
Köln Gezi Rehberi’mize hoş geldiniz. Roma İmparatoru Claudius, MÖ 50 yılında Köln’ü, German kabilelerinin saldırılarından korunmak için bir koloni olarak kurdu. 12. yüzyıldan itibaren kilise otoriteleri, Köln’ü Kudüs, İstanbul ve Roma’dan sonra kutsal şehir olarak kabul etti. Sancta Colonia (Kutsal Koloni) olarak da anılan şehirde, 1248 yılında Köln halkı ve kilise otoriteleri Köln Katedrali’nin temelini attı. Yapımı tam 632 yıl süren bu gotik tarzdaki katedral Kuzey Avrupa´nın en büyük ibadethanesidir. II. Dünya Savaşı´nda büyük yıkıntıya uğrayan şehir 1945´te savaş sona erdiğinde % 90 yıkılmış haldeydi. Savaş öncesi 800 bin olan nüfus, 104 bine düştü. Savaş sonrası hızla yaralarını sarmaya başlayan şehir, tekrar hızla büyümeye başladı. Yurt dışından gelen işçilerle şehir ekonomisi ve sanayisi büyük canlanma gösterdi. Şehir ile ilgili daha fazla bilgi almak isterseniz, şehrin tanıtım sitesine bakabilirsiniz.
Köln Gece Hayatı
Köln’ün gece hayatı yüzlerce bar, kulüp ve canlı müzik mekânıyla oldukça canlıdır. Kulüpler Jazz’dan elektronik müziğe, hip hop’tan teknoya kadar geniş bir yelpazede müzik türleri sunar. Altstadt-Nord, Südstadt, Vringsveedel, Ehrenfeld ve Mülheim bölgeleri gece hayatının merkezlerindendir. Şehirdeki kulüpler ve barlar hem yerel halk hem de turistler için eğlenceli bir deneyim sunarken, güvenlik açısından dikkatli olmak da önemlidir.
Köln Hediyelik Alışveriş
Türkiye’de yaygın olarak kullanılan kolonya aslında Köln’de ortaya çıkan ‘Eau de Cologne’dir. İlk olarak 1709’da Giovanni Maria Farina tarafından üretilen bu özel koku, daha sonra Wilhelm Mülhens’in 1792’de bir keşişten aldığı formülle ‘4711’ markasıyla ünlenmiştir. Glockengasse 4711 adresi bu markaya adını vermiştir. Köln’de bugün Farina Haus’u ve 4711 mağazasını ziyaret edenler, bu tarihi ve kültürel mirası yerinde görür ve orijinal şişelerden satın alır.
Köln’de Gezilecek Yerler
Augustusburg ve Falkenlast Kaleleri

Augustusburg ve Falkenlast Kaleleri Köln kentinden yaklaşık 20 km ötedeki Brühl’de bulunan 18.yy. Roccoco tarzı erken örneklerinden önde gelen bir kale ve av köşküdür. 1984 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesi‘ne eklenmiştir. O tarihten günümüze kadar geçen sürede ise Almanya’nın en çok ziyaret edilen yerlerinden birisi haline gelmiş durumda. 1284 – 1298 yılları arasında buraya yapılan ilk bina, geliştirilerek 1689 yılına kadar devam etmiş. Ancak Fransız işgali sırasında 1689 yılında havaya uçurulmuş. 1725 yılında eski kale malzemeleri ve alanları kullanılarak yeniden Barok tarzında yapılan kale şaşırtıcı şekilde asimetrik. Barok tarzı aslında simetrik olması gereken bir tarz. Ancak eski kale alanı kullanıldığından asimetrik yapılmış. Falkenlast av köşkü ise 1729-37 yılları arasında yapılmış. Kale-Saray tarzında olan her iki binanın etrafında ise oldukça geniş bir park alanı bulunmakta. Bonn’a yakın olmasından ötürü 2. Dünya Savaşı’ndan 1994’e kadar ki sürede, Augustusburg, Almanya Şansölyesinin misafirleri için konaklama yeri olarak da kullanılmış.
Köln Katedrali

Köln Gezi Rehberi’mizin en nadide parçalarından birisi hiç şüphesiz ki Köln Katedrali. Günümüzde UNESCO Dünya Mirası Listesi içerisinde bulunan Köln Katedrali, ziyaretçileri hem mimari ihtişamıyla hem de yüzyıllar boyunca süren inşa sürecinin büyüleyici hikâyesiyle karşılıyor. Ustalar yapımına 1248 yılında başlasa da maalesef bitiremediler. 1473 yılına gelindiğinde yönetici zümre inşaatı durdurdu; 1880’de ise yapıyı tamamlayarak Köln’e görkemli katedralini kazandırdı.
1950 ile 2005 yılları arasında da restore edilen yapının tüm hayatı boyunca inşaattan uzakta kalamaması gerçeğinin haricinde günde yaklaşık 20,000 ziyaretçi çekmesinin bir diğer nedeni ise orta çağdan günümüze yaşayan bir mimari olması. Almanya‘nın en fazla ziyaret edilen noktası olması haricinde, Kuzey Avrupa’nın da en büyük Gotik Katedrali konumunda. 1248 yılında inşaat başlamadan evvel de, bu noktada yerleşim olduğu bilinmekte. Hatta bu yerleşimlerden biri de M.S. 4. yy.’a tarihlenen eski bir Roma tapınağı. Bu tapınak daha sonra kiliseye dönüşür. 818 yılında yönetici zümre “Eski Katedral” olarak adlandırılan yapıyı inşa etti. 30 Nisan 1248’de ise günümüzdeki görkemli katedralin yapımına başlanmadan önce bu eski katedrali yıktılar.
St. Pantaleon Kilisesi

St. Pantaleon Kilisesi aslında Roma dönemi Köln şehrinde, şehir dışında kalan bir Roma Villasıymış. Kalıntıları kilisenin Crypt kısmında hala görülebiliyor. Kutsal Roma İmparatoriçesi İstanbullu (Bizans Prensesi) Theophanu buraya gömülmüş. 870 ile 955 yılları arasında Roma Villasını bir kiliseye dönüştürenler, Köln’ün tarihine büyüleyici bir iz bıraktı. Ancak 980 yılında kilise tekrar yapılarak, manastır içeren bir kiliseye dönüştürülmüş. 1618’de kilise Barok tarza dönüştü; 1794’te Fransızlar yapıyı ele geçirerek ahıra çevirdi. Prusya işgali esnasında 1815 yılında Protestan kilisesi haline gelen yer, 1890-92 yılları arasında restorasyon görmüş. 1922 yılında tekrar Katolik kilisesi olarak kullanılmaya başlanmış. 2. Dünya Savaşı’nda ağır hasar alan kilise daha sonra 1955-62 yılları arasında tamamen onarılmış. İçeride bulunan ve Yahudiliğin en önemli sembollerinden birisi olan “7 Kollu Şamdan” ilgi çekici.
Köln Teleferik

Köln Teleferik’e bizce tek yön olarak binmeniz keyifli olur. Ren Nehri’nin doğusu ile batısını birleştiren teleferik hattı yaklaşık 930 metre uzunluğunda ve 6 dakikalık bir yolculuk sunar. Avrupa’da nehir üzerinde kurulan ilk teleferiklerden biri olan bu hat 1967 yılında açılmıştır. Eski şehir ve Köln Katedrali’ni tepeden görmek için mükemmel bir fırsat sağlar. Nispeten yavaş hızı sayesinde özellikle Köln Katedrali’ni güzel açılardan fotoğraflayabilirsiniz. Tek yön bilet alarak karşı tarafta bulunan parka geçer ve özellikle çocuklu aileler için ideal olan bu alanda vakit geçirirsiniz. TTeleferik Nisan’dan Ekim’e kadar her gün 10:00–18:00 arasında çalışır; son seferi ise 17:45’te yapar. Ancak rüzgarlı havalarda geçici kapanmalar olabileceğini unutmayın.
St. Gereon Kilisesi

St. Gereon Kilisesi ilginç yerlerden birisi. Bazı yerler vardır nasıl anlatacağınızı bilemezsiniz. İşte burası da öyle bir nokta. Araştırmacılar, ismine ilk olarak 612 yılında rastladı; binanın izlerini ise 1151 yıllarında buldu. Bugün hâlâ görülebilen Roma duvarlarının üzerine kurulan yapıyı 1227 yılında tamamladılar. Bina hiç ama hiç simetrik değil. Sanki rastgele taşlar konmuş gibi. Belki de onu ilginç kılan şey de bu. Ayasofya‘nın 6. yy.’da inşa edilmesinden sonra Floransa‘daki Floransa Katedrali‘nin yapılışına kadar en büyük kubbe burası imiş. Köln’de yer alan 12 tarihi kilise yapısından bir tanesi. Romenesk tarzında inşa edilen kilise 1920 yılında minör bazilika olarak kabul görmüş. Görülmeye değer bir yapı. Kaçırmayın.
Romano-Germanic Museum

Romano-Germanic Museum, Köln’ün Roma dönemini anlatan arkeolojik müzesidir. Roma dönemine ait bir villanın kalıntıları üzerine inşa edilen müze 1974 yılında açılmıştır. Müzenin en önemli eserlerinden biri, M.S. 220 civarına tarihlenen ve yaklaşık 70 m² büyüklüğündeki Dionysos Mozaiği’dir. Ayrıca villa önündeki Roma yolu korunmuş. M.S. 40’tan kalma Lejyoner Poblicius’un mozolesi sergilenmektedir. Müze, Roma dönemi cam eşyaları konusunda dünyanın en büyük koleksiyonlarından birine sahip olup, Köln’ün geçmişini ve Roma İmparatorluğu kültürünü keşfetmek için mutlaka ziyaret edilmesi gereken bir yerdir.
Wallraf-Richartz ve Ludwig Müzesi

1824 yılında Franz Ferdinand Wallraf, değerli koleksiyonunu Köln belediyesine miras bıraktı. Böylelikle Franz Ferdinand Wallraf şehrin kültürel mirasına unutulmaz bir armağan sundu. Bu adım, bugün sanatseverlerin Avrupa’nın en önemli müzelerinden biri olarak ziyaret ettiği Wallraf-Richartz Müzesi’nin doğuşunu hazırladı. Johann Heinrich Richartz, 1854’te yaptığı bağışla müze binasının inşasını başlattı ve 1861’de kapılarını ziyaretçilere açtı.II. Dünya Savaşı’nda ağır hasar gören müze, 1976’da Peter ve Irene Ludwig’in modern sanat koleksiyonunu şehre bağışlamasıyla yeni bir döneme girdi. Wallraf-Richartz ve Museum Ludwig, 1986’da aynı çatı altında açıldı; ancak 1994’te ayrılarak bağımsız kurumlar haline geldiler. Bugün Wallraf-Richartz Müzesi Orta Çağ’dan 19. yüzyıla kadar Avrupa sanatını sergilerken, Museum Ludwig 20. yüzyıl ve çağdaş sanatın en önemli koleksiyonlarından birine ev sahipliği yapmaktadır. Ziyaretçiler, Rembrandt, Renoir ve Manet’den başlayıp Picasso ve Pop Art’a uzanan geniş bir yelpazede eserleri keşfeder.
Köln Eski Şehir

Köln’ün eski şehir merkezini gezerken Ren Nehri boyunca uzanan dar sokaklarda tarihi dokuyu hissedebilirsiniz. St. Georg Kilisesi gibi Romanesk yapılar bu bölgede öne çıkar. II. Dünya Savaşı sırasında şehrin yaklaşık %70’i yok olmuş, binalar 1950’lerden itibaren aslına uygun şekilde yeniden inşa edilmiştir. Bugün eski belediye binası ve çevresindeki meydanlar popüler ziyaret noktalarıdır. Altstadt’ın dar sokaklarında yürürken kendinizi Orta Çağ’ın büyüleyici atmosferinde bulursunuz. Tarihi dokunun arasında dolaşırken, Köln’ün özgün kültürünü bölgedeki restoranlarda ve geleneksel bira evlerinde doyasıya yaşarsınız
Hohenzollern Köprüsü

Köln Gezi Rehberi’mizin en ilginç noktalarından birindeyiz. Hohenzollern Köprüsü, Köln’ün en ikonik yapılarından biridir. 1911 yılında tamamlanarak Ren Nehri üzerinde Köln Katedrali’nin hemen yanında yükselmiştir. 1.342 metre uzunluğunda ve 26 metre genişliğinde olan köprü, II. Dünya Savaşı sırasında ağır hasar görmüş, 1945 sonrasında yeniden inşa edilmiştir. Günümüzde yalnızca demiryolu ve yaya geçidi olarak kullanılan köprü, Almanya’nın en yoğun kullanılan demiryolu köprüsü olma özelliğini taşır ve Köln Merkez Garı ile Köln Messe/Deutz istasyonlarını birbirine bağlar. Binlerce çiftin taktığı aşk kilitleriyle romantik bir sembol haline gelen Hohenzollern Köprüsü, Köln Katedrali ile birlikte şehrin en çok fotoğraflanan noktalarından biri olarak hem tarihî hem de kültürel açıdan büyük önem taşır.
Böylelikle Köln Gezi Rehberi’mizin de sonuna gelmiş oluyoruz. Size şimdiden iyi geziler dileriz.
Benzer şekilde hazırladığımız Almanya’nın diğer şehirlerini anlatan gezi rehberlerimize de göz gezdirebilirsiniz.
Berlin Gezi Rehberi / Frankfurt Gezi Rehberi / Münih Gezi Rehberi / Hamburg Gezi Rehberi / Dresden Gezi Rehberi / Almanya Diğer İlgi Çeken Bölgeler / Almanya Dünya Mirası Bölgeleri







