selam vererek, hal-hatır sorarak, neşeyle giriyor. Buradan alışveriş etmenin bir aile geleneği olduğunu söylüyor. Feridun Bey bizden müsaade isteyerek tezgâhın arkasına geçiyor, büyük kavanozların kapaklarını sakince açıp rengârenk akide şekerlerini özenle tartıyor, ambalajlıyor, müşterisine paketini uzatırken bir eliyle de şeker ikram ediyor. Müşteri afiyetle şekerini yiyor, paketini alıyor, ahşap köşeli, eski pirinç kelebek kanadı şeklindeki kapının kolunu açıyor ve Balık Pazarı’nın kalabalığında evine doğru yol alıyor.Ve biz bir masalın başrolünde, bir masalın en heyecanlı yerindeymişiz gibi oturduğumuz yerden kalkıyoruz. Feridun Bey’in elini öpmek istiyoruz, izin vermiyor. Kucaklaşıyoruz..Çok yaşayın Feridun Bey, çok yaşa Üç Yıldız…Çok yaşayın Feridun Bey gibiler, nezaketi, ölçüyü ve çalışmayı sevenler…Yazı ve Fotoğraflar: Gonca Sağlık
ucak-bileti

Uçak Bileti Almanın En Uygun Zamanı

Uçak Bileti Almanın En Uygun Zamanı

Uçak bileti, her seyahat etmek isteyenin en korkulu masraf kapısı. Özellikle de günümüzde, rahat ve hızlı seyahat etmenin anahtarı olan uçaklar gittikçe pahalandığı için tam bir korkulu rüya desek yeridir. Daha önceki yazılarımızdan birinde, ucuz uçak bileti bulmanın püf noktalarını yazmıştık. Bu yöntemler hala baki. Şimdiki yazımız ise daha bilimsel ve araştırmalara dayalı.

Amerika merkezli bir İnternet bilet satış noktası olan CheapAir.com her sene gerçekleştirdiği en uygun bilet alma araştırmasını 2018 verilerine göre yeniledi.

Firma yenilemiş olduğu araştırmasında 917 Milyon bileti ve 8000’den fazla pazarı incelemiş. Bildiğiniz gibi, çoğu büyük havayolu şirketi, artık İnternet ve bot sistemini kullanarak, uçağın biletlemeye açılması ve sonrasında düzenli olarak fiyatlar ile oynayarak, biletlerden elde edilebilecek maksimum kar ve doluluk oranını ayarlamaya çalışıyor. Firmanın çalışmasındaki ilginç noktalardan bir tanesi, uçağın bilet satışına açılmasından, uçtuğu zamana kadar geçen sürede, bilet fiyatlarının ortalama 62 kere değiştiği şeklinde. Yapılan çalışma da, biletinizi ne zaman alırsanız, daha ucuza veya pahalıya geleceği yönünde. Elbetteki bizim gibi seyahat etmeyi seven kitleler için bulunmaz bir rapor. Sizin için özetleyip, hap haline getirdiğimiz biletleme dönemleri bakalım nasılmış.

Açılış Fiyatı (Uçuştan 169-319 gün öncesi)

Erken rezervasyon kavramı otel ve tur gibi turizm bileşenlerinde ucuzluk ile birlikte anılsa da, anlaşılan havayolları bunu pek umursamıyor. Çünkü havayollarının uçaklarının bilet satışlarına açtıkları ilk dönem aslında sanılanın aksine en ucuz dönemleri değilmiş. Bileti erken almanın, istenilen hedefe bilet bulabilme açısından avantajı olsa da, ortalama +50$ fazladan ödeme yapmanız gerekecek. Yani bu sefer “Ne kadar erken, o kadar iyi” değil.

Kafam Rahat Dönemi (Uçuştan 122-168 gün öncesi)

Uçuş tarihinden yaklaşık 4-6 ay öncesinde alınan biletler için gittiğiniz yerin popülerliğine göre belki de en uygun zaman bu zaman. Çok popüler bir yere uçacaksanız bu dönemde bilet almakta fayda var. Ama orta derece popüler bir yere uçacaksanız, yine de +20$ gibi bir parayı fazladan vermiş olabilirsiniz. Her halükarda “Kafam rahat olsun” diyenler için uçak bileti alınması gereken dönem işte bu zaman aralığı.

En Uygun Uçak Bileti Dönemi (Uçuştan 21-121 gün öncesi)

Eğer bir önceki dönemde biletinizi almadıysanız, bu dönemi kesinlikle kaçırmamalısınız. Yine popülerlik derecesine göre geç bile kalmış olabilirsiniz. Ancak ortalama olarak bu dönemde alınacak olan biletler, en uygun fiyatlı biletler olarak istatistiklere yansımış.

Şansını Zorlama Dönemi (Uçuştan 14-20 gün öncesi)

Anladık. Kumarı oynamayı seviyorsunuz. Kötü haber şu ki, bu döneme kadar beklediyseniz, artık fazla bir şey ummayın. Hatta büyük ihtimalle fazladan bir fiyat vermeniz gerekiyor artık. Kısaca artık uçak dolmaya başladı. Yeterince yer kalmadı. Havayolları ise sizi etkileyen fiyattan çok, kendilerini kâra geçirecek fiyatlara dönmeye başladı. Tabii eğer gittiğiniz yer çok popüler değilse veya sezonu değilse, o taktirde hala uygun fiyata uçak bileti bulabilirsiniz.

Ateşle Oynama Dönemi (Uçuştan 7-13 gün öncesi)

Hani derler ya, ateş pahası diye. İşte o dönem bu dönem. Artık yerler iyice azaldı. Havayolları tok satıcı konumuna geldi. Sizin bütçeniz de onları pek ilgilendirmiyor. Mecburen gitmenin dışında, bilet almak için uygun zaman çoktan kaçtı. Ama mecbursanız, el mahkum bu fiyata bileti alacaksınız. Muhtemelen de en ucuz fiyatın ortalama +85$ kadar fazlasını ödeyeceksiniz. Kabullenin artık. Geç kaldınız.

“Bu fiyata uçak bileti mi olur” dönemi (Uçuştan 0-6 gün öncesi)

Başlık durumu aynen anlatıyor. Popüler bir uçuş noktası için büyük ihtimalle business veya first class koltuklardan başka koltuk kalmadı. Popüler olmayan bir yer için ise, hala ekonomi koltuklarında yer varsa da, havayolları sizin acil uçmanız gerektiğini biliyorlar. Dolayısıyla ne fiyat verirlerse alacaksınız el mahkum. İşte bu dönem ortalama +208$ fazladan para vererek uçacağınız dönem.

Peki biletleme günlerinin uçak bileti fiyatına katkısı var mı?

Biletinizi hangi gün aldığınızın öyle abartılacak bir katkısı yok. Çünkü firmanın yaptığı çalışmada, bilet kesim günleri arasında sadece %0.6’lık bir fark olduğu ortaya çıkmış.

Ancak hangi günlerde uçtuğunuz, bilete vereceğiniz parayı ciddi değiştiriyor.

Bu çalışma Salı ve Çarşamba günü uçulan uçakların bilet fiyatlarının en uygun fiyatlar olduğunu ortaya çıkarmış. Pazar günü uçmanın bedeli ise, normal fiyatın yaklaşık 2 katını verecek olmak. Yani siz siz olun, Salı ve Çarşamba gidin ama Pazar günü dönmeyin.

Uygun fiyata gezmek isteyenlere katkısı olması dileğiyle

(CheapAir.Com firmasının pazar çalışma sonuçlarıdır.)

 

 

Türk Pasaportlar

2019 Pasaport Fiyatları

2019 Pasaport Fiyatları

2019 Pasaport fiyatları, devletin kıymetli evrak yeniden değerleme işlemi sonrasında zamlanarak yeniden belirlendi. Her yıl düzenli olarak yapılan bu yeniden değerleme işlemleri sonrasında, daha önceki yıllarda uzun geçerlilik süresi olan pasaportlardan temin eden vatandaşlar ne kadar karlı bir iş yaptıklarını bir kere daha anlamış oldu. Yeni pasaport başvurusu yapacak olanları ise bir düşünce aldı.

Bu yıl %23.73 zam alan pasaportlar, yurt dışı seyahat hayali kuranları epey bir üzdü. Yeni yapılan değerleme pasaport ve diğer nüfus işlemleri için internet başvuru merkezi olan Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü’nün web sitesinde de duyuruldu.

Buna göre 1 yıllık pasaport ücreti 308.80 liradan 381.90 liraya çıktı. 10 yıllık pasaport bedeli ise 764 liradan 945.10 liraya çıkmış oldu.

Pasaport başvurularının nasıl yapıldığına dair detaylı yazımızı “Pasaport Nasıl Alınır” yazımızdan okuyabilirsiniz.

 

tek başına gezmek

Tek başına gezmek … için altın kurallar

Tek başına gezmek … için altın kurallar

Tek başına gezmek, aslında bir gezi için pek tercih edilen bir şey değildi. Özellikle de son birkaç seneye kadar. Çünkü gezmek, her şeyden önce, bir şeyleri paylaşmaktır. Bir gezinin ardından elde kalan en önemli şey, anılardır. Ve bu anılar için çekilir onca fotoğraf. O fotoğraf karesi içerisinde olanlar ile paylaşılır anılar, sanki daha geziden yeni dönülmüş gibi.

Ama artık dediğimiz gibi yalnız seyahatler çoğalmaya başladı. Hatta 2018 yılı Visa Global Seyahat Araştırması sonucuna göre, seyahate çıkanların %42’si, kendini rahatlatmak veya ödüllendirmek amacıyla seyahat ediyor. %47’si ise aile veya sevdikleri ile vakit geçirmek için seyahat ediyor.

Teknoloji sayesinde aşırı bireyselleşen insanlık için, yine teknolojinin katkısı ile bireysel seyahat etmek de çok kolaylaştı. Tek başına gezenlere “Ne için tek başına geziyorsun?” diye sorsanız, size birçok sebep sıralayabilirler. Tarihi, gidilecek yeri, harcanacak bütçeyi, istediğin yere istediğin zaman gitmeyi, istediğin şey için istediğin parayı vermeyi, istediğin yerde istediğin kadar kalabilme özgürlüğü gibi. Tabiidir ki, tüm bunlar hemen hemen herkesi cezbedecektir. Bunlara diyecek bir şey yok.

Böyle bir seyahatin getirebileceği sadece 2 şey olabilir. Huzur ve Kaygı. Bizim bu yazımız, huzurdan daha çok kaygıya dönen gezilerden uzak durabilmeniz için yazıldı. Tek başınıza seyahat ederken, kaygıdan uzak kalmanızı sağlayacak altın öğütler listemiz için, çayınızı ya da kahvenizi hazırlayıp, okumaya başlayın.

Daha huzurlu tek kişilik seyahatler için altın kurallar

1. Kendinize yemek ısmarlayın

Tek başınıza gezerken sürekli sokak yemekleri veya atıştırmalıklar ile gününüzü geçirmeyin. Bu geziye kendiniz için çıktıysanız, ağız tadınıza uygun, güzel bir restorana gidip, yemek istediğiniz şeyleri kendinize ısmarlayın. Sanki o günden sonra bir daha hiç yemek yemeyecekmiş gibi bir yemek ve restoran olsun. Hem zaten “Nerede, ne yiyelim?” sorusuna “Sen bilirsin” cevabını verecek kimse de yok.

2. Etraftaki insanları izleyin.

Oturduğunuz kafe veya restoranlarda cadde/sokak masaları veya cam kenarı masaları tercih edin. Böylelikle, önünüzden geçen bir sürü insanı izleme şansı bulacaksınız. Onların kendi düşünceleri içinde dışarıya yansıttıkları size çok bilgi verir. Birbiri ile tartışan, espri yapan, gülen insanları izlemek çok değişik ama güzel bir tat verir insana. Özel not: Güneş gözlüğü kullanmak tavsiye edilir. Özellikle bön bön bakma tarzı olanlar için.

3. Yerel halk ile takılın

Gidip sokakta gördüğünüz ilk kişi ile anlaşın, gününüzü birlikte geçirin demiyoruz. Belki seyahate çıkmadan önce çevrenizden, gideceğiniz yere daha önce gitmiş birileri ve onların yerli tanıdıkları vardır. Veya güvenilir olması gerektiğini düşündüğünüz kişiler karşınıza çıkabilir. Onlara geziniz ile ilgili tavsiyeler vermelerini rica edin. “Şurada şunu, burada bunu yap” gibilerinden.

4.Kaş göz yara yara yerel dil konuşun.

Artık her şey cep telefonlarına kadar indi. Dolayısıyla internet bağlantılı veya bağlatısız kullanabileceğiniz bir sürü program var. O programlar vasıtasıyla, büyük ihtimalle hem sizin için, hem de karşınızdaki için yabancı bir dil olan İngilizce ile konuşmak yerine, siz yerel halkın dilinde konuşun. Aşırı sempatik bir hareket olacağından, hemen hemen herkes size destek olmak isteyecektir.

5. Cep telefonunu yerine koy.

Eğer özel bir adrese gitmiyorsan, sadece sokak ve caddelerde kafana göre takılıyorsan, cep telefonunu yeri olan cebine koy. Kafanı kaldır, ve görerek gez. Nerede olduğunu gösteren bir haritanın üzerindeki mavi noktadan çok daha fazlasını göreceğin kesin.

6. Hatta telefonu toptan kapatın

Eğer gerçekten cesursanız, veya telefonunuzun şarjı bitmekte ise, telefonu toptan kapatın. Telefonsuz bir şekilde yolunuzu yine bulursunuz. Belki biraz fazla yürümek zorunda kalabilirsiniz ama, karşınıza nasıl bir sürpriz çıkacak bilinmez.

7. Doğada zaman harcayın

Yalnız gezen birisine gidip Everest’e tırman demiyoruz elbet. Veya bir uçaktan Sahra çölüne paraşütle atla gibi bir tavsiyemiz olamaz. Ancak, gerek kafanızı, gerekse ruhunuzu dinlendirmek için, bir parkta veya sahilde veyahut bir arberatumda geçirilecek süre sizi kendinize getirecektir.

8. Kalabalığa karışın

“Yeşillikler bana göre değil, ben kalabalıkta kendimi iyi hissederim” derseniz, o zaman şehrin kalabalığına karışın. Bir yerel Pazar veya festival bunun için ideal noktalar olabilir. Belki de bir halk konserine denk gelirsiniz. Gezdiğiniz destinasyonda ilk önce, şehirde/kasabada ne aktiviteler olduğunu mutlaka kontrol edin.

9. Daha dikkatli olun

Tabii ki herkes şahsi güvenliği için özen gösterir. Biz bunu kastetmiyoruz. Kafanızı döndürdüğünüz her yeri görün. Sadece bakmayın. Yabancı bir ortamda, ilginizi ve dikkatinizi çekecek çok şey görebilirsiniz. Ancak onların çok az bir kısmını evinize götürebileceksiniz. O yüzden gözünüz daha dikkatli bakmalı.

10. Akıllı olun

Ziyaret edeceğiniz yer ne kadar güvenli olursa olsun, siz öncelikle kendi güvenliğinizden sorumlusunuz. Bu yüzden hiçbir zaman “Bana bir şey olmaz” kafasıyla tek başınıza geziye çıkmayın.

11. Bencil olun

Tek başına gezmek deyince en güzel kısmı sanırız ki bencil olabilmektir. Sonuçta tek başınıza gezmek istemenizin en önemli sebebi istediğinizi yapmak değil miydi? O yüzden, en çok yapmayı istediğiniz şeyleri yapın. Mesela lüks bir masaj salonunda kendinize bir SPA hizmeti satın alın. Kendinizi şımartın.

12. Başkalarının olmadığı bir tura katılın.

Bazı turlar başka insanlar katılmadan yapılamayabilir. Ama gün geçtikçe, maaliyeti biraz artıyor olsa da, tek başınıza bir tura katılabiliyorsunuz. Yani tur sadece sizin için yapılmış olsun. Bunu seyahat acenteleri üzerinden rahatlıkla ayarlayabilirsiniz.

13. Müze ve anıtlardan öğrenin

Kimi zaman bir müzede gördüğünüz ufak bir parça, tüm öğrendiklerinizi sorgulamanıza sebep verebilir. O yüzden öğrenmenin en kolay yollarından olan müze ziyaretlerinizi, gezinizden eksik etmeyin.

14. Seyahat Günlüğü Tutun

Fotoğraflar her zaman elinizin altında olmayabilir. Veya fotoğraflar hislerinizi sözleriniz kadar taşıyamayabilir. Kara kalem çizerek, bilet, fotoğraf hatta harita yapıştırarak anılarınızı yazın. İstediğinizi yazın. Yıllar sonra sizi tekrar o geziye götürecekler. Emin olabilirsiniz. Tek başına gezmek bakarsınız yazarlık duyularınızı arttırır.

15. Bir gösteriye katılın

Bazı şeyler mutlaka denenmelidir. Bir Çin Operası, bir Broadway Müzikali, veya çok sevdiğiniz bir müzik grubunun konseri. Festivaller de buna dahil tabi. Dilini anlamasanız bile, mutlaka gittiğiniz yerdeki o esnada gösterimi olan bir performansı izleyin. Biletini de seyahat günlüğünüze eklersiniz.

16. Sizi çağıran her dükkana girin

Başlığı daha da açmamıza gerek var mı? Sizi içine çekebilecek her dükkana girin. Bakarsınız tam da aradığınız şeyi orada bulacaksınız. Bu şansı neden kaçırasınız ki. Tek başına gezmek, tek başına alışveriş imkanını da beraberinde getiriyor.

17. Kartpostal gönderin.

Hiç modası kalmadı diyebilirsiniz. Ama düşünsenize, evdekilere veya eş-dosta, çıktığınız geziden bir kartpostal alıp atıyorsunuz. “O gezide o dakika aklımda sen vardın” demekten daha iyi ne gösterebilir sevginizi.

18. Zamanın tadını çıkarın.

Bazı anlar vardır, hiç bitmesin istersiniz. İşte gezerken öyle bir zamana denk gelirseniz, durun ve anın tadını çıkarın. Kovalayan yok, çekiştiren yok. Niye bırakasınız?

19. Güzel bir kitap ve müzik getirin.

Eskiden olsa, kasetler ve kalın kalın kitaplar ile gezmek ayrı bir sıkıntı olurdu. Ancak şimdi bir kulaklık ve dijital şarkı çalarlar ile, bir elektronik kitap okuyucu ile, kilolarca kitap ve yüzlerce kaset ufacık cihazlara girmiş oluyor. Değerlendirin.

20. Seçimlerinizi yargılamayın

Kendi seçimlerinizi zorlamayın. Sakın “Keşke” kelimesini kendiniz için kullanmayın. Keşke diyeceğiniz şeyleri de yapmak için uğraşmayın. Tadını çıkaracağınız şeyler yapın, daha da önemlisi tadını çıkarın.

21. İçgüdülerinize güvenin

Bu gerek güvenlik gerekse gezinizin tadı açısından önemli. Her hâlükârda, içgüdüler genelde insanların hareketlerini en fazla etkileyen sebeplerdir. Belki sizi bir beladan korur, veya gezinizin hazinesini keşfetmenizi sağlar.

22. Kendinizi tanıyın

Ve turunuzu bitirmek üzeresiniz. Artık sadece kendinizin ne istediğini, nelerden hoşlandığını çok iyi biliyor olmalısınız. Henüz daha tam kavrayamamışsanız, gezide bir yerlerde bir şeyleri keyfinize göre yapamadınız demektir. Tek başına gezmek isteyen birisi, bir turunu bitirdiğinde kendini mutlaka tanımış olmalıdır. Tanıyamadıysanız, bir geziye daha ihtiyacınız var demektir.

Türk Pasaportlar

Pasaport nasıl alınır, pasaport harçları ve pasaport randevusu

Pasaport nasıl alınır

Bu yazımızda sizlerin, “Pasaport nasıl alınır?”, “Pasaport harçları ne kadardır?” ve “Pasaport randevusu nereden ve nasıl yapılır?” sorularına cevap vereceğiz. Yıllara göre değişkenlik gösterse de, bu yazıyı sürekli olarak güncelleyeceğiz. Yazımız içerisindeki resmi linkler üzerinden devletin pasaport başvuru sitesine de yönlendirme yapacağız.

Halen güncel olan bilgi olarak, nüfus cüzdanları ile Gürcistan, Ukrayna ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne giriş yapabiliyorsunuz. Ancak Ukrayna için yeni nüfus kağıdına (çipli olan) sahip olmanız gerekli. Bu ülkelerin haricindeki tüm ülkelere girerken, en az 6 ay geçerli (uçuş günü itibarıyla) bir pasaporta ihtiyacınız var. Pasaportlar süre olarak 6 ay, 1 yıl, 2 yıl, 3 yıl ile 4 ve üstü yıllar olmak üzere en fazla 10 yıllık olarak alınabiliyor. Alınan süreye göre değişen pasaport ücretleri her yıl yenilendiğinden, ilk defa pasaport alanlara ve pasaportunu yenileyecek olanlara tavsiyemiz alabildikleri en uzun süreli pasaportu almaları olacak.

Pasaport başvurusu nereye yapılır

Eskiden, şehirlerdeki il ve ilçe emniyet müdürlüklerine yapılan başvurular, 2 Nisan 2018 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere, İl ve ilçe Nüfus Müdürlükleri üzerinden verilmeye başlandı. Bu yeni uygulama ile Nüfus Müdürlükleri, Pasaport, Nüfus Cüzdanı ve Sürücü Belgesi için başvurulan noktalar olarak görevlendirildi. Buralarda oluşabilecek kalabalıkları önlemek amaçlı bir randevu sistemi de geliştirildi. Artık pasaport almak için randevu almak zorundasınız.

Pasaport Randevusu Nasıl Alınır

Pasaport randevusu alabilmek için iki ayrı yol belirlenmiş durumda. Bunlardan ilki ALO 199 telefon hattını arayarak şahsi veya aile olarak pasaport almaya yönelik bir görüşme sonucunda randevunuzu almak. Bizim burada anlatacağımız ikinci yol ise internet üzerinden, Nüfus Genel Müdürlüğü’nün ilgili web sitesi ile randevu almak. Web sitesine ulaşmak için lütfen tıklayınız.

Siteye girdiğinizde öncelikle sitenin açılış sayfasından Pasaport yazan kısma tıklamanız gerekecek.

Burada karşınıza Yeşil Pasaport, Gri Pasaport ve Bordo Pasaport seçenekleri çıkıyor. Yeşil Pasaport üst düzey Devlet Memurları ile belirli kıstaslar altında olmak şartıyla aileleri içindir. Gri Pasaport Devlet görevi ile yurtdışına çıkış yapacaklara ait pasaporttur. Kalan herkes Umuma Mahsus olan bordo pasaport seçeneğine tıklamalı.

Karşınıza bir uyarı mesajı çıkacak. Bu mesajda kısaca, randevuya gelmeden önce, pasaport bedelinin belirtilen kurumlara ödenmesi ve ödeme makbuzunun randevu esnasında beraberinizde getirilmesi gerektiği söyleniyor. “Okudum” kutucuğunu işaretleyerek devam ediyorsunuz. Bu sefer pasaportu Türkiye’den mi yoksa yurt dışından mı alacağınız sorusuna cevap vermeniz lazım. Ardından T.C Kimlik Kartı olup olmadığı soruluyor. Ona da cevap verdikten sonra başvuru merkezinizi seçme noktası geliyor.

Burada ise başvuruyu kendiniz için mi yoksa aileniz için mi yaptığınız soruluyor. Gerekli bilgileri girerek, hangi il ve hangi ilçe biriminden randevu almak istediğinizi tercih ediyorsunuz. Aşağıdaki kısma T.C Kimlik Numarası, Ad, Soyad ve ekranda görünen kodu girip devam tuşuna basıyorsunuz. Güvenlik sorularını cevaplayıp, iletişim bilgilerinizi girdikten sonra size e-posta ile bir doğrulama kodu geliyor. Bu doğrulama kodunu 15 dakika içinde ekranda görülen yere yazıp devam ettiğinizde, randevu sistemine geçmiş oluyorsunuz.

Pasaport harçları ne kadar

Pasaport harçları, her sene devletin değerli evrak ücret zammı ile değişen bir ücretlendirme sistemine bağlıdır. Aldığınız pasaportun süresine göre de değişiklik söz konusu. Bu yüzden, pasaport alırken, alınabilecek en uzun süreli pasaportu almak daha mantıklı. 10 Yıllık pasaportu alarak 10 yıl boyunca gerçekleşecek olan zamlardan kurtulmuş olursunuz. Özellikle her sene her hangi bir sebepten yurt dışına çıkacaksanız, çok daha kârlı bir iş yapmış olursunuz.

 

Tabloda da görüldüğü gibi, 1 yıllık pasaport 308.80 TL’ye alınıyorken, 10 yıllık pasaport 764.00 TL’ye alınabiliyor. 10 yıl içerisinde 3 kere pasaport yeniler iseniz, 10 yıllık bir pasaporta vereceğinizden çok daha fazla para ödemiş olursunuz.

Pasaport harçları nereye yatırılır

Pasaport harçlarını Maliye Bakanlığı veznesine veya anlaşmalı bankalara yapabiliyorsunuz. Anlaşmalı bankaların herhangi bir şubesine gittiğinizde, vezneye kaç yıllık pasaport almak istediğinizi söylediğinizde ve ilgili rakamı verdiğinizde bir makbuz verecekler. O makbuz önemli ve randevu esnasında istenen belgeler içerisinde.
Anlaşmalı bankaları ise aşağıdaki listede görebilirsiniz.

• AKBANK T.A.Ş.
• AKTİF YATIRIM BANKASI A.Ş.
• ALBARAKA TÜRK KATILIM BANKASI A.Ş.
• ALTERNATİFBANK A.Ş.
• ANADOLUBANK A.Ş.
• ARAP TÜRK BANKASI A.Ş.
• CITIBANK A.Ş.
• DENİZBANK A.Ş.
• BURGAN BANK A.Ş.
• FİBABANKA A.Ş.
• FİNANSBANK A.Ş.
• HSBC BANK A.Ş.
• ICBC TURKEY BANK A.Ş.
• ING BANK A.Ş.
• KUVEYT TÜRK KATILIM BANKASI A.Ş.
• ODEA BANK A.Ş.
• PTT Şubeleri,
• ŞEKERBANK T.A.Ş.
• T.C. ZİRAAT BANKASI A.Ş.
• TURKISHBANK A.Ş.
• TURKLAND BANK A.Ş.
• TÜRK EKONOMİ BANKASI A.Ş.
• TÜRKİYE FİNANS KATILIM BANKASI A.Ş.
• TÜRKİYE GARANTİ BANKASI A.Ş.
• TÜRKİYE HALK BANKASI A.Ş.
• TÜRKİYE İŞ BANKASI A.Ş.
• TÜRKİYE VAKIFLAR BANKASI T.A.O.
• VAKIF KATILIM BANKASI A.Ş.
• YAPI VE KREDİ BANKASI A.Ş.
• ZİRAAT KATILIM BANKASI A.Ş

Pasaport Başvurusunda istenen belgeler

Umuma Mahsus (Bordo) Pasaportlar için istenen belgeler:

1) Nüfus Cüzdanı, T.C. Kimlik Kartı veya geçici kimlik belgesinin aslı
2) Harç ve cüzdan bedeli makbuzu
3) 2 adet biyometrik fotoğraf
4) Öğrenci belgesi (Harçsız pasaport talep edenler için)
5) Ergin olmayanlar veya kısıtlılar için muvafakat belgesi
6) Varsa eski pasaport

Hizmet Damgalı (Gri) Pasaportlar için istenen belgeler:

1) Nüfus Cüzdanı, T.C. kimlik kartı veya geçici kimlik belgesinin aslı
2) 2 adet biyometrik fotoğraf
3) Pasaport defter bedelinin ödendiğine dair dekont
4) Görev onayı ve talep formu
5) Öğrenime devam eden çocuklar için öğrenci belgesi
6) Ergin olmayanlar veya kısıtlılar için muvafakat belgesi
7) Varsa eski pasaport
8) Engelli olan çocuklar için sağlık raporu.

Hususi Damgalı (Yeşil) Pasaportlar için istenen belgeler:

1) Nüfus Cüzdanı, T.C. kimlik kartı veya geçici kimlik belgesinin aslı
2) 2 adet biyometrik fotoğraf
3) Pasaport defter bedelinin ödendiğine dair dekont
4) Hususi damgalı pasaport talep formu (Emekli veya çekilme nedeniyle hususi damgalı pasaport başvurusunda bulunan hak sahiplerinden talep formu yerine bir defaya mahsus mensubu bulunduğu kurum tarafından düzenlenmiş unvanı ve kadro derecesini gösterir resmi belge istenir.)
5) Öğrenime devam eden çocuklar için öğrenci belgesi
6) Ergin olmayanlar veya kısıtlılar için muvafakat belgesi
7) Varsa eski pasaport
8) Engelli olan çocuklar için sağlık raporu.

Böylelikle “Pasaport nasıl alınır?” sorusu başta olmak üzere, pasaport randevusu ve pasaport harçları konusunda verebileceğimiz bilgilerin sonuna geldik. Özetlemek gerekirse, önce ALO 199 veya websitesi üzerinden randevunuzu alıyorsunuz. Ardından pasaport harç bedelinizi size uygun bir noktadan ödüyorsunuz. Sonrasında ise istenen belgeler ile birlikte randevunuza gidiyorsunuz. Pasaport Randevusu saatinizi kaçırmamanız gerekiyor. Verilen saati kaçırdığınız taktirde, zamanında gelenlerin işlemleri bittikten sonra size bakıyorlar. Ancak bu oldukça riskli.

Konuyla ilgili sorularınız olursa, yorumlar kısmına yazmanızı rica ederiz. İlginizi çekerse Pasaport Tarihi ile ilgili yazımıza da bir göz gezdirebilirsiniz.

İyi gezmeler dileriz.

cem portre resima

Cem Polatoğlu Röportajı

Turizm Sektörünün Önde Gelen İsimlerinden Olan Cem Polatoğlu İle Sizler İçin Bir Röportaj Gerçekleştirdik.

Turrehberin olarak, siz takipçilerimiz ile paylaşmak üzere, Türkiye turizm sektörünün önde gelen isimlerinden Sayın  Cem Polatoğlu ile bir röportaj gerçekleştirdik. Bu röportaj ile başlayarak, bundan sonra zaman zaman, Türkiye’deki turizm sektörünün önde gelen isimleriyle gerçekleştirdiğimiz röportajları  paylaşacağız. Kimileri gerek sektörde gerekse halk önünde bilindik isimler olsa da, tamamı sektöre etki eden isimlerden oluşacak. Bu sayede, sektörün önde gelenlerini tanıma fırsatı bulacaksınız. Sözü fazla uzatmadan sizleri röportaj ile başbaşa bırakıyoruz.

Öncelikle, okuyucularımızın sizi daha iyi tanımaları amacıyla, bize kendinizden bahsedebilir misiniz?

Cem Polatoğlu, 1977″den beri Sektörde (Otel, Çarşı, Yurtdışı Acente, Profesyonel Turist Rehberi, Acente Sahibi) İ.T.Ü. Gemi inşaatı mezunu, Amerika“da Nord Caroline S.U. Master, Avusturya/ Viyana‘da W.T.Ü. de doktora çalışması. 1987″de Birleşmiş Milletler”de Deniz Hukuku Departmanında(USA), 1988″de IBM (İspanya) çalışma. 10 seneyi aşkın yurtdışı deneyiminde Amerika /İspanya /İtalya ve Avusturya”da büyük ve orta ölçekli seyahat acentelerinde, Türkiye”de ise kısa süreli ASYA TOUR ve DURU TURİZM çalışma deneyimli. JAYCESS Genç Müteşebbisler Derneği Türkiye Kurucu üyesi. Yurda dönüş ve 1994 PRONTOTOUR‘un kuruluşu. Devrederek 2003 yılında BARACUDATOUR‘un kuruluşu. 1994″den itibaren TÜRSAB‘da çeşitli komisyonlarda görevler. Son dört senedir TÜRSAB Boğaziçi B.Y.K. üyesi. Bildiği Diller; Çok İyi derecede; İspanyolca, İtalyanca, İngilizce ve Almanca (Tüm dillerden T.C Turizm Bakanlığı Kokartlı Profesyonel Turist Rehberi). Evli.2 Çocuk Babası.

Dünyada her noktaya turlarınız var. Hatta bu sizin sloganınız olmuş. Türkiye pazarı için hangi noktalar daha revaçta değerlendirebilir misiniz?

Evet, Tur Andiamo‘da sloganımız da “HARİTADA VARSA BİZDE DE VAR” Niş dediğimiz programlar yapmayı seviyoruz. Örneğin bu günlerde Güney Pasifik 2 ayrı turumuz kalkacak. Rotalar; Kribati, Tuvalu, Samoa, Tonga, Nauru, Niue, Fiji.

Geçtiğimiz son 2 yıl özellikle turizm sektörü için bir miktar problemli oldu. Sizin sektör içindeki durumunuz bu süreçte nasıl etkilendi?

Biz de çok etkilendik. %30’a varan kur artışı belki de 300 euro’luk Avrupa turlarında 300 TL fark etti. Müşteri sayısı açısından çok kaybımız olmadı. Ancak 7-8 bin euroya yakın maliyetlerdeki turlarımızda bu kayıp kişi başı 2.500 TL’larına vardı. Bu da bize %30-40 müşteri kaybı getirdi.

Sizce neden yurt dışı tatil yapılmalı. Misafirleriniz neden yurtdışını tercih ediyor?

Öncelikle bu dünya ölümlü dünya, üstelik çok küçük. Değişik kültürleri, tatları, medeniyetleri görmeden diğer tarafa seyahat etmek istemiyorlar. Önce bu tarafı bitirmek istiyorlar.

Döviz kurlarının Türk Lirası karşısında ciddi artışlar gerçekleştirdiği bir dönemdeyiz. Bu oluşum sizce yurtdışı turlarını nasıl etkiler?

Bilindiği üzere son 2 senede %30’un üzerinde kur kaybı yaşadık. Bu da bize aynı oranda müşteri kaybı getirdi.

Önümüzdeki 1 yıl içerisinde, özellikle outgoing turizm noktasında Türkiye beklentileriniz neler?

Turizm bir Alış-Veriştir. Yani tek taraflı turizm bir noktada sizi tıkar. Özellikle Türk insanının kullandığı gidiş uçaklarının dönüşünü biz yabancılarla dolduruyoruz. Bu da uçak maliyetini yarı yarıya düşüren bir unsur. Ayrıca gezen Türk insanı oralardaki ticaret olanaklarnı da ülkemize taşıyor. Tüccar, Sanayici yurtdışında kendi sektöründe gördüğü kaliteyi, fiyatı yakalamaya çalışıyor hatta geçip ihracata yöneliyor. Ben şahsen bunun onlarca örneğini yaşadım.

Sizce Türkiye pazarında yıldızı parlayan destinasyonlar hangileri?

Öncelikle Turizmde parlayan segmentler. başta Sağlık turizmi, 2. yaş turizmi, Dağcılık, Kuş gözetleme. Parlayan destinasyonlarımız ise Termal Bölgeler, Dini Peregrinasyon bölgeleri, Van, Kars, . Başta Gaziantep, Hatay olmak üzere Gastronomi şehirleri.

Sayın Cem Polatoğlu’na ve Tur Andiamo’ya turizme katkılarından ötürü teşekkür ederiz.

 

Yurt dışı gezi rehberi olarak hazırlanan Turrehberin'de sizlere, dünyanın birçok noktasını tanıtmanın haricinde, ülkemizden ilgi çeken yerleri de beğeninize sunuyoruz. Çeşitli gezi haberlerinin haricinde, kimi zaman garipsediğimiz olayları da sizlerle paylaşıyoruz. Gezginler için sanal bir Han olmaya başlayan sitemiz için, sizin de tavsiyelerinizi bekleriz. 

Bizi Takip Edin

  • TWITTER

    Bizi takip edin, haberdar olun

  • INSTAGRAM

    Instagram'da da varız

  • PINTEREST

    Bizi Pinlemeyi unutmayın!

  • FACEBOOK

    Takip edin ve Paylaşın

  • YouTube

    Abone olup video izleyebilirsiniz.

  • E-POSTA

    Soru sormak bedava :)

Copyright 2015 © All Rights Reserved / Tüm hakları saklıdır.

Hosted by PBS Tasarım

Site Haritası

Gizlilik Kuralları