turrehberin.com
thomascook

Thomas Cook Seyahat Acentesi Battı

Thomas Cook Seyahat Acentesi Battı

Dünyanın en eski ve devam eden seyahat acentesi olan Thomas Cook, bugün itibarıyla iflasını açıkladı. Bu haber dünya turizm endüstrisinde bir bomba etkisi yarattı. Özellikle İngiltere‘nin yurt dışı turizm sektörünün bundan fazlasıyla etkileneceği ön görülüyor.

Baptist bir din adamı ve marangoz olan Thomas Cook isimli iş insanının 1841 yılında kurduğu firma 178 yıldır dünya turizmine yön veren bir noktaya gelmişti. Thomas Cook, 1841 yılında 571 kişiyi yakındaki bir festivale karsız bir şekilde taşıyarak toplu turizm anlayışını da ilk defa uygulamıştı. Bu karsızlık felsefesi günümüzde işe yaramamış gözüküyor.

İngiltere merkezli firmada çalışan 21,000 kişinin işsiz bir konuma düşmüş durumda. Bunun haricinde, 16 ülke ile çok yoğun çalışan firmanın iş ortakları da bu batıştan kötü etkilenecek. Bu 16 ülke içerisinde Türkiye’de bulunmakta.

Thomas CookŞirketin resmi web sitesi tıklandığında çıkan sayfada, resmi olarak şirket işlemlerinin sonlandırıldığı, halen seyahat halinde olan müşterilere Sivil Havacılık Birimi tarafından yardımcı olunacağı bildirilmekte.

Thomas Cook seyahat acentesinin hali hazırda 1 milyondan fazla satın alınmış tur programının olduğu söyleniyor. Bunların 600,000 kadarının şu an tatillerinde olduğu belirtildi. Sivil Havacılığın verdiği bilgiye göre, önümüzdeki 4 güm içerisinde bu kişilerden 150,000 kadarının İngiltere’ye geri getirilmesi için çalışmaların başladığı söyleniyor. Halen 21,000 den fazla turistin şirket üzerinden Türkiye’de bulunmakta.

İngiltere’nin Türkiye‘deki Büyükelçiliği’nin twitter hesabından yaptığı açıklamada ise, şirketin müşterilerinin 23 Eylül – 6 Ekim tarihleri arasında, ülkeye dönüşlerinin sağlanması için çalışmaların başlatıldığı belirtildi.

Thomas Cook Elçilik

Günümüzde internet üzerinden rezervasyon ve satış sitelerinin artması, seyahat acentelerini uzun süredir etkileyen bit unsurdu. Bu tür siteler her ne kadar bireysel turizmde faydalı gibi gözükse de, toplu taşımacılık bu konuda daha kötü etkilenecek gibi görülüyor. Thomas Cook’un iflası ise korkulanın olmaya başladığının en büyük işareti. Şirketin müşterilerinin satın aldıkları paketler sigorta kapsamında. Bu sebeple özellikle turistlerin sıkıntı yaşamayacağı söyleniyor. İngiltere’nin devlet kurumları ise, kurumsal mağduriyeti engellemek için devreye gireceği söyleniyor.

Salda Gölü

Salda Gölü para için yok edilecek

Salda Gölü para için yok edilecek

Salda Gölü, büyük bir doğa katliamına kurban gitmek üzere. Üstelik buna devlet eliyle ve “Millet Bahçesi” bahanesiyle resmi bir kılıf uydurularak. Daha önce Burdur Gezi Rehberi sayfamızda, sırf koruma amaçlı kısa bir bilgi ile tanıttığımız göl, aslında gerek dünya gerekse Türkiye için önemli doğal alanlardan bir tanesi. Sayfalarımızda, tanıtımını yaptığımız kimi yerleri özellikle çok ön plana çıkartmıyoruz. En büyük sebebi ise işte bu şekilde yozlaştırılarak, yok olmalarını önlemek.

Salda Gölü Nedir?

Salda Gölü, Göller Yöresinin içerisinde bulunan Tektonik yapıya sahip bir göldür. Kıyı kısmı beyaz olduğu için, turistik anlamda “Türkiye’nin Maldivleri” gibi tanıtılıyor olsa da, aslında çok önemli bir tabiat alanıdır. 184 metre derinliğe sahip göl, ülkemizin en derin göllerinden birisi konumunda. 1989 yılında 1. Derece Sit Alanı ilan edilen bölge, 1992 yılında 2. Derece Sit Alanı konumuna indirgenmiştir. O tarihten itibaren de ağır ağır bir yok oluş içine girmiş bir doğa harikasıdır.

Neden bu kadar önemli

Salda Gölü’nün gerek Türkiye gerekse Dünya için önemi, sahip olduğu endemik canlı türlerinin haricinde, göle rengini veren ve arkaik dönemde oluşumu başlamış beyaz kaya türevlerinden kaynaklanmakta. Bakteriyel bir yapıya sahip bu beyaz kayaçlar günümüzde oluşumunu devam ettirmekte ve bu sayede göl, turkuaz bir renge sahip olmakta. Yaklaşık 2 milyon yıl önce oluşan ve günümüzde de bu oluşumu devam ettirmeye çalışan göl, göle akan su kaynaklarının tarım sebebiyle azalması sonucu bu noktadan zaten bir darbe yemiş durumda.

Bunun haricinde bir tür Sığırkuyruğu olan “Verbascum pyroliforme subsp. dudleyanum”, Dünyada sadece burada yetişmekte. Dünya genelinde endemik bir tür olan Dikkuyruk ördekleri ve yine dünyada tehlike altında olup, Türkiye’de soyu tükenmekte olan Aphanius anatoliae isimli tatlı su balığı da yine burada yaşamakta. Aphanius anatoliae

Salda Gölü ve Millet Bahçesi

Böylesi büyük bir öneme sahip Salda Gölü, daha titiz koruma altına alınmak yerine, bölgeye Millet Bahçesi yapılarak, daha çabuk bir yok oluş içerisine sokulmak isteniyor. Elbette devletin böyle bir şeyi can-ı gönülden isteyerek yaptığını düşünmüyoruz. Daha doğrusu düşünmek istemiyoruz. Nitekim Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum da Salda Gölü ile ilgili yaptığı açıklamada, “Millet Bahçesi projemizle Salda Gölü’nün çevresinde herhangi bir yapılaşmaya asla izin vermeyeceğiz” demişti. Ancak gelinen noktada bu bölge için, çarpık yapılaşmaya yoğun bir katkı veren TOKİ üzerinden bir ihale açılıyor olması bizde ciddi kaygılar uyandırıyor.

Bizler de, sizleri bu konuda bilgilendirmek, ve ülkemizin bu değerini savunmak için bir bilinç oluşturmak istiyoruz. #Saldayadokunma

Cep telefonları

Cep telefonu harcı’ na büyük zam!

Cep telefonu harcına büyük zam!

Halk tarafından cep telefonu harcı olarak bilinen “Yolcu beraberinde getirilen telefon kullanım izin harcı” maktu harç tutarı değişti. Yeni harç tutarı 1,500 TL olarak belirlendi. Bu rakam Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe girdi. Artık yurt dışına çıkan vatandaşların, beraberlerinde telefon alarak gelmeleri neredeyse imkansız olacak. Uzun süredir uygulanmakta olan bu harç, ilk başlarda ufak rakamlar ile başlamıştı. O dönemlerde, vatandaşın yurt dışından cep telefonu alması önüne çıkartılan bürokratik bir basamak olarak görülmüştü. En son 2018 yılının Kasım ayında 170,7 TL gibi yüksek olan bir rakamdan 500 TL’ye çıkartılan harç miktarı, yurt dışına giden vatandaşlardan büyük tepki toplamıştı. Son gelen zam ile birlikte henüz bir sene dolmadan harca yapılan artış, böylelikle 170 TL’den 1500 TL’ye çıkmış oldu. Artış zam oranı ise %882 olarak gerçekleşti.

Malezya‘da 683 TL’ye Türkiye’de ise 1099 TL’ye satılan ve son derece basit bir akıllı telefon olan Huawei Y6 gibi ucuz sayılabilecek bir telefonu bile yurt dışından alsanız, ülkeye döndüğünüzde cep telefonu harcı yüzünden, bu telefonun maliyeti sizin için 2183 TL olacak.

Ancak Iphone XS Max 512 GB gibi, Türkiye’de 14,000 TL’ye satılan bir cep telefonunu Malezya’da 9,657 TL’den alıp üzerine 1500 TL harç ödemesini yaparsanız 2,800 TL ucuza alabiliyor olacaksınız.

Uzun lafın kısası, devlet vatandaşına, yurt dışından telefon almanı yasaklıyorum dedi.

 

Göbeklitepe

Göbeklitepe

Göbeklitepe

Göbeklitepe, Şanlıurfa’nın yaklaşık 22 km uzaklığında bulunan Örencik Köyü sınırları içerisinde yer alıyor. Aslında 1963 yılından beri, varlığı bilinen ama pek araştırılmamış ve değerinin farkına varılamamış bir yer. İlk araştırmalar yüzey araştırması, yani tarihi ve hatta antik parçaların toprak üstünde bulunması şeklinde 1963 yılında başlıyor ve bu bölgede bir şeylerin olabileceği not ediliyor. Kısaca toprak kazıldığı taktirde altında bir şeyler olabileceği belirleniyor. Ne yazık ki, o tarihlerde yapılan bu çalışma yeterli bir önem arz etmediği için, Göbeklitepe’nin tüm dünyaca bilinirliği, ancak 1994 yılında Alman Arkeolog Klaus Schmidt tarafından yapılan araştırma ile geliyor. Klaus Schmidt, daha önce Anadolu’da yaptığı çalışmalarda ama özellikle Nevali Çori olarak adlandırılan bölgedeki kazılarda rastlanan buluntulara denk yapıların olabileceğini öne sürüyor. Çok kısa sürede ise, bu tahminlerinde haklı olduğu ortaya çıkıyor.


Göbeklitepe Neyi İfade Ediyor

Göbeklitepe’yi anlamak için size kısa bir bilgi vermemiz gerekiyor. Buradaki buluntular bizi Çanak Çömlek Neolitik Çağ dönemine bağlıyor. Normalde bu dönem, insanların yeni yeni tarım ve hayvancılık ile uğraşmaya başladığı bir dönem. Kısaca yerleşik hayata ve ticarete başlandığı bir dönem olarak görebiliriz. Ancak Göbeklitepe bir yerleşim alanı veya bir köy değil. Buradaki buluntular ise en azından şimdilik, yakın çevrede bu tür bir yerleşimin olmadığını göstermekte. Elimizdeki ispatlanmış tek gerçek ise, çıkan buluntuların bizleri M.Ö 10,000’li yıllara götürdüğü. Yani günümüzden yaklaşık 12,000 yıl önce yaşamış insanların bize bıraktıkları bir miras. Bu miras ile birlikte bildiğimiz insanlık tarihi tekrar yazılmak zorunda kalacak gibi. Bu nedenle, artık Atatürk Barajı suları altında kalan Nevali Çori gibi, insanlık tarihi için çok önemli bir nokta diyebiliriz.

Burayı Nasıl Gezmelisiniz?

Göbeklitepe, arabanıza atlayıp, gidip görebileceğiniz bir yer değil. Tabii ki fiziksel olarak böyle bir şey yapabilirsiniz ancak böyle yaparsanız gördüğünüz hiçbir şeyi anlayamayacağınızın garantisini verebiliriz. Her şeyden önce burayı gezmek için Şanlıurfa’ya geldiğinizde, ilk gitmeniz gereken yer Şanlıurfa Arkeoloji ve Haleplibahçe Mozaik Müzesi. Adından da anlaşılacağı gibi burada iki ayrı müze sergi alanı var. Arkeoloji müzesini mümkünse bir tur eşliğinde ve işini iyi bilen bir rehberin anlatımıyla gezmelisiniz. Böylece Göbeklitepe’yi gördüğünüzde, neye baktığınızı çok daha iyi anlayacaksınız. Biz bu konuda şanslıydık. Rehberimiz, bölgeyi çok uzun süredir bilen ve bu bölgede çalışan, aynı zamanda bir Sanat Tarihçisi olan Cenk Bulut olunca, sorduğumuz her sorunun cevabını alarak gezdik.

Balıklıgöl Heykeli

Bu arada, Şanlıurfa Müzesi içerisinde yer alan ve en az Göbeklitepe kadar önemli olan bir başka şey ise Balıklıgöl Heykeli. Bu heykele verilen bir başka isim ise Urfa Adamı.

Balıklıgöl Heykeli, tabanda açılan bir deliğe oturtulacak şekilde yapılmış, yüz hattı belirgin, göz kısmı obsidian ile süslenmiş neolitik dönemden yani yaklaşık olarak 11,500 yıl öncesinden bize bakıyor. Heykel dünyanın bulunan en eski gerçek boyutta yapılmış heykeli olarak anılıyor. 1.80 metre yüksekliğindeki heykelde dikkat çeken bir özellik ise, ellerinin duruşunun hem Göbeklitepe hem de Nevali Çori’dekiler gibi yandan sarkıp önde birleşik olması. Erkeklik organın da detaylandırıldığı heykel, tarihte var olan ilk Tanrının bir Tanrıça yani dişi olduğu bilgisini de şüpheli kılıyor. Yani insanların inandığı ilk Tanrı, şimdiye kadar bilindiği gibi bir dişi değil, bir erkek olma ihtimali çok daha yüksek. Bu müzede Göbeklitepe de bulunan bir çok kalıntıyı da görme şansınız var. Tabii açıklamaları ile beraber.


Şanlıurfa Müzesindeki Göbeklitepe

Müzedeki Göbeklitepe dememizin asıl nedeni, Göbeklitepe’yi ziyaret edemeyecek olsanız bile, orada göreceğiniz kalıntıların kopyalarının, müze içerisinde de sergileniyor olması. Hatta, kalıntıları görecek dahi olsanız, bu müzeye yine de gelmelisiniz. Çünkü Göbeklitepe’de gezebileceğiniz alan, doğal olarak sizin alanın içerisine girmenizi engelleyecek şekilde yapılmış. Ancak müzede, birebir kopyalarının arasında, kafanızda onlarca soru ve meraklı gözlerle gezebilme şansınız var.

Göbeklitepe Müze

Göbeklitepe hakkında bilinenler

Bunca ön ve yan bilgi verdikten sonra, size artık Göbekli’yi anlatmanın zamanı geldi. Daha iyi anlayabilmeniz için verdiğimiz bilgilerin sizi sıkmadığını umarak, asıl bilgilere geçebiliriz.

Göbekli bir tapınak mı?

İlk bulunduğu zaman akla ilk gelen şey, buranın bir tapınak veya ritüel alanı olduğu yönündeydi. Hatta Dünyanın en eski tapınağı keşfedildi diye düşünüldü. Zira benzer bir yapı olan Stonehenge de tam olarak ne olduğu bilinmeyen bir yerdi. Gerçi orası Göbekli’den yaklaşık 4500 yıl sonra yapılmıştı. Sonradan Stonehenge için mezarlık olduğu görüşü ağırlık kazandı. Göbekli ise bir tapınak izlenimi vermekten çok, bir toplanma alanı hüviyetinde. Buraya tapınak gözüyle bakmak, buradan çıkanlara ters düşüyor. Herhangi bir sunak veya adak alanı olmaması, kazı esnasında adak olarak sunulan canlı kalıntılarının olmaması da, tapınak olmama ihtimalini arttırıyor.


Buranın inşaatı nasıl gerçekleşti?

Herşeyden önce, Göbeklitepe’de bulunan taşların, hemen etrafta bulunan taşlardan olduğunu söylemek gerek. Yani özellikle T şeklindeki taşlar, yatay halinde etraftaki taşlardan yontularak yapılıp buraya taşınmışlar. Bir diğer önemli nokta ise, en büyük dairesel yapının, en eskisi olması. En derin noktadan yüzeye doğru gelindikçe, bu dairesel yapılar hem küçülüyor, hem de T taşların boyu kısalıyor. Üzerlerindeki işçilik de daha gelişigüzel bir hal alıyor. Kısaca en eski yapı en güzel ve en büyüğü.Göbekli ufak daire

Göbeklitepe’yi yapanlar burada mı yaşıyorlardı?T taş

Hayır. En azından şimdilik bilinen gerçek, etrafta bir yerleşim izi ve mezarlığa rastlanılmamış olması. O dönemde insanlar daha ufak topluluklar halinde ve avcı/toplayıcı şeklinde yaşamlarını sürdürüyorlardı. Zaten burayı önemli kılan nokta, ufak topluluklar halinde yaşayanların bir araya gelerek, belkide yüzlerce taş ustasının ve işçinin, ihtiyaçlarını karşılayarak burayı yapmalarına imkan sağlamaları. Bu çok ciddi bir hiyerarşi ve çalışma düzeni gerektiriyor.

T Taşlar neyi ifade ediyor?

Göbeklitepe’de bulunan T şeklindeki taşların insanları temsil ettiği söylenmekte. Zaten bunu taşlara bakınca da anlayabiliyorsunuz. Taşların yan kesimlerinden ön taraflarına geçen, kol ve el motifleri var. Ancak Balıklıgöl Heykelini yapabilenlerin neden T taşlara insan yüzü yapmadıkları bir başka tartışma konusu. Gerek alanın değişik yerlerinde gerekse T taşlar üzerinde hayvan motiflerine rastlıyorsunuz. Ancak bunlar, mitolojik yaratıklar değil. Tamamı bu bölgede yaşayan vahşi hayvanların motifleri. Belki bir güç, belki de koruma anlamı ifade etsin diye konulmuş olabilirler. Daha önceleri buranın üstü açık bir alan olduğu düşünülse de, özellikle D Yapısı olarak adlandırılan dairenin gerek tabanı gerekse duvarlarındaki sıvaların iyi korunmuş olması, üstlerinin kapalı olarak inşa edildiğini göstermekte. Yani bu daireler, ortada bulunan 2 büyük ve yanlarda bulunan 10 kadar daha küçük T taşları kullanılarak tepeleri kapatılmış alanlardı.


Göbeklitepe’de T taşların haricinde ne bulundu?

Göbeklitepe’de bulunanlar daha çok buradaki üretim ve tüketim faaliyetlerine yönelik şeyler. Etraf alanda çok sayıda taş işçiliği ile ilgili kullanılan malzemelerin bulunması, buradaki heykel ve taşların yine burada yapıldıklarına işaret ediyor. Bunun haricinde yine çok fazla miktarda avlanmış hayvan kemikleri bulunmuş durumda. Tamamı et tüketimi için avlanan hayvanlar bunlar. Yani ehlileştirilmemiş olanlar. Bunun yanı sıra yine yemek için toplanmış bitki kalıntıları da bulunmakta. Daha da önemlisi, hacimleri 160 litreye kadar ulaşan ve içinde bira tutulduğu düşünülen büyük kaplar var. Kapların bilimsel incelemesi sonucunda alkollü içecek barındırdığı düşünülüyor. Tüm bunlar buranın bir anlamda şölen etkinlikliklerine de ev sahipliği yaptığı izlenimini oluşturuyor.  Doğum yapan kadın

Yine bir başka dikkat çekici nokta ise, tüm Göbeklitepe alanı içerisinde, kadın şeklinde bir heykel, çizim veya kadınlar ile ilgili bir malzeme olarak tek bir taş üstü kazılmış figür bulunmuş durumda. Bu figürde çok net bir şekilde bacakları iki yana açılmış kadın motifi var. Cinsel organ bölümünde ise dışarıya doğru çıkmakta olan bir şeyler çizilmiş. Bunun bir doğum sahnesi olma ihtimali var. Eğer öyle ise, dünya tarihinin en eski doğum sahnesini gösteren bir kalıntı olduğunu söyleyebiliriz. Bu kalıntıyı Şanlıurfa Müzesinde görebilmektesiniz.

Göbeklitepe terk mi edildi?

Yazının başlarında da belirtildiği gibi, aslında bu alan, genel olarak değişik zaman dilimlerinde, aynı amaç için üst üste yapılmış bir yapılar topluluğu. Burada geçen zaman dilimi ise binlerce yıl olarak ölçülüyor. Bir dairenin üstüne veya yanına, değişik zaman dilimlerinde daha küçük olmakla birlikte başkaları eklenmiş. En üst katmanlara gelindiğinde ise, T taşlar daha küçük, üstlerinde bulunan motifler ise daha özensiz yapılmış durumda. Arkeologlar bu durumu, bu alanın önemini gittikçe yitirmesinden dolayı giderek küçülen yapıların, daha az emekle inşa edildiği şeklinde açıklamaktalar.

Göbeklitepe Hayvan Heykelleri

Bunun yanı sıra, Göbeklitepe’deki bu dairelerin tamamının bilinçli bir şekilde, önce içleri temizlenip, ardından üstlerinin toprakla örtüldüğü düşünülüyor. Hatta arkeologlar, bu sebeple, burayı yapan veya kullananlara ait kalıntıların bulunamadığını düşünüyorlar.

Yakın noktalarda bir yerleşim yerinin olmaması, burayı bir sebeple bir toplanma alanı olarak düşündürürken, yerleşim yerlerinin büyüyerek nüfuslarının artması sonucu, bu tür toplanma alanlarının ortak bir nokta yerine, yerleşim yeri yakınına yapıldığı ve bu sebeple Göbeklitepe’nin kullanımının giderek azaldığı görüşü öne sürülüyor. Bu az kullanım nedeniyle en son noktada, üstünün tamamen kapatıldığı ve unutulmaya terk edildiği düşünülüyor.

Ancak yerel halk için burası her zaman kutsiyet arz eden bir tepe olarak anılmış.

Sonuç olarak

Göbeklitepe, bir kaç yıl öncesine kadar gerek yerli gerekse yabancı turistin pek bilmediği bir yer olsa da, günümüzde gerek Bakanlık gerekse turizm paydaşları tarafından yapılan çalışmalar ile hak ettiği üne kavuşmakta olan bir yer. Henüz tam bilinirlik seviyesine ulaştığı söylenemez ancak, yapılan çalışmalar önümüzdeki bir kaç yıl için daha umut verici. Buluntular hem tüm dünya, hem de Türkiye için son derece önemli. Onun hakkında bizim burada yazdıklarımız dahil, şu ana kadar bilinen her şey, burada veya başka bir alanda yapılacak yeni bir keşifle, tamamen yanlış bir duruma düşebilir. Ama sonuç olarak, UNESCO Dünya Mirası Listesi içerisine giren bu tarihi yeri mutlaka görmeniz gerekir diyebiliriz.

Oman Air

Oman Air Türkiye Ofisi Bahar Kampanyası Başladı

Oman Air Türkiye Ofisi Bahar Kampanyası Başladı

Oman Air Türkiye Ofisi, Kasım 2018 tarihinde açıldıktan sonra, çalışmalarını daha da hızlandırdı. Sinbad’ın memleketi Umman’ın Milli Havayolu olan Oman Air, her yıl Skytrax tarafından yapılan Havayolları derecelendirmesinde de gerçekleştirdiği atakların meyvesini toplamaya başlamıştı. 2018 yılında dünyanın en iyi havayolları sıralamasında birçok havayolu firmasını geçerek 44. sıraya yükselmişti.

Türkiye Ülke Müdürü olan Eda Büyükakkaş ve ekibinin de çalışmalarıyla, oldukça uygun fiyatlar seyahat pazarına sunulmaya başlanmıştı.

Bu çalışmaların bir parçası olarak Oman Air Bahar Kampanyası 1 Mart 2019 Cuma günü itibarıyla başlamış olacak. Kampanya dahilinde seyahat etmek isteyenler Dünya’nın değişik noktalarına gerek Ekonomi, gerekse Business Sınıfı koltuklarda 480 USD’den başlayan fiyatlar ile seyahat edebilecekler.

Seyahat planı yapanlara zevkle duyurulur.

Çarşı girişiweb

Anafartalar Çarşısı : Güzelliği Adında Saklı

Anafartalar Çarşısı : Güzelliği Adında Gizli

Soğuk bir Ocak sabahı Ulus’ta, şehrin tarihinin en önemli tanığı olan Anafartalar Çarşısı ’ndayız. Toplumsal hafızaların asla silinmeyen, silinmemesi ve korunması gereken mihenk taşları vardır. Bu çarşı Ankara için işte o mihenk taşıdır.

Çarşı’nın hikâyesi 1960’lı yılların başında, Ankara İmar ve Emlak İşletmesi T.A.Ş.’nin açtığı yarışma ile başlamış. Yarışmayı Tayfur Şahbaz, Ferzan Baydar ve Affan Kırımlı’nın projesi kazanmış. Çarşının dekorasyonunu mimar Ruşen Dora yapmış.

Kimi Ankaralılar "yürüyen merdivenli", kimileri "dönen merdivenli çarşı" olarak hatırladığı Anafartalar’da, herkesin birkaç anısı mutlaka vardır. Anısı olanlardan biri olarak çarşıya girdiğimiz an o eski yıllar gözümüzde canlandı. Ankaralıların iyi bildiği Gima market uzun yıllar burada hizmet vermişti. Anafartalar Ankara’nın ilk yürüyen merdivenli çarşısı olma özelliğini taşırken bir de Gima’nın yürüyen merdivenleri o dönem burayı cazibe merkezi konumuna getirmişti. Yerlerdeki karo taşlar, geniş dükkânlar, oyuncakçılar, saatçiler, büyük ve ferah koridorlarıyla Ankaralılar için çok önemli bir çarşı durumundaydı. 

 

Sanat Galerisi mi, Halk Çarşısı mı?

Duvarda sanat 5web

Anafartalar bir çarşı olmanın çok ötesinde bir müze konumunda.. Çarşıya girer girmez sizi karşılayan, neredeyse her koridorunda birer sanat eseri arz-ı endam ederken, önünden geçenler bunun farkında mı? Füreya Koral, Seniye Fenmen, Attila Galatalı, Arif Kaptan, Cevdet Altuğ ve Nuri İyem’in eserleri çarşının iç duvarları, kolonları ve merdiven boşluklarında yer alıyor. Çarşının içindeki seramik, rölyef ve resimlerde insan, doğa, doğadaki dönüşüm süreçleri, evrenin sonsuzluğu ve ay kraterlerinin özellikleri anlatılmış.

Çarşı hatırat 2web

Çarşının Tarihi

Çarşı 10 Kasım 1964 senesinde açılmış. İçindeki eserler de o tarihten beri orada. Eser sahibi sanatçılar, inşaat sürerken sabah günün ilk ışıklarıyla buraya gelip eserlerini yapmaya başlar, gün kararana dek çalışırlarmış. İlmek ilmek, emek emek çalışılarak koca çarşı adeta bir sanat müzesi haline getirilmiş. Bu eserlerin bir örneğinin sadece Fransa’da olduğunu biliyor musunuz? Böylesi önemli eserler bugün ne durumda? Bir dönem kültür ve sanatın başkenti diye gurur duyduğumuz Ankara’nın sakinleri bu eserleri biliyor mu? Bilinmiyorsa iğneyi biraz da kendimize batırıp, bu kıymetli eserleri anlatmaya devam etmeliyiz. Her birey kendi sorumluluğunu bilirse kıymet bilenler artar belki? Kim bilir?..

Ya Yıkılırsa! Var Mı Böyle Bir İhtimal?

Çarşı içinde gezmeye, bu eserleri incelemeye devam ediyoruz. Böylesi kıymetli eserlerin birçoğunun önünde mağazalara ait elbise askıları, çorap seleleri var. Onları bir kenara çekip eserleri görmek isterken esnafın tepkisiyle karşılaşıyoruz. Gezi boyunca Hacettepe Üniversitesi Güzel Sanatlar mezunu Ressam Demet Köken bize eşlik ediyor ve eserler hakkında bilgi veriyor.

Birden Çok Sanatçının Komplike Galerisi

Füreya Eserweb
Büyük seramik eserweb
Sütun eserweb

Anafartalar Çarşısı’nın Ulus Çarşısı’na bakan kapısında Attila Galatalı’nın büyük seramik panosu çarşıya girenleri karşılarken, ikinci giriş kapısında Füreya Koral’ın çamur sanatı temeline yatan eseri yer alıyor. Diğer katlarda Füreya Koral’ın daha küçük boyutlu ikişer seramik panosunu, bir başka usta kadın seramik sanatçısı Seniye Fenmen’in ise ikişer çalışmasını görebiliyoruz.. Arif Kaptan, Nuri İyem ve Cevdet Altuğ’un yapıtları ise çarşının birinci, ikinci ve üçüncü katlarındaki kolon ve duvarlarda sergileniyor. Yürüyen merdivenin yanındaki duvarlarda ise Cevdet Altuğ’un duvar rölyefi bulunuyor. Füreya Koral demişken, Ayşe Kulün’in Füreya’sını anımsıyoruz. O meşhur Füreya yoksa sanatçı Füreya’mı? Merak ediyorsak, kitabı okuyalım bakalım, görelim kimmiş?

Çarşı içi sanatweb
Duvarda sanat3web

Sakin bir çarşı

Anafartalar Çarşısı’nda eski hareketlilikten eser yok. Fakat esnaf işinin başında. Zemin katla birlikte 5 kattan oluşan çarşının büyük bölümünde gelinlik, abiye ve nişan kıyafetleri satılıyor. Üst katta yabancı ve ucuz ürünlerin satıldığı dükkânlar oldukça hareketli. Onun dışında koridorlar sessiz, eserler ilgisiz ve yalnız.

Türk seramik sanatı açısından bir okul niteliği taşıyan Anafartalar Çarşısı, sadece bu özelliğiyle bile görülmeye değer.

Çarşı esnafweb
Çarşı içiweb
Sanatsal açıweb

Çanakkale'de Anafartalar Geçilmedi. Peki ya bu Anafartalar Çarşısı?

Çanakkale’deki büyük destan olan Anafartalar Zaferi’nden adını alan bu çarşı milletindir. Bir dönem yıkılacağına dair haberler çıkmıştı. Uzun süredir ses yok. Bu duruma dikkat çekmek için çarşı içinde kilitli camekân içinde bir köşe oluşturulmuş. Dünden günümüze fotoğrafların ve çarşı hakkında bilgilerin yer aldığı köşeyle yıkım kararına karşı bir tepki oluşturulmak istenmiş. Dileriz bu karar kaldırılmış olsun. Dileriz şehrin hafızası silinmesin. Dileriz başta Anafartalar Caddesi ve Çarşısı olmak üzere Ulus ve Kızılay bölgesi eski değerine kavuşsun. Cumhuriyet eserleriyle dolu bu bölgelere itibarları geri kazandırılırsa, şehir kimliğini geri kazanır. Aksi halde bu ülkenin başkenti bir AVM çılgınlığında boğulup gider.

Anafartalar Çarşı Önü Heykelweb
Ya yıkılırsaweb

Anafartalar Çarşısı’nda gezilip, alışveriş edilen; sonra çıkıp Akman Pastanesinde boza içilen günlere selam olsun.. Yazının sonunu Ayşe Kulin’in o güzel romanından bir alıntıyla getirirken, Anafartalar’ın önünde bir duvara çıkıp Atatürk Heykeli’nin gölgesinde bugünkü Ankara’yı seyre dalıyoruz…

 

Yazı ve Fotoğraflar : Gonca SAĞLIK

world-1264062_1280

Seyahat Acentesi Daha Çok Önem Kazandı

Seyahat Acentesi Daha Çok Önem Kazandı

Her ne kadar İnternet üzerinden yapılan rezervasyon ve satış işlemleri artsa da, eski usul seyahat acentesi mantığının çok daha önem kazandığı, raporlara girmeye başladı. Son yıllarda ciddi oranda artış gösteren şahsi seyahat planlaması ve buna yönelik satış ve rezervasyon imkanı sunan İnternet siteleri, eski tarz (old school) acenteciliği öldürmek yerine canlandırıyor.

Biz de sizlere, ister kişisel, ister gurupla olsun, neden bir seyahat acentesi üzerinden tatil planlaması ve satın alması yapmanız gerektiğini yazdık.

1) Sizden daha bilgililer

Burada egonuzu bir yana bırakmanız gerekiyor. Siz yılda 3-5 kez geziyor olabilirsiniz. Bunun için kendi planlamanızı da yapabilirsiniz. Ama kabul edin, onlar her gün sizden daha fazla program hazırlayarak fiyatlandırıyor. Birçoğu bunu senelerdir yapıyor. Ve neredeyse dünyanın her yanına. Daha ucuza getirmek için eczaneden almak yerine hiç kendinize ilaç yaptınız mı? Ne alakası var demeyin. Bilmeden gezmek de, çoğu zaman mal ve  can güvenliği açısından tehlikelidir.

2) Seyahat Acentesi Talebe Göre Destinasyon Önerir

Bireysel, aile veya gurup gezisi fark etmez. Her yer, her tür geziye uygun değildir. Küçük guruplar ile gidebildiğiniz yerler, belli sayıların üzerine çıkılmasına uygun olmayabilir. Gece eğlencesi ile ün salmış bir noktaya, küçük bebekle bir aile gezisi yapmak yanlış olur. Acenteler, internet üzerinden size bir şeyler satmak yerine, size nerenin daha iyi geleceğini anlamaya çalışırlar. Buna göre size bir tavsiye verirler.

3) Sizce Kaç Uçak Bileti Sınıfı Var?

En ucuz uçak biletiBu soruya büyük çoğunluğunuz, Ekonomi- First- Business diye cevap verecektir. Oysa neredeyse alfabedeki her harf ile temsil edilen bilet sınıfları bulunmakta. En ucuzu Z Class, iptal edilemeyenler, V klas vs. vs. Siz bilet almak için her hangi bir biletleme sitesine girdiğinizde bunların hiç birini görmezsiniz veya bilemezsiniz. Sadece gitmek istediğiniz tarihe ve sınıfa göre size otomatik bir bilet keser sistem. Oysa o bileti o anda çok daha ucuza, bir acente üzerinden girip alabilirsiniz. Veyahut 15 gün sonra giderseniz, çok daha ucuza alabileceğinizi söyler acente.

4) İnternet siteleri için siz 1 ve 0’sınız.

Internet sitelerinde belirtilen bir çok bilgi aslında gerçek bile olmayabilir. Çünkü bu tür satış sitelerindeki otel, restoran ve benzeri yerlerin bilgi girişini o siteler kendileri yapmamaktadır. Bir internet satış sitesi açısından siz, siteye girip, belli bir süre içinde kredi kartı ile ödeme yapan veya yapmayan birisinizdir. Yani ya 1’siniz ya da 0’sınızdır. Oysa acenteler için X Bey, Y Hanım olarak bir önem taşırsınız. Arzularınız ve taleplerinize en uygun oteli veya restoranı size tavsiye ederler. Nereden mi biliyorlar. Bu onların işi.

5) Şikayet etmek için muhattap bulmak

Şaka gibi gelebilir ama, bir havayolu şirketine şikayet için telefon açsanız, sesli yanıt sistemine yönlendirilirsiniz. Veyahut bir otel satış sitesi konu ise, e-posta atın derler. Ama biletinizi kestirdiğiniz, otel voucher’ınızı aldığınız acente, siz gezinizi bitirip eve geri dönene kadar sırat köprüsü üzerinde gibidir. Başınız sıkıştığında anında arayacağınızı bilirler. Tabi siz yinede bir telefonda saatlerce bekletilmeyi, veya cevabını alamayacağınızı bilmenize rağmen defaatle e-posta atmayı tercih edebilirsiniz.

6) Kurumsallığa karşı bireysellik.

Don Kişot olup Devlere (pardon Yel Değirmenleri’ne) savaş açmak isteyebilirsiniz tabi. Ancak gerek oteller, gerek havayolları firmalarına karşı, seyahat acentesi hep yolcunun yanındadır. Zira yolcuyu oraya yönlendiren ve daha sonra sürekli yüz yüze gelecek olan O’dur. Oluşabilecek istenmeyen durumlarda,  bireysel olarak sizin hiç bir şansınızın olmadığı noktalarda bile seyahat acenteniz, size karşı oluşturulan mağduriyeti kolaylıkla çözebilir.

7) Sanıldığının aksine, seyahat acentesi ile gezmek daha ucuzdur.

Bu nasıl olabilir demeyin. Birçok biletleme firması ve hatta otel sitesi, size kendilerinin çok daha uygun fiyat verdiğini söyleyebilir. Tabii kahvaltı, vergiler, servis ücreti ve ekstra gizli masraflar dahil edilmeden önce. Ancak seyahat acenteleri, çok özel bazı durumlar haricinde ya aynı fiyata, ya da çok daha uygun fiyata size aynı servisi sağlamaktadır. Zira uçak bileti satış fiyatı zaten sabittir. Oteller ve diğer yan turizm servisleri acenteye yaptıkları indirimi size vermezler. Sonuçta siz belkide hayatınızda sadece bir kere o otelde kalacaksınız ama o acente her gün onlarca yolcu gönderecek.

Tüm bunlar, gerek Türkiye’de gerekse yurt dışında, yolcuların daha da bilinçlenmeye başlamaları sonrası, Seyahat Acentesi ile gezmenin çok daha önemli olduğunu göstermeye başladı.

Bu konuda daha önce de yazdığımız bir başka yazı olan “Gezmenin de Adabı Var” başlıklı yazımıza da bir göz atabilirsiniz.

 

Telefonlar 2019

Cep telefonu Malezya’da hala ucuz

Cep telefonu Malezya’da hala ucuz

Cep telefonu teknolojik olarak ilerlemeye ve doğal olarak da pahalanmaya devam eden bir ürün. Özellikle son bir yıl içerisinde Türk Lirasının değer kaybı bu pahalılıkta önemli bir sebep. Telefonlara yapılan taksitlerin azaltılması ise Türk kullanıcıları oldukça zora sokmuş durumda.

Tüm bunlar yetmezmiş gibi, devlet, daha önce 135 lira olan yurt dışından getirilen telefonlar için uygulanan vergiyi, önce 500 liraya çıkardı. Ardından da yıl sonunda yeniden değerlendirme dahilinde 620 liraya eşitledi.

Biz de geçen seneki yazımızda yaptığımız gibi, bu sene de Malezya’da önde gelen üst kalite telefon fiyatlarını karşılaştırdık.

23 Şubat 2019 tarihi itibarıyla 1TL = 0,77 RM üzerinden yaptığımız değerlendirme, kendi marka dükkanlarında satılan fiyatları ile, Malezya’nın hala oldukça ucuz olduğunu gördük.

Iphone Xs Max 512 GB Türkiye’de 14,000 TL’ye satılırken Malezya’da 9,000 TL değerinde. Aradaki 5000 TL fark ile 2 kişi Malezya’ya uçak bileti alabilir veya 1 kişi uçak bileti dahil Kuala Lumpur’a 5 gecelik konaklama dahil gidebilir. Üstelik bu fiyat içine 620 TL’ye çıkan vergiler dahil. Kısaca Türkiye’den alacağınıza, Malezya’ya uçak bileti alıp, Kuala Lumpur’da 5 gece kalıp, aynı telefona sahip olarak dönebilirsiniz.

Samsung S10+ için de durum neredeyse benzer. Türkiye’de 7500 TL’den ön sipariş verilen telefon, Malezya’da yine dışarıdan getirme kayıt vergisi dahil, 4750 TL’ye mal oluyor. Aradaki fark ise 1 kişinin Kuala Lumpur uçak biletine eş değerde.

Huawei Mate 20 Pro’da da işler yine çok benzer.  Türkiye’de 8500 TL olan telefonun yurt dışından getirme kayıt vergisi dahil 5200 TL. Aradaki fark ise 1 uçak bileti ve 1 gece Kuala Lumpur konaklamasına denk.

Bu sene de gelenek bozulmuyor. Yani cep telefonlarınızı Malezya’dan alarak 2 kişi yurt dışı seyahati gerçekleştirebilirsiniz.

 

 

ucak-bileti

Uçak Bileti Almanın En Uygun Zamanı

Uçak Bileti Almanın En Uygun Zamanı

Uçak bileti, her seyahat etmek isteyenin en korkulu masraf kapısı. Özellikle de günümüzde, rahat ve hızlı seyahat etmenin anahtarı olan uçaklar gittikçe pahalandığı için tam bir korkulu rüya desek yeridir. Daha önceki yazılarımızdan birinde, ucuz uçak bileti bulmanın püf noktalarını yazmıştık. Bu yöntemler hala baki. Şimdiki yazımız ise daha bilimsel ve araştırmalara dayalı.

Amerika merkezli bir İnternet bilet satış noktası olan CheapAir.com her sene gerçekleştirdiği en uygun bilet alma araştırmasını 2018 verilerine göre yeniledi.

Firma yenilemiş olduğu araştırmasında 917 Milyon bileti ve 8000’den fazla pazarı incelemiş. Bildiğiniz gibi, çoğu büyük havayolu şirketi, artık İnternet ve bot sistemini kullanarak, uçağın biletlemeye açılması ve sonrasında düzenli olarak fiyatlar ile oynayarak, biletlerden elde edilebilecek maksimum kar ve doluluk oranını ayarlamaya çalışıyor. Firmanın çalışmasındaki ilginç noktalardan bir tanesi, uçağın bilet satışına açılmasından, uçtuğu zamana kadar geçen sürede, bilet fiyatlarının ortalama 62 kere değiştiği şeklinde. Yapılan çalışma da, biletinizi ne zaman alırsanız, daha ucuza veya pahalıya geleceği yönünde. Elbetteki bizim gibi seyahat etmeyi seven kitleler için bulunmaz bir rapor. Sizin için özetleyip, hap haline getirdiğimiz biletleme dönemleri bakalım nasılmış.

Açılış Fiyatı (Uçuştan 169-319 gün öncesi)

Erken rezervasyon kavramı otel ve tur gibi turizm bileşenlerinde ucuzluk ile birlikte anılsa da, anlaşılan havayolları bunu pek umursamıyor. Çünkü havayollarının uçaklarının bilet satışlarına açtıkları ilk dönem aslında sanılanın aksine en ucuz dönemleri değilmiş. Bileti erken almanın, istenilen hedefe bilet bulabilme açısından avantajı olsa da, ortalama +50$ fazladan ödeme yapmanız gerekecek. Yani bu sefer “Ne kadar erken, o kadar iyi” değil.

Kafam Rahat Dönemi (Uçuştan 122-168 gün öncesi)

Uçuş tarihinden yaklaşık 4-6 ay öncesinde alınan biletler için gittiğiniz yerin popülerliğine göre belki de en uygun zaman bu zaman. Çok popüler bir yere uçacaksanız bu dönemde bilet almakta fayda var. Ama orta derece popüler bir yere uçacaksanız, yine de +20$ gibi bir parayı fazladan vermiş olabilirsiniz. Her halükarda “Kafam rahat olsun” diyenler için uçak bileti alınması gereken dönem işte bu zaman aralığı.

En Uygun Uçak Bileti Dönemi (Uçuştan 21-121 gün öncesi)

Eğer bir önceki dönemde biletinizi almadıysanız, bu dönemi kesinlikle kaçırmamalısınız. Yine popülerlik derecesine göre geç bile kalmış olabilirsiniz. Ancak ortalama olarak bu dönemde alınacak olan biletler, en uygun fiyatlı biletler olarak istatistiklere yansımış.

Şansını Zorlama Dönemi (Uçuştan 14-20 gün öncesi)

Anladık. Kumarı oynamayı seviyorsunuz. Kötü haber şu ki, bu döneme kadar beklediyseniz, artık fazla bir şey ummayın. Hatta büyük ihtimalle fazladan bir fiyat vermeniz gerekiyor artık. Kısaca artık uçak dolmaya başladı. Yeterince yer kalmadı. Havayolları ise sizi etkileyen fiyattan çok, kendilerini kâra geçirecek fiyatlara dönmeye başladı. Tabii eğer gittiğiniz yer çok popüler değilse veya sezonu değilse, o taktirde hala uygun fiyata uçak bileti bulabilirsiniz.

Ateşle Oynama Dönemi (Uçuştan 7-13 gün öncesi)

Hani derler ya, ateş pahası diye. İşte o dönem bu dönem. Artık yerler iyice azaldı. Havayolları tok satıcı konumuna geldi. Sizin bütçeniz de onları pek ilgilendirmiyor. Mecburen gitmenin dışında, bilet almak için uygun zaman çoktan kaçtı. Ama mecbursanız, el mahkum bu fiyata bileti alacaksınız. Muhtemelen de en ucuz fiyatın ortalama +85$ kadar fazlasını ödeyeceksiniz. Kabullenin artık. Geç kaldınız.

“Bu fiyata uçak bileti mi olur” dönemi (Uçuştan 0-6 gün öncesi)

Başlık durumu aynen anlatıyor. Popüler bir uçuş noktası için büyük ihtimalle business veya first class koltuklardan başka koltuk kalmadı. Popüler olmayan bir yer için ise, hala ekonomi koltuklarında yer varsa da, havayolları sizin acil uçmanız gerektiğini biliyorlar. Dolayısıyla ne fiyat verirlerse alacaksınız el mahkum. İşte bu dönem ortalama +208$ fazladan para vererek uçacağınız dönem.

Peki biletleme günlerinin uçak bileti fiyatına katkısı var mı?

Biletinizi hangi gün aldığınızın öyle abartılacak bir katkısı yok. Çünkü firmanın yaptığı çalışmada, bilet kesim günleri arasında sadece %0.6’lık bir fark olduğu ortaya çıkmış.

Ancak hangi günlerde uçtuğunuz, bilete vereceğiniz parayı ciddi değiştiriyor.

Bu çalışma Salı ve Çarşamba günü uçulan uçakların bilet fiyatlarının en uygun fiyatlar olduğunu ortaya çıkarmış. Pazar günü uçmanın bedeli ise, normal fiyatın yaklaşık 2 katını verecek olmak. Yani siz siz olun, Salı ve Çarşamba gidin ama Pazar günü dönmeyin.

Uygun fiyata gezmek isteyenlere katkısı olması dileğiyle

(CheapAir.Com firmasının pazar çalışma sonuçlarıdır.)

 

 

Türk Pasaportlar

2019 Pasaport Fiyatları

2019 Pasaport Fiyatları

2019 Pasaport fiyatları, devletin kıymetli evrak yeniden değerleme işlemi sonrasında zamlanarak yeniden belirlendi. Her yıl düzenli olarak yapılan bu yeniden değerleme işlemleri sonrasında, daha önceki yıllarda uzun geçerlilik süresi olan pasaportlardan temin eden vatandaşlar ne kadar karlı bir iş yaptıklarını bir kere daha anlamış oldu. Yeni pasaport başvurusu yapacak olanları ise bir düşünce aldı.

Bu yıl %23.73 zam alan pasaportlar, yurt dışı seyahat hayali kuranları epey bir üzdü. Yeni yapılan değerleme pasaport ve diğer nüfus işlemleri için internet başvuru merkezi olan Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü’nün web sitesinde de duyuruldu.

Buna göre 1 yıllık pasaport ücreti 308.80 liradan 381.90 liraya çıktı. 10 yıllık pasaport bedeli ise 764 liradan 945.10 liraya çıkmış oldu.

Pasaport başvurularının nasıl yapıldığına dair detaylı yazımızı “Pasaport Nasıl Alınır” yazımızdan okuyabilirsiniz.

 

Yurt dışı gezi rehberi olarak hazırlanan Turrehberin'de sizlere, dünyanın birçok noktasını tanıtmanın haricinde, ülkemizden ilgi çeken yerleri de beğeninize sunuyoruz. Çeşitli gezi haberlerinin haricinde, kimi zaman garipsediğimiz olayları da sizlerle paylaşıyoruz. Gezginler için sanal bir Han olmaya başlayan sitemiz için, sizin de tavsiyelerinizi bekleriz. 

Bizi Takip Edin

  • TWITTER

    Bizi takip edin, haberdar olun

  • INSTAGRAM

    Instagram'da da varız

  • PINTEREST

    Bizi Pinlemeyi unutmayın!

  • FACEBOOK

    Takip edin ve Paylaşın

  • YouTube

    Abone olup video izleyebilirsiniz.

  • E-POSTA

    Soru sormak bedava :)

Copyright 2015 © All Rights Reserved / Tüm hakları saklıdır.

Hosted by PBS Tasarım

Site Haritası

Gizlilik Kuralları